62:İhanetin Bedeli

387 8 1
                                        

3 gün sonra
  "Leydi Milena!"atlı bir adam Milena'nın yanına geldi.Milena bunun beklediği haber olduğuna emindi.Sabahın bu kadar erken saatinde geleceğinden bi'haberdi sadece.Kötü giyimli adam atından indi.Hizmetkârlar merakla gelen adama bakarken,Milena hepsini kovaladı."Zoella,sen dur!"diye emretti.Onun herşeyden haberi var.Masella olup biteni dinleyip leydisine haber vermek istiyordu ama onu da göndermişlerdi.

   "İstediğim haberi getirdin mi?"diye sordu Milena.Zoella merakla adama bakıyordu.Adam gülümsedi.Adam kukuletasını çıkartınca,onun gönderdiği suikastçi olmadığını fark etmesiyle irkildi Milena.Bir adım geri attı."Sen?"dedi.Zoella leydisinin önüne atılarak,"Bayım ne istiyorsunuz?"diye sordu.Milena neden günlerce beklediğini anladı.Adam işi becerememişti.Bu adam da kim bilir ne için gelmişti?Talihine, Kaeta'yı sormamıştı."Size leydi Lensia'dan mektup var."dedi adam şaşırarak.Milena içinden lanet etti.Ölmüş olması gerekirken,mektup yolluyordu kadın."Kabiliyetsiz herif!"dedi fısıldayarak.Mektup getiren adam iyiden iyiye şaşırarak ata geri bindi.

  "Ölmemiş leydim."dedi Zoella adam gidince.Milena ona döndü,"Öyle mi olmuş?!Ben de mezarından yazdı diye düşünüyordum Zoe!"Zoella,"Affedin düşe..."derken Milena sinirle ona tokat attı."Git!Gözüme görünme bir daha!"diye bağırdı.Zoella eğilip,hızlıca koşarak gitti.

   Mektubu hemen açtı."Milena,dişi örümcek...Demek gözünü bu kadar kararttın.Bundan sonra üzerinde koca bir gölgeyim!Annemi aldın benden.Gönderdiğin köpek annemi uykusunda hançerlemiş. Artık benden kork,Milena.Annemin intikamı geciktirmeyeceğim..."

***

   Öğleden sonra,casus Masella ve leydi Milena beraberce oturuyordu.Keskin sonbahar rüzgarı,sarıp sarmalıyordu genç kadını.İçinde bir parça eksik gibiydi.Suçluluk muydu,bu kötü his?Kalbi huzursuzlukla sarsıldı.Rahatlamam gerekirdi.Fakat olmuyordu,içi buruktu.

  Bir kadın atlı,kapıya yanaşınca herkes ayaklandı.Birşey ters gidiyor.Atlı,atı zor durdurdu.Çok,çok hızlı gelmişti nereden geliyorsa.Kadın,öksüre öksüre leydinin önünde durdu."L-leydim acele etmeliyiz.Oğlunuz,oğlunuzu... idam edecek kral."Zoella,aniden ağlamaya başlarken,Milena elini ağzına koyarken çığlık attı."S-size haber vermeyeceklerdi.Zor gelip,haber verdim.Acele etmeliyiz."

  Koşup,kahverengi ata bindiler.Milena at binmeye alışık değildi.At rüzgar gibi yol alırken, Milena,"Ama neden,neden?"diye sordu."İhanet,leydim.Bu ihanetin bedeli.O kız ve lord-lordumuz...Beraber...basılmış."

  Doru atın,saray bahçesine girişi tüm atmosferi değiştirdi.Muhafızlar,halktan içeri girebilsinler diye kapıyı açtıklarından,girişlerini engelleyememişlerdi.Attan düşercesine indi Milena.Oğlu oradaydı.Uyusun diye saçlarını okşadığı,masallar anlattığı tatlı oğlu.Orada,beyaz bir elbise giymişti.Önünde bir ağaç kütüğü,elleri arkadan bağlı...

  Kral,gözlerini saçları dağılmış,kıyafeti lekeli düşes Milena'dan kaçırdı.Öğrenmesini istememişti.Eve ölüm haberini gönderecekti,burada olsun istemiyordu.Kadın,koşup kralın ayaklarına kapandı."Hayır,hayır! Oğlumu bırakın!"O an,oğlunun yanında diz çökmüş,burnu kanayan ve ağlayan Dollie'yi gördü.Masella'nın kızı.Aslında Masella'nın sahte kızı.Onun da elleri arkadan bağlıydı ve ağlıyordu.Sonra,prensesi gördü.Buz gibi gözleriyle,idamı seyrediyordu.Kral ayakta,o bir tahttaydı.Sonra prensese döndü.Elleri delicesine titrerken,"Prensesim,prensesim ne olur..."Bahçeyi soylu ve halktan insanlar dolduruyordu.Tam şurada,evlenmişlerdi.Herkes sessizce çaresiz kadını izliyordu.

  Az evvel tezahuratlar ediyor,Dollie'ye fahişe diye haykırıyorlardı.Prenses,"Senin piçin,"dedi merhametten yoksun bir sesle,"Beni bir fahişeyle aldattı.Onun idamına hüküm verdim."Milena,onurunu hiçe sayarak,"Lütfen leydim,lütfen her istediğinizi yaparım."Ağlıyorum,işte ağlıyorum..."Prensesim..."

   "Bu kadar yeter,alın şunu!"diye bağırdı kız.Ağlayarak Fernoin'e bakan Dollie'ye ulaşmaya çalıştı bu kez öfkeyle."Sen yaptın,oğlumun aklına girdin sen!"Sesi,konuşması,dehşet verici bir çığlık gibiydi.

  Onu iki muhafız tuttu sonunda."Bırakın,oğlumu bırakın!Bırakın onu!"İki adam,tam oğlunun karşısında annesini iki kolundan tutuyordu.Çırpınırken,bağırışları siyah maskeli iri cellatın girişiyle arttı.İki adamın elinde,çığlıklar atarak debeleniyordu artık.Dollie de çığlık çığlığaydı.

   Adam,Fernoin'in kafasını bastırdı.Kafası kütüğe deyince,gözlerini sıktı.Çok genç, hayır,o daha çocuk.Sonunda gözleri kapandı.

Uzun zamandır yoktum çok üzgünüm bir internet problemi oldu.Çok şükür hallettim.Daha sık yazmaya çalışacağım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Oct 15, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

DÜŞESBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin