57:Kraliyet Nişanı

85 2 0
                                        

Fernoin,annesiyle yemek odasına ulaştığında çok gergindi.Kraliyet ailesinin önüne ulaştıklarında,hepsi yerlere kadar eğilerek reverans verdiler. Düşes Milena,kralın yüzüne bakarak,"Kralım,sofranıza davet ettiğiniz için size minnet duyuyoruz."dedi.

Kral,uzun sarı saçlarını arkadan at kuyruģu yapmıştı. Kendi yaşında bir erkeğe göre de yakışıklıydı.Kıyafetleri abartılı ve ihtişamlıydı.Kumaşın dokusu hissediliyordu.Kral hafifçe gülümsedi."Düşesim,lordum bizi onurlandırdınız."dedi kral.

Muhafızlara dikkat etti Fernoin.Her yerdeydiler.Sonra prensese baktı.Annesinin yanında yerini aldığında,hemen iki hizmetkâr onlar için servis açtı.Menüde soslu tavşan vardı. Düşes sert eti becerebildiği tüm zarafetiyle yemeye başlıyordu. "Nişanı yarın duyuracağız.Düğün ise büyük,ihtişamlı olsun istiyoruz.Nişanı yarın bahçede bir şölenle duyuralım diye plan yaptık.Sizin bu konudaki fikriniz nedir leydi Milena?"dedi etinden bir parça yerken.

Düşes heyecandan terlemiş ellerini mendile sildi.Oğluna baktı.İstediği herşeyi elde ediyordu.Canı yanmıştı.Kimin canı yanmaz ki zaten?Sanki yanmaya gelmişiz dünyaya.Geceleri yangınlar harlanır,içimizdeki.Milena elini kalbine koydu."Siz nasıl isterseniz öyle olsun kraliçem.Emrinizin üzerine söz söyleyemeyeceğiz."

Sözleri kraliçeyi memnun etmişti."Saraya yerleşeceğim,kraliyetinize sızdım."diye düşündü.İnsanoğlu amaçları uğruna hep savaşmaya mahkumdur.Milena'nın yaptığı da buydu,doğduğundan beri.

Prens,sessiz sessiz yemek yiyordu.Kız kardeşi prensesin yarın nişanlanacağını pek de umursamıyordu sarışın prens. Kendini sadece kral olmak için eğitirdi.İyi bir kral olmak için.

Tüm o akşam Fernoin için bir buğrandı.Yemekler yendikten sonra uzun uzun yetişkinler şarap içerek,konuyla ilgili detaylardan söz ettiler.Arada prensese bakıyordu.Müstakbel eşi,-böyle düşünmek ona ne kadar tuhaf gelse de-ilginç bir sakinlikteydi.

Aklı Dollie'deydi.Son duyduğu,"İyi geceler majesteleri,"oldu.Bunu annesi söylemişti ve masadan kalktılar.Kral biraz da sarhoşluğun etkisiyle ağzını yayarak,"İyi geceler."demişti annesine.

***

Fernoin annesinden izin aldı ve Dollie'yle bahçeye çıktılar.

Bunu fırsat bilen düşes Milena ise,ona ayrılmış muhteşem odanın balkonuna çıktı.Yanına Lensia'nın ajanı Masella da gitti.Kadın sarhoştu.Birşeyler anlatabilir diye düşünerek o da balkona,yanına çıktı.

"Düşesim,"dedi balkona çıkmışken.Milena,"Ha sen mi geldin Mase,otursana haydi."dedi.Kadın kontesine anlatacak bilgiler edinebileceği umuduyla oturdu."Senin kocan nasıl öl-dü?"dedi.Kelimeler anlaşılmaz ve yayvan çıkıyordu ağzından.Masella tökezledi.Uydurulmuş ve hiç var olmamış ölü kocası hakkında ne söyleyebilirdi şimdi,casus olduğunu ele vermeden?

"Hamaldı efendim,kocam."diye başladı konuşmaya.Milena tuhaf bir gülümsemeyle güldü."Nasıl öldü peki,taşıdıklarının altında mı kaldı yoksa?!"Bu kez sahiden kahkahayı bastı."Hayır.Bir gün bir asilin yükünü taşıyor imiş,sonra o asile,suikast düzenlenmiş.Fakat ok...Kocama isabet etmiş."dedi uydurduğu hikayeyle gurur duyarak.

Milena,"Benim kocam ben...Benim kocam..."dedi Milena.Az kalsın itiraf ediyordu kocasının katili olduğunu.Hırslı biriydi o.Güce aşıktı."Evet?"dedi Masella,bir bilgi öğrenebileceğim diye heyecanlanmıştı ama kadın birden kusmaya başlayınca hizmetçiler onu içeri alıp üzerini değiştirdi.Saraya geldiğinden beri nüfuzu ve parası,ayrı olarak hizmetçileri artmıştı.

Artık uyuması gerekiyordu.Kendini yatağına attı.Herkesi çıkardı odadan.Sadece biri kalmıştı düşesin isteğiyle odada.Bir muhafız.Üzerindekileri hâyasızca parçaladı düşes.Korsesini tek hamlede açtı. Muhafız bunu gülümseyerek izledi.Sonra o da yenildi arzularına.Düşesin boynunu öpmeye başladı...

***

"Leydim,leydim ne yaptınız siz?"

Korkunç bir baş ağrısıyla,çıplak bir halde bu sesle uyandı Milena.Hemen doğruldu."Ne oluyor!"Neyse ki,gelen en sadık hizmetkârı Zoella'ydı."Düşesim bu adam da kim?"Düşes,"Bunu kimse bilmeyecek."dedi.Hemen üzerini giydi.Dün olanı biteni hayal meyal anımsıyordu.

Zoella,"Bugün nişan günü düşesim.Birşeyler yapmamız lazım,derhal."dedi.Milena derin bir nefes aldı."Ondan kurtulmak zorundayım Zoella."dedi."Ya birine anlatsa?O zaman ne olurum biliyor musun,Kaeta olurum."dedi fısıldayarak.Onu acımasız olmaya zorlayan hayattı."Ben değil,hayat acımasız olan."derdi hep.

Bir düşesin,kralın dünürüyse bir de...Böyle birşey yapması olur şey değildi."Bu hatanın bedelini Kaeta gibi ödemeyeceğim Zoella."dedi.

Zoella,"Ya ne yapacağız,efendim?"diye sorunca,"Ona ödeteceğiz."dedi düşes en soğuk kanlı sesiyle.Yatağa emin adımlarla ilerleyip,dizlerinin üzerinde adamın üstüne gitti.Zoella,çığlık atmamak için elini ağzına siper etti.Düşes ise iki eliyle adamı boğazlamaya başladı.O kadar serin kanlıydı ki,sanki nakış işliyor gibiydi.

Adamın gözleri aniden açıldı.Zoella'nınkiler de.Milena biraz daha bastırdı.Adamın ağzından biraz kan geldi önce.Sonra boģuk bir ses.Adamın gözleri,kapandı sonra.

***

Aşağısı nişan için hazırlıkta olduğu için,saray neredeyse boştu ve Zoella ağlayarak muhafızı kavramış,onu boş bir odaya kapatmıştı.Düşes Milena nişan için saray merdivenlerinden inerken aklından geçen,ikinci bir canın katili olduğuydu.Dişi bir örümcek gibiyim,diye düşününce gülümsedi.Dişi örümcek...Kimi alsam yatağıma,katili oluyorum.

Onların gelişini,çığırtkan ilan etti."Kralın dünürü,düşes Milena ve oğlu,prenses hazretlerinin müstakbel eşi,lord Fernoin."

Nişan için bir sürü insan gelmişti ve herkes tezahurat ediyordu onlar için.El salladı Milena.Kraliyet locası,kocaman sağa kurulmuştu.Flamaların altında bir masa kurulmuştu.

Düşes Milena,oğluna baktı.O sadece Dollie'ye bakıyordu.Dün gece annesinden izin alıp onunla bahçeye çıkınca konuşmuşlardı ve Dollie itiraf etmişti aşkını.Lordu da...Fakat bunun olurunun olmadığının farkındalardı.Kraliyet locasında onlar için ayırılan köşeye geçtiler.

Birçok asil,asilzade ilan edildi ve Milena sıkılıyordu artık.Nihayet çığırtkan,"Kral hazretleri,majesteleri kraliçe ve prens!"diye ilan etti.Sarı kraliçe ve aynı onun gibi sarı oğlu oturdu.Kral,nişanla ilgili konuşup oturdu.Kral da sarışın idi.Prenses bile.Prenses en son geldi.Bir gelenekti bu.Nişan da olsa,gelin en son gelirdi.

"Ve gelinimiz,majesteleri prenses!"

Prenses,her anlamda büyüleyiciydi.Sarı saçları güzel yapılmıştı.Üzerine çok,çok güzel ipekten,açık pembe bir kıyafet giydirilmiş idi o gün.

Fernoin onunla daha önce konuşmadıklarını fark etti.Tek söz bile.Bu tuhafına gitti.Prenses ise annesi ona söylediğinden beri kabullenmişti.Uysaldı o.Eğitimli bir leydiydi.Gerçek bir prenses.

Bazen kalbimizin acısı,fiziksel bir boyut kazanır,öyle yanar çünkü.Hiç sönmeyecekmiş gibi yanar.

Dollie'nin hissiyatı buydu işte.Prenses de yerini alınca başladı şölen.Şaklabanlar,cambazlar,şarkıcılar...Şendi hava.Ne Dollie ayırmıştı gözünü lordundan,ne lordu hizmetçi kızından.

Nişan zamanı gelince,herkes durdu ve sustu.Prenses ve lord elele tutuştular.Nişanlamak için görevlenen üstat,ellerini birleştirdi ikisinin ve kendi elini de onlarınınkinin üstünde tutarak gözlerini kapattı. Yutkunarak,göz göze geldi ikisi ilk kez."Siz kral Tamson ve kraliçe Josephina'nın kızı prenses Sonia,sizi,düşes Milena ve merhum eşi lordun oğlu lord Fernoin ile...şu andan itibaren nişanlı ilan ediyorum!"

DÜŞESBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin