-ALINTI

20.9K 1.2K 158
                                        

Herkese merhaba :")

Bu maalesef yeni bir bölüm değil. Gelecek bölümlere ait bir kesit yayınlamak istedim.

İyi okumalar :")

Yazar'dan

Bugün her şey çok farklı olacaktı onun için. Akşam olmasını sabırsızlıkla bekledi. Güzel bir sofra kurmuş Arslan'ın gelmesi için dakika sayıyordu. Acaba ne tepki verecekti Arslan? Melek bir yandan bunu düşünerek elini karnına götürdü.

Dakikalar geçti ve Arslan nihayet eve gelmişti. Yüzü her zamankinden daha gergindi. Sofraya oturdular ve yemeklerini yemeye başladılar. Arslan ağzında bir şeyler gevelemeye başlamıştı. Sanki bir şey söyleyecek de nasıl söyleyeceğini bilemiyormuş gibiydi. Melek, konuşmaya başlamak için Arslan'ın cümlelerinin bitmesini bekledi. Sözlerinin bittiğine emin olduktan sonra hemen konuya geçti. Daha fazla sabredemeyecekti çünkü.

"Arslan.. sana bir şey söylemem gerekiyor." diye çekinerek cümlelerini tamamladı.
Arslan bir yandan yemeğini yerken ne söyleyeceğini merak edip kafasını kaldırdı. "Arslan ben ... hamileyim." o kadar sevinçle söylemişti ki Melek bu kelimeleri mutluluktan ağzı kulaklarına varacaktı.

Arslan'ın yediği yemek boğazına takıldı. Birkaç defa öksürdü ve daha yeni kulaklarının ne duyduğuna emin olmaya çalıştı. Tek kaşını kaldırıp "Hamile misin?" diye sordu. Yüzü bu soruyu sorarken iyice gerilmeye başladı.

"Eveettt". Sonunda söylemişti. Melek daha fazla yerinde duramadı ve oturduğu sandalyeden kalkıp Arslan'ın yanına doğru adımlamaya başladı.

Arslan elinde tuttuğu çatal ve bıçağın tutuşunu sıklaştırdı.
Melek, Arslan'ın gözlerinin içine bakıyor ve bir tepki vermesini istiyordu. "İlaçlarını kullanmadın mı?" Diye bir soru daha yöneltti Arslan ve artık ellerinde tutuğu çatal bıçağı daha sert bir şekilde kavrıyordu.

"Şeyyy... Arslan Didim'de iken kullanmayı ihmal ettim. Bir şey olmaz diye düşünmüştüm. Biliyorum biraz erken oldu ama..." diye açıklama yaparken Arslan artık sıkı tutmaktan parmak boğumları beyazlaşan eli ile konuşmasını durdurdu. Oturduğu sandalyeden kalktı ve karşısına dikildi. Yüzündeki gerginlik yerini çatık kaşlara bırakmıştı.

"Ne yaptığının farkında mısın sen? Nasıl böyle bir aptallık yaparsın Melek?" Sustu Arslan daha devam edecekti ama sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu. Melek'in yüzündeki mutluluk da yavaş yavaş silinmeye başlamıştı.
"Yarın derhal bir jinekologa gidiyorsun ve en yakın zamanda aldırıyorsun o şeyi . Nasıl böyle bir aptallık yaptıysan bunu düzelteceksin." diye çıkıştı Arslan.

Melek şaşkınlıkla Arslan'ın sözlerini hazmetmeye çalıştı. Oysa ki onun bu habere sevineceğini düşünmüştü.
"Arslan böyle bir şey yapmamı isteme benden. Nasıl kıyarım ona? Yaşam hakkını elinden alamam onun. Güzel bir yuva kurarız Arslan. Mutlu bir ailemiz olur."

Bu sözleri onun daha çok sinirlenmesine sebep oldu.
"Eğer onu aldırmazsan bu iş burada biter Melek. Ayrılırım senden." dedi ve sinirli bir şekilde kapıya doğru yöneldi. Portmantoya astığı ceketini alıp kapıyı da arkasından sertçe kapatarak evden uzaklaştı.

Melek olduğu yerde hareketsiz bir şekilde ne yapacağını düşündü. Bu kadar sert tepki vereceğini tahmin etmemişti. Ne yapıp ne edip onu ikna etmesi gerekiyordu. Sonuçta karnındaki bebeğe kıyamazdı.

🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟
Vote ve yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen.

Yeni bölümde görüşmek üzere :")
🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟

HAZANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin