Çanakkale...

17 7 12
                                        


       9.kitap Çanakkale...
Dört tarafı, kirli emeller ile örülü bir alan;
Üzeri, barut kokulu bir gökyüzü.
Milyonlarca hayata tecrübe,
milyonlarca savunma.
Gelecek nesile öncüdür,
muazzam yaşam mücadelesi.
İhtiyaç duyulan kaynak;
Su, oksijen, gıda ve silah.
Kısacası yaşam sermayesi!

Canayakınlığı en salt gerçeği.
Her karışta bir hendek,
Her hendekte sürüsünce dilek!
Göğe doğru uzanan samimiyet koridoru.
İnanç dolu serhad!
Ayaklarda yapraktan bir çarık,
Her adımı sertleştiren iman bütünlüğü.
Dil yeşil...
Boğaz, yetmişbin parça!
Dudaklar...
Çöle dönmüş bir tarla!
Hacet dileyen kuru bir dil.
Umut,
Gökyüzünden dökülüyor salkım salkım.
Buram buram kokuyor,
Belli ki gübresi iman.
Ümmet yazan alnı secde de.
Hidayet diliyor, kafire bile!

Çıplak bir vücut,
Dua ile ağlayan bir dudak.
Saçları;
Hayata dolanan bir sarmaşık.
Haykırış dolu bir yaşamın,
Gönüllü askerleri;
Kemeri, sıska vücuduna dolanmış
13 yaşlarında bir Mehmet!
Belindeki pantolon gibiydi,
Ruhumuza giydirilen bedenler.
Çocuğunun suyunu Mehmet'lere veren
Genç anneler...
Zeynep'ler...
Hatice'ler...
Ve... Umut dolu heybeler.
Ağır adımlar basıyor bu defa topraklara;
Bakışlarda, uzun ve çizgi aşan tavır.

Telaş var yeryüzünde.
Heryer etten bir mezar!..

Bir yığın bela!
Örgü örülmüş çözümsüzlükler.
Bir tabut...
ağlanan omuzlar üzerinde.
Bir yetim...
başı önüne düşmüş.
Bir kadın...
simsiyah gözleri konuşmaktan yorulmuş

Bir medeniyetin keskin kılıcı.
Hilal'in Haç'a olan üstünlüğü.
Bir ananın, çocuğunu kundağa sarıp,
vatanına analık ettiği şehir.
Milyonda bir ihtimallere
ev sahipliği yapan nesil bekçisi.
Ötekileşmenin önünde,
kanının son damlasına kadar direnen
Nazlı şehir.
   
Bunların hepsini bir kağıda çizecek olsam,
yüz yılın değer kavramları tablosunu oluşturan,
bir ressam olurdum.
Bitmedi!
Dahası; cıvıldayan hayatımın,
kamçıyla buluştuğu yaşamı keşfedebilirdim.

Ey! Çanakkalem,
Sen üzgün olduğunda,
Mardin yetişti imdadına.
Sonra Diyarbekir sildi,
Alnındaki güneşin ateşini.
Karadeniz sardı kanayan yaranı.
Ya Akdeniz!
Fırtına oldu düşman üzerine.
Meriç gibi taştı Trakya,
Gelibolu'ya ürkek adımla yanaşanlara.

Zafer! Çığlık çığlığa haykırıyor;
Bu yol temiz!
Belli ki çarmıh bu yüzden kana susuyor.
Celladı gelmiş zulmün.
Balta, ilk kez güneş gibi parılyor.
Cellat, fikir...Balta, kelam...
Kütük, çatlamış orta yerinden;
Medeniyet idamına gür sesle destek oluyor.

Karanlık...
Yarım kalan aile!

Karanlık...
Kaybedilen değerler!

Ey! Cumhuriyetimin müstakbel yurttaşı;
Sen hiç karanlıktan korkmaz mısın?(!)

Müşteki Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin