Anne

14 3 4
                                        

Hayat senin gibi değil anne,
Acıktığında bir iki lokma dahi vermiyor.
Sen kızardın,
yemek vakti sofraya çökmediğimde...
Hayatımda kurulu bir sofra dahi Yok anne.
Hani pazara çıkardık birlikte;
Sen, "oğlum uslu durursan" diye başlardın,
Yine de alırdın pamuk şekerini.
Hayat benden tadımı aldı anne!
Komşuya götürürdün beni,
Ya saksı devirir ya da süs eşyası kırardık...
Kızar, iki fiske vururdun kıçıma.
Yine de eve geldiğimizde,
Başımı okşar, sarar, öperdin beni anne.
Hayat öyle değil anne...
Gönül kırdırıyor habire.
Hayat incitiyor anne!
Salkım salkım döküyor çocukluğumu;
Olgunluğumun dizleri dibine!
14 yaşındaydım tanıştığımda.
Karanlıktan korkar, ışığı açardım hani.
Burada ışık yok anne,
Alışmak var!
Gözler alıştımı bir kere,
Heryeri görüyor anne!
Babama beni sen şikayet ederdin,
Ben yine kaçar sana sığınırdım...
Korurdun beni anne.
Kaşlarını çatardın, Adam Yürekliye...
Hayat öyle değil anne,
Hayatta iftira diye birşey var,
Dokunduğu yeri yakıyor anne!
En yakınların bile,
Koparıyor seni cümlesinden!
Kimse bulamıyorsun sığınacak,
Sonra biri gelip sırtını sıvazlıyor,
Güveniyorsun...
O seni hayatla tanıştırıyor,
Bunu anlamak kolay olmuyor anne!
Dost, hiç sırt sıvazlar mı?
Dost dediğin,
senle birlikte ciğeri yanandır anne!
Ciğeri yananlar elele verir anne!
Okşamak senin, annelerindir anne!
Ahh ahh...
Uzun zaman oldu,
Başımı göğsüne bırakmayalı.
Korkuyorum anne,
Ya çocukluğum hemen biterse!
Alışkanlık terk edilse de,
Unutulmuyor anne!
Ben hayatı terk etsem,
Saçlarım hatırlatıyor anne!
Bilirim anne, bilirim...
Ben senin hep küçüğünüm anne.
Şimdi haddimi aşıp,
Çocukluk yaşayayım diyeceğim de,
Hayat ağzımın payını,
Ummadığım yerde veriyor anne.
En iyisi(...)
Ver elini öpeyim anne!
Orada yüreğimi serinleten,
Şefkat var!
Yıllardır kurumayan,
Hayata inat çağlayan bir pınar var anne!
Hayat bana seni öğretti anne!..

Müşteki Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin