Bugün bir şehirle tanıştım,
Hiç aldırmadan geçti içimden.
Sokakları seni anımsatıyordu,
Evlerin pencereleri gonca güllerle süslüydü
Tıpkı gülen yüzün gibi.
Bir manzarası vardı dillere destan,
İnsanın kendisini boşluğa bırakası geliyordu;
Tıpkı parlayan gözlerin gibi.
Naif tatlı bir rüzgâr esiyordu,
Kıvrılıp yatası geliyordu insanın;
Tıpkı yumuşak ve pürüzsüz tenin gibi.
Mahallelerinden, cıvıl cıvıl çocuk sesleri yükseliyordu,
Heyecandan başım döndü,
Tıpkı senin başdöndüren şirinliğin gibiydi.
Sonra birden bire kendimi farklı bir yerde buldum.
Birbirleriyle yarışan Yükseklikte,
Porselen binalar vardı.
Hepsinin Ortak yanı sivrilen çatılarıydı.
Tıpkı senin sözlerin gibi göğü deliyordu.
Bir Semt pazarı takıldı gözlerime,
Çığlık çığlıga bağırıyordu pazarcılar.
Tezgahlarında, birbirlerine benzeyen sürüsüince imitasyon vardı;
Tıpkı senin duyguların gibiydi.
Sonra bir sahil yolu gördüm,
Denizi çok dalgalıydı.
Tüm balıkçı tekneleri alabora olmuştu,
Denizden Tokat diyen balıkçılar vardı;
Tıpkı senin öldürmeyen Öfken gibiydi.
Karanlık ve ürkütücü bir yere geldiğinde durdu.
Tuhaf bir enerjiye sahipti
Hem kendine çekiyordu
Hem de uzaklaştırıyordu.
Bir tarafta kumarhaneler,
Diğer yanda meyhaneler vardı.
Kazanmak için gelenler,
Soluğu meyhane'de alıyordu.
Tıpkı senin ruleti andıran gönlün gibi.
Bir anda çıktı içimden.
Sanki lanetler yağdı üzerime,
Seni hatırlatan her alametinde.
Olur da aklına düşersem,
Yolun karşısındayım.
Özledim ama
Olur ya hani yolun düşer,
Sen yine de gelme.
