Aras
Başımdan tüm vücuduma yayılan ağrıyla gözlerimi açtığımda karanlık odada yatakta buldum kendimi. Berk'in yatağında yatıyor oluşumu anlamlandırmak için neler olduğunu düşünmeye başladığımda anında hatırlamıştım. Cebimde kalan telefonu çıkarıp saate baktığımda gecenin 4-ü olduğunu gördüm. Ve bu da başımdaki ağrının sebebinin kısa bir süre uyuduğum için olduğunun kanıtıydı
Gözlerimi odada turladığımda Berk'i görememiştim. Tekrar uykuya dönmem için kapanan gözlerimi umursamadan ayağa kalktım. Bir evde yalnız kalmaktan pek hoşlanmadığım için Berk'i aramamaya başlamıştım ama bu fazla sürmemişti. Oturma odasında kanepede öylece oturup kısık sesle şarkı dinlerken bulmuştum onu. Zaten kısık sesten dolayı zor duyulan şarkıya mırıldanarak eşlik ettiği için iyice duyulmuyordu telefondan dinlediği şarkı.
"Berk?"
Fazla yüksek olmayan seslenişimle arkası bana dönük olan vücudu yay gibi gerilmişti ama hemen ardından başını eğerek yüzünü elleri arasına alarak tamamen görüş açımdan çıkmıştı.
"Uyumadın mı hala?"
Yanına gidip oturmak istediğimde ayağa kalkıp hemen telefonunu eşofmanının cebine tıktı.
"Uyku tutmadı. Ben bir balkona çıkayım."
Karanlık odada yüzünü bana yan tutarak konuştuğundan yüzünü göremiyordum ama sesinin kırılganlıkla dolu olduğuna emindim.
"Berk, iyi misin?"
Ayağa kalkıp yanına geçmek istediğimde hemen balkon kapısının önüne geçerek kapı kolundan tutup açtı.
"Sigara içeceğim sadece. Hadi sen git uyu."
Ardından cevabımı bile beklemeden balkona çıkıp kapıyı arkasından kapadı.
Yanına gidip gitmemek arasında kaldığım için ne yatağa geçebiliyordum, ne de onun yanına. Parkta söylediklerimin üzerine içkili bir şekilde kapısına dayanıp, hemen sonra da kendi problememi onun canını acıtacağını bildiğim halde konuştuğum için kötü hissettiğini biliyordum. Benden kaçtığına sebep olan şeyin ağlaması olduğunu da anlamıştım ama buna rağmen yanına gitmek istemiyordum. Bencil birisi olarak bana ağır geleceğini bildiğim bir konuşma içerisine girmek istemiyordum.
Ama nedense bir türlü susmak bilmeyen vicdanım yüzünden kendimi Berk'in yanında bulmuştum. Ne söyleyeceğimi bilmediğim için öylece yanında durup onun gibi karşıdaki binaya dikmiştim gözlerimi.
"Cihan'la tekrar bir ilişki içerisinde olmak mı istiyorsun?"
Aklına nereden düştüğünü bilmediğim soruya gözlerimi devirdim. Birilerinin beni sorgulamasından asla hoşlanmazdım.
"Neden sordun? Yardım mı ediceksin?"
Sahte bir gülümsemeyle sorduğum soruya cevap vermeden sigarayı derince içine çekip yavaş bir şekilde dudaklarından dışarıya verdi dumanı. Hala gözlerini karşıya dikmiş beni orada yok sayıyordu resmen.
Vücudumu tamamen ona taraf döndürdüm ve alaylı konuşma tarzımı kullanarak beni yok saydığı için canını yakmaya çalıştım.
"Ne o, yoksa içkili olup sana geldiğim zamanlardaki gibi beni tekrar Cihan'ın kollarına mı göndericeksin? Cihan'a olan aşkımı, sadece içkiliyken aklıma geldiğini bildiğin için kendine acıyıp tekrar 'Cihan'a aşıksın sen Aras. Pişman olacağın şeyler yapma' diyip geri mi göndericeksin beni? 'Cihan'dan ayrılman gerekiyor artık. O seni haketmiyor, seni sen olduğun için kabullenip sevmiyor' diyerek aşkımdan geberdiğin için bizi ayırmaya çalışmana rağmen tekrar onunla birlikte olmam için bana yardım mı ediceksin?"
Elindeki izmariti eski olduğu belli olan bardağa bırakıp benim gibi vücudunu bana döndürdüğünde dolan gözleriyle karşılaşmıştım. Anlaşılan yine bencilliğime yenik düşüp planladığımdan daha çok acıtmıştım karşımdaki kişiyi.
"Hayır, yardım etmeyeceğim. Cihan'a aşıksın, onunla tekrar barış falan da demeyeceğim. Neden biliyor musun, Aras? Sana aşık olduğum için yapmayacağımı düşünüyorsun değil mi?"
Sol gözünden çenesine doğru yol çizen damlayı tişörtünün koluna sürdü hızlıca. Karşımda resmen ağlıyordu. Bana aşık olduğunu bir kez bile bana söylemeyen Berk, şu an karşımda ağlıyordu.
"Sana aşık olduğum için düşünüyorsan yanılıyorsun, Aras."
Sinirle soluduğunda kaşlarım çatıldı.
"Cihan'ın tekrar aynı bataklığa düşmesini istemediğim için. Cihan'ı zerre sevmem ama yaşadıklarını haketmedi. Ve tekrar yaşamasını istemem."
"Benim bataklık olduğumu mu düşünüyorsun?"
Bana kızgın olduğu için böyle konuştuğunu biliyordum. Bugün çok fazla üzerine gittiğimi, bana çok fazla kırıldığını bildiğim için söylediğini takmayarak alayla sormuştum soruyu ama buna yumuşamak yerine daha çok sinirlenmişe benziyordu.
"Sen aşkı hiç haketmiyorsun, Aras. İlk zamanlardan bilip de benden sakladığın aşkımı da haketmiyorsun."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Bile Biter
Short StoryGerçekten böyle olmak zorunda mıydı? Eskiden kendinden daha çok umursadığın insanla birlikte olmak yorur muydu bir insanı bu denli? Kendine nefret etmesine neden olur muydu? Büyük aşkının bittiği düşüncesi aşka olan inancını bitirebilir miydi?