30

761 52 42
                                    

Cihan

Uzun zamandır uğramadığım evin kapısı bile garip bir şekilde canımı yakıyordu. Ne kadar mutlu olduğuma, her zaman hatırlanılması gereken anılar biriktirdiğime kendimi inandırsam bile hayatımın en zor zamanlarını bu evde geçirmiştim ve tekrar dönüp dolaşıp aynı yere gelmiştim. Ama bu kez gelme nedenim çok farklıydı. Tamamen farklı.

Kapının zilini 2 kez çaldıktan sonra geri çekilip açılmasını bekledim. Aras'ın beni beklediğini bildiğim için fazla zorlamamıştım zili. Zaten birkaç saniyenin hemen ardından kapıyı açmıştı.

"Hoşgeldin."

İfadesiz bir şekilde beni karşılamasına pek şaşırmamıştım. Gece fazla dağıttığı gözaltı torbalarından belli oluyordu.

"Hoşbuldum. İçeri geçebilir miyim?"

Kafasını sallayarak kapıyı açık bırakarak içeriye geçti. Bu hareketi gözlerimi devirmeme neden olmuştu.

Kapıyı geri kapatıp ayakkabılarımı çıkardığım an koridorda beliren bedenle irkilmişti. Berk'in uykulu gözleri, eşofmanlı hali daha yeni uyandığını ve benden haberi olmadığını belli ediyordu.

"Günaydın, yani iyi günler. Ben yeni uyandığım için zamanı biraz karıştırdım."

Ensesini kaşıyarak heyecanla konuşmasına gülümsedim.

"Sorun değil."

"Cihan, ben dün gece burada kalmam gerektiği için kaldım. Aras'la aramızda bir şey yok yani. Dün gece de aramızda bir şey olmadı. Zaten o salonda uyudu. Ben..."

"Tamam, Berk."

Telaşla bana bir şeyleri kanıtlamaya çalışması canımı sıkmıştı.

"Sorun değil. Bana bir şeyler açıklamak zorunda değilsin. Kendi hayatınız, nasıl isterseniz yaşarsınız."

Kafasını sallayarak mutfağa ilerlediğinde ben de bir şey söylemeden salona, Aras'ın yanına geçtim.

"Ortalık biraz dağınık kusura bakma."

Tekli koltuktaki tişörtünü alıp yere fırlattı oturmam için. Kendi de aynı zamanda kanepeye geçip oturdu ve hemen ardından sehpanın üzerinde duran sigara paketinden sigara alıp acele tavırla yaktı.

"Benimle ne konuşmak istiyordun?"

Ciğerlerine çektiği dumanı dışarı üflerken sorduğu soruya hemen cevap vermek adına derin bir nefes aldım.

"Ben buraya Yusuf'la ilgili konuşmaya geldim."

Kasılan çenesiyle sert bakışlarını yüzüme diktiğinde sakallarımı okşayarak bu bakışından kurtulmaya çalıştım.

"Onunla ilgili konuşacak bir şeyim yok benim."

Sinirle konuşmasına aldırış etmeden sakinliğimi korumaya devam ettim.

"O senin en yakın arkadaşın. Birlikte büyüdünüz siz, Aras. Tek bir seferde onu silemezsin."

"Benim sevgilime göz koyan bir arkadaş!"

Sinirle kükreyip ayağa kalkmasıyla ben de hemen ayaklanıp karşısına dikildim.

"Aşk istediğimiz kişiye karşı beslenecek bir duygu değil. Bir anda gelir ve ne olduğunu anlamadan içimize yerleşir. Bunu bildiğini düşünüyorum."

Sinirle gülümseyerek bana daha fazla yaklaştı.

"Bunun adı aşk değil. Bunun adı ihanet, kalleşlik, hatta şerefsizlik."

Geriye adım atmadan aynı onun gibi gülümsedim.

"İhanet değil. Bana karşı beslediği aşkı hiçbir zaman belli etmedi. Ne bana, ne sana bunu bir saniye bile belli etmedi, Aras. Sırf ihanet etmemek için kaç senedir acı çekerek içinde yaşadı aşkını."

Söylediklerim ona mantıklı gelmiş olacak ki, atağa geçmek yerine kısa bir süre sakinliğini korudu ama hemen ardından söyledikleriyle beni sonunda sinirlendirmeyi başardı.

"Anlaşılan Yusuf'un büyük aşkı seni baya etkilemiş."

"Bu seni ilgilendirmez."

Cevabımla kaşları anında havalanmıştı.

"En yakın arkadaşım sevgilime aşık, sevgilim onun aşkından etkilenmiş bir durumda ve bu beni ilgilendirmez, öyle mi? Buna sen kendin inanıyor musun?"

"Sevgilin değil, eski sevgilin."

Kahkaha atarak arkasını bana döndü kısa bir süreliğine ama daha sonra tekrar bana yaklaştı.

"Sonuçta sevgilimken sana aşık olmuş."

"Ama içinde yaşamış."

Sinirle kasılan çenesi benim de sinirlerimi bozuyordu artık.

"Yusuf'un aşkı seni gerçekten etkilemiş."

"Bu seni ilgilendirmez, Aras."

"Nasıl ilgilendirmez, oğlum?!"

Bağırarak benden hesap sormasına ben de onun gibi bağırarak cevap vermiştim.

"Senin kimlerle aynı evde yaşaman, geceyi kiminle geçirdiğin beni ilgilendirmediği gibi, seni de benim hayatım ilgilendirmemeli! Kendine gel artık!"

"Sen Berk'le kendini bir mi tutuyorsun?! Berk kim lan?! Sadece acıdığım için bende kalmasına izin verdim, bu kadar! Bu seni ilgilendirmesi gereken bir durum bile değil!"

Berk'in evde olduğunu ve bağırarak söylediklerini duyduğuna emin olduğum için onun yerine resmen benim kalbim kırılmıştı. Nasıl bu kadar kaba olabiliyordu anlayamıyordum.

"Bu bağırarak söylediklerinden sonra seni gerçekten seven birisini daha kaybettiğine eminim. Kendine gel artık, Aras! İnsanları öylece kırıp dökemezsin, bunu anla! Biraz büyü be, biraz büyü!"

Aşk Bile BiterHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin