26

612 41 29
                                    

Berk

"Birisine sarılmaktan nefret ettiğimi bildiğin halde neden hale bu haldeyiz?"

Söylenmeye başladığına göre gerçekten sıçmıştım. Çünkü Aras söylenmeye başlarsa kolaylıkla susmazdı ve bir insanı dünyadan soğutabilecek bir potansiyele sahipti. O yüzden benim için tehlike çanları çalmaya başlamıştı bile.

"Berk? Sana söylüyorum lan?"

Sesindeki hafif sinirlendiğini belli eden tını beni gülümsetmişti. Eskiden onu sinirlendirmekten keyif aldığımı asla inkar etmezdin. Yeniden onun o halini düşünmem onu öyle görmek isteğimi tetiklemişti ve bunu istiyorsam şu an onun üzerine gitmemin tam zamanıydı.

"Ben sarılıyorum sana, sen sarılma o zaman. Zorla mı yaptırıyorum? Kendin sarıldın zaten."

"Ağladığın için olabilir mi acaba?"

İşte bu cevap benim onun gözünde biraz daha küçüldüğümü belli ediyordu. Benim güçlü biri olduğumu düşünmesini istememe rağmen ben yine aptallıklarımla kendimin ne kadar zayıf olduğunu belli etmiştim. Zayıflığımı sadece ona karşı sergilememe rağmen benim yapımın bu olduğunu düşünüyordu o. Ne kadar inkar etsem de, bunu ona anlatmaya çalışsam da o bunu kabul etmiyor, benim bahanem olduğunu söylüyordu. 

Kollarının arasından çıkmama sebep olduğunda kafamı yastığa gömdüm. Onun yüzüne bakacak kadar cesur değildim o an. Öldüğüm gözlerinde acıma duygusunu görmeye hiç hazır değildim.

"Kalk giyin, üşüteceksin. Zaten vücudun soğuğa devamlı değil."

Duygusuz sesini duymamla gözlerimi daha sıkı kapadım. Kendimden nefret etmeye başlamıştım yine. Duyduklarıma göre aşk insanı hayata bağlardı ama ben aşkım yüzünden hayattan soğuyordum resmen. Onunla değilken bir şekilde hayatta kendimin bir yeri olduğunu kabulleniyordum ama an itibarıyla yine kendimden nefret etmeye başlamıştım. Ruhum gibi vücudum da güçsüzdü. Hiçbir zorluğun üzerinden gelemeyen bir kişiliğim ve vücudum vardı.

Aras beni hep çocuk olarak görüyordu ve bu konuda haklıydı ama şimdi öyle görmemesi gerekiyordu. 3 sene önce hayalini kurduğum gibi büyümüştüm, olgunlaşmıştım. Aras'ın istediği gibi biri olmak varken ben yine aptallıklarımı yapmayı sürdürüyordum. Güçsüzlüğümü, hala olgunlaşamadığımı gözüne gözüne sokuyordum.

"Berk? Berk, duymuyor musun beni?"

Çıplak omuzumu dürtmesiyle sertçe yutkundum. Boğazımdaki yumrunun nefis acısını hissetmemle rahatlamıştım.

"Şımarıklığın sırası değil."

Fısıltıya dönüşen sesimle konuştum.

"Şımarıklık yapmıyorum."

Neden buna itiraz ettiğimi bile anlamıyordum. Zaten Aras benim hiçbir lafıma inanmayacaktı. Sadece kendimi yoruyordum açıkçası.

"O zaman kalk bir şeyler geçir üzerine. Hasta olacaksın. Ev sıcak değil."

Söyledikleri zerre umrumda değildi. Bu kadar sene sonra tekrar onunla saçma sapan bir konumda kendimi bulmuşken hastalanacağımı veya evin soğukluğunu düşünecek değildim. 

Yatağın boş tarafını elimle pat patlayarak utanç içinde konuştum.

"Buraya gelsene."

"Hayır."

Hiç tereddüt etmeden düz sesle söylediği kelime ciğerlerime saplanmış bir mermi misali nefesimi kesmişti. Bana karşı bu kadar gaddar olmasının nedenini asla anlamıyordum. Belkide bu gaddarlığı bana özel değildi. Aras zaten vücudunda sevgi ve merhamet barındırmayan birisi olduğunu bana en başından söylemişti.

"Sana aşık olmamam gerektiğini bana söylemiştin. Keşke o zaman seni ciddiye alsaydım."

Sesim daha çok kendimle konuşuyormuşum gibi çıkmıştı ama odada ses olmadığı için beni duyduğunu biliyordum. Bir süre sessizce belki bir şey söyler diye bekledim ama hala arkamda sessizce ayakta durmayı devam ettiriyordu. Zaten bir şey söyleyeceğini beklemem benim saflığımdan başka bir şey değildi. O yüzden onun konuşmasını beklemek yerine içimden geçenlerin dudaklarımdan dökülmesine izin vermek kararına vardım.

"Senin söylediğini ciddiye alsaydım bu kadar fazla acı çekmezdim. Belki de senin beni bırakmanı kafama takmazdım ve merhametli birisine aşık olurdum bir gün."

Arkama dönerek ayakta dikilen Aras'ın yüzüne kenetledim gözlerimi. 

"Aras, inan bana kalbi olmayan birisini sevmek hiç kolay değil. Belki bir gün seni anlar, neler hissettiğini önemser diye beklemenin ne demek olduğunu bilmiyorsun. Fazla zor."

Dolu gözlerimle ona baktığımda yüzünde ani üzüntü görmüştüm sanki ama bunun benim hayalimin bir ürünü olduğunu yüzüne daha dikkatle baktığımda anlamıştım.

Yanıma oturduğunda yüzündeki duygusuz ifade hala yerini koruyordu. Gözündeki soğukluk beni yıkarken kendimi kaybetmemek adına zor duruyordum. Birkaç saniye buz bakışlarıyla baktı yüzüme ve ardından hiç beklemediğim bir şeyi yaptı. Parmaklarını usulca saçlarımın arasına daldırdı ve saç diplerimi yavaş bir şekilde okşadı. Kalbim bedenime ayak uydurarak titrerken tek düşündüğüm huzurdu. Küçücük dokunuşuyla bana bahşettiği huzur. 

"Berk..."

Kısa bir süre düşünür gibi durdu ve ardından cümlesine kaldığı yerden devam etti.

"...ben senin için bir şey yapamam. Benim nasıl biri olduğumu çok iyi biliyorsun zaten. Benim sana yapabileceğim tek bir şey var sadece."

Hemen yatakta oturur pozisyona geçerek umut saçan gözlerimle söyleyeceği tek bir cümleyi heyecanla beklemeye başladım. 

"Senden uzak dururum."

Beklediğim cevap aslında bunun olması gerekirken bu ihtimal benim aşık ve aptal olan aklımın ucundan bile geçmemişti. Büyük bir enkazın altında kalan ama yine de can vermeyen umudum hala bir şeyler olacağını bana diretmeye devam ediyordu.

"Benden uzak durmayacaksın. Buna gerek yok."

Parmaklarının üst kısmıyla yüzümü okşayarak gülümsedi.

"Peki ne yapacağım?"

"Benim hiç kimseye bir yararı olmayan aşkım yüzümden eskiden var olan arkadaşlığımızı kaybedemeyiz. Seni unutacağım. Zor olsa bile, hatta benim için imkansız olsa bile başaracağım."

Aşk Bile BiterHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin