Cihan
Yusuf'un gece geç gelmesine alışık olmadığım için merak içerisinde uyumadan onu beklemiştim. Gelince geç gelmesinin nedenini nasıl soracağımın senaryosunu kafamda elli kere kurmama rağmen o bana bir selam bile vermeden banyoya girmişti. Kötü bir şey olduğunu, başına bir şeyler geldiğini düşünerek delirecek gibi oluyordum resmen. Bunun ona karşı hissettiğim arkadaşlık duygusu yüzünden olduğunu bildiğim için kendime kızmayı da ihmal etmiyordum. Onu arkadaş gibi düşünmemi yanlış anlayıp umutlanır diye deli gibi korkuyordum.
Banyonun kapısının sesini duymamla tüm düşüncelerden kurtulup hemen ayaklandım. Koridorda odasına girmeden hemen önce onu yakaladığım için mutlu olsam da içinde bulunduğumuz durum yüzünden hemen bu duygudan arınmıştım. Kıpkırmızı gözleri ve ıslak giysileriyle koridorun ortasında öylece dikilen Yusuf beni fazlasıyla korkutmuştu.
"Yusuf, ne..."
Sorumun devamını dinlemeden yanımdan geçip odasına geçti yorgun hareketlerle. Kapıyı kapamadan kendisini ıslak kiyafetleriyle birlikte yatağına bırakmasına öylece seyirci olmaya içim el vermediği için odaya geçip dolabından şort, tişört ve iç çamaşırı alıp yanına bıraktım.
"Üstüne deyiştirip öyle uyusan daha iyi olur."
Duvara diktiği bakışlarını yumarak söylediklerimi tepkisiz bıraktı.
"Yusuf, hadi kalk. Bak sen böyle uyursan ben rahatsız olurum, uyuyamam."
Konuşmamın üzerinden birkaç saniye geçtikten sonra gözlerini usulca açıp bana dikti gözlerini. Bakışlarını benden ayırmadan ayağa kalkıp bana sarılmasıyla afallamıştım. Islak giysilerin bana temasıyla anında üşümem onun da nasıl üşüdüğünün bir kanıtıydı.
"Yusuf, ne oldu? Bana anlatabileceğini biliyorsun, değil mi?"
Çenesini dayadığı omzuma bu kez burnunu bastırdı. Onunla ilk kez böyle bir pozisyonda olduğumuz için ne yapacağımı bilemez bir halde dikilmeyi sürdürüyordum.
"Özür dilerim, Cihan. Sana aşık olduğum için çok özür dilerim. Ben böyle olmasını istemedim."
Derin aldığı nefesler eşliğinde acı çekerek söylediği kelimeler üzüyordu beni. Canının yandığını bu kadar çok hissettirdiği için benim de canım yanıyordu resmen.
"Özür dilemen gerekmiyor."
"Ben şerefsiz bir adamım. Kardeşinin sevgilisine aşık olan şerefsizin tekiyim."
Boynuma doladığı kollarını sıkılaştırmasıyla vücudunun titremeye başlaması aynı anda olmuştu. Yusuf resmen bana sarılmış hıçkırıklara boğularak ağlıyordu.
"Sen kötü bir şey yapmadın, Yusuf. Emin ol seni sakinleştirmek için söylemiyorum bunu sana."
Hıçkırıklarının bir anda durmasıyla kollarını çözüp benden uzaklaştı. Gözlerinden süzülen yaşlarla birlikte acı bir gülemseme belirdi yüzünde.
"Benim sana olan aşkım yüzünden pişman olmam gerekirken ben zamanı geriye alırsak sana yeniden aşık olacağımı kendime söyleyip duruyorum. Cihan, ben sana aşık olduğum için zerre pişmanlık duymuyorum. Yine olsa yine severim seni."
Ağlayarak söyledikleri garip hissettiriyordu. Aras'ın benimle kardeşi diye tanıştırdığı Yusuf'un beni bu denli sevmesi beni dumura uğratmıştı.
"Yusuf, sen iyi değilsin bugün. Hem içkiyi de fazla kaçırmışsın zaten. Hadi sen uyu, yarın ayık kafayla konuşuruz. Olur mu?"
Cevabını beklemeden odadan çıkmaya yeltendiğimde söylediği cümleyle hemen durdum.
"Ben Aras'la konuştum."
Kaşlarım istemsizce çatılırken bakışlarımı yüzüne diktim.
"Neyi konuştun?"
"Sana aşık olduğumu, seni sevdiğimi söyledim ona."
"Ne yaptın, ne yaptın?"
Duyduklarıma inanamaz bir şekilde yanına adımladığım sırada sesli bir şekilde yutkundu.
"Sen delirdin mi, Yusuf? Aras bunu affetmez, biliyorsun değil mi?"
Ciddi ses tonum onun hoşuna gitmemiş olacak ki, gözlerini benden kaçırdı.
"3 sene boyunca içimde sakladım ama daha fazla dayanamazdım. Ben de insanım, Cihan. Bir yerde patlamam çok normal."
"Normal ama ne yaptığının farkında mısın sen? Yakın arkadaşını öylece kaybedebilirsin, Yusuf."
Yeniden yüzünde beliren gülümsemeyle kafasını salladı.
"Onu yalnız bırakacağımdan korkuyorsun, değil mi? Yeniden eski hayatına döner ve etrafında biz olmayız diye ödün kopuyor."
Konuşmadan hemen önce gözlerimi yumdum ve derin bir nefes aldım.
"Zor zamandan geçiyordu, Yusuf. Bunu konuşmanın zamanı değildi bence."
"Aras benim arkadaşım, Cihan. Onu en az senin kadar düşünüyorum ben, sen merak etme. Şimdi çıkarsan üzerimi değiştireceğim."
Aptal gibi davranarak onu kırdığımın hemen farkına vardığım için gönlünü almak adına hemen konuşmaya başladım.
"Ben o anlamda söylemedim. Sadece sizin..."
"Üşüyorum, Cihan. Üzerimi değiştirmem gerekiyor artık, daha sonra konuşuruz."
Direnmenin bir anlamı olmadığını bildiğim için kafamı sallayarak odadan çıktım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Bile Biter
Short StoryGerçekten böyle olmak zorunda mıydı? Eskiden kendinden daha çok umursadığın insanla birlikte olmak yorur muydu bir insanı bu denli? Kendine nefret etmesine neden olur muydu? Büyük aşkının bittiği düşüncesi aşka olan inancını bitirebilir miydi?