Mavi Sakal Geri Döndü

251 21 1
                                        

Keşke paramın bir kısmını kefen param olsun diye ayırsaydım. Sanırım bugün cesedi çıkacak. Şanslıyız en azından. Baş ucumuzda hastane var. Hemen müdahale edilir. Ama babam bize kıyamaz. Yoksa kıyar mı.

- Babacım. Burada ne işin var. Bir yerine bir şey mi oldu. Ben sana demiyormuyum ağır işler yapma diye.

- Asıl sen burada ne yapıyorsun. Yaralandın mı. Hangi köpek yaptı bunu sana.

- Baba olaya köpekleri karıştırma. İnsanlardan daha sadık, güvenilir olduklarını ikimiz de biliyoruz. Bana bir şey olmadı. Sadece annemle abimi görmeye geldim.

- Sen beni bile görmeye gelmiyorsun. Babaya böyle yapılır mı. Edepsiz terbiyesiz seni.

- Beni sık boğaz ederden tabi görmeye gelmem. Artık beni sorgulama. Rahat bırak.

  Çok sinirlenmiştim. Babam benim hatta abimin küçüklüğünden bm veri kendi kurallarıyla yaşattı bizi. Bizi de çok bunalttı. Açık konuşmak gerekirse babam yüzünden ayrı bir evde oturuyorum ve ondan kaçıyorum. Oradan hızlı adımlarla uzaklaştım. Arabaya bindim. İçerde Berkay vardı. Konuşma yapıyordu. Kafamı dinlemeye ihtiyacım vardı. Arabayı küçükken rahatlamak için gittiğim tepeye sürdüm. Ben oraya "Küçüklüğüm" derim. Küçüklük anılarımla dolu burası. Gerçi babam oraya 13 yaşımdan sonra gitmemi yasakladı. Ama tekrar gidebilirim. Önümde engeller yok.

- Rana arabayı çok hızlı sürüyorsun. Kaza yapacağız biraz yavaşla lütfen.

- Biraz daha dayan geldik.

  Berkay'la konuşmuşken aklıma geldi. Biz Berkay ile sevgilimiyiz yoksa düşman mıyız.

- Biz sevgilimiyiz, düşman mı?

- Efendim.

- Duydun işte.

- Haaa. Hiçbir şey.

- Nasıl.

Sen çok içmiştin. Sıra bize geldiğinde uyudun. Oyun bize gelince bitti.

Arabayı durdurmak için frene bastım. Ama çok hızlıymışız. Az daha arabayla birlikte tepe taklak dönüyorduk. Arabadan bir müddet çıkamadık. Şoktaydık. Kendimi toparlamak için dışarı çıktım.  Temiz hava insana iyi gelir diye biliyorum. Öyle de oldu. Ama tepe yukarıda olduğu için fazla oksijen başım döndü. Sonradan ortama alıştım. Tepeye çıkmaya başladık. Her yer yemyeşildi. Zirveye ulaştığımda yere yattım. Berkay'da yanıma gelip oturdu.

- Komutanımız baban demi.

- Nereden çıkardın bunu.

- Çünkü komutana baba diyordun.

- Artık saklamaya gerek yok herhalde. Evet, babam. Bu yüzden etrafımızda gezerken dikkatli olun. Babam yüzünden birçok kişi işinden oldu. Sizin olmanızı istemem.

- Neden?

- Çünkü işinizde başarılısınız. Ne kadar kötüsünüz desemde. Yazık olur.

- Sen bizi önemsiyor musun?

- Haddini biraz fazla aşmıyor musun?

- Özür dilerim.

Bu konuşmadan 5 dakika sonra uyuya kalmışım. Rahat 2-3 saat uyumuşum. Sonra Berkay uyandırdı.

- Rana hadi uyan. Saat geç oldu. Merak etmişlerdir seni.

- Tamam. Arabanın anahtarlarını al. Uykulu uykulu kaza yaparım.

Berkay'a anahtarları verdim. Arka koltuğa geçip uyumaya devam ettim. Rüya gördüm. Durun bu bir kâbus. Tuhaf evim, ben ve Mavi Sakal. Evin içi bomboştu. Mavi Sakal bana yavaş adımlarla yürümeye başladı. Bende geriye doğru yürümeye. Geriye doğru giderken duvara yapıştım. Mavi Sakal'da koşarlar boğazıma. Gerçek hayattada boynum sıkılıyordu sanırım. Nefes alamıyordum. Dayanamadım. Yerimden kan ter içinde uyandım. Etrafıma baktım. Odamdaydım. Eylül içeri girdi.

- Rana iyi misin?

Eylül'ün gözlerinin içine bakıyordum. Konuşmadım. Hâlâ kâbusun içinde gibiydim. Gözlerim doldu. Eylül bana sarıldı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Neden bilmiyorum ama ağlamaya ihtiyacım varmış. Güçlü görünmek bazen beni çok yordu. Arkadan Ece ile erkekler geldi. Ece yatağımın yanındaki sehpadaki sürahiyi alıp bardağa su doldurdu. Bana verdi. Bardağı tuttum ama elimin titrrmesinden içemedim. Mavi Sakal'ın gerçek olduğunu sanmıyordum. Şimdi ne yapmalıyım. Dışarıda büyük bir gürültü koptu. Yataktan çıktım. Zar zor yürüyordum. Pencereden dışarı baktım. Ağlamayı dindirmişrim ama tekrardan başladı. Dışarıda kopan ses benim tuhaf evim yere inme sesiydi. Onu geçtim evimin önünde bir adam vardı. Ve bana gek işareti yapıyordu.

Tuhaf BelaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin