can, bir serseri ruh

66 6 0
                                    

CAN

ruhum bedenime ağır geliyordu. oysa ki; ne korkunç bir çocukluk yaşamıştım ne de bir psikopattım. sadece kararsız, aceleci ve öfkeli kişiliğim yüzünden çokça hatalar yapıyordum. defne kaybolduktan sonra da en çok kendimi suçladım. ve hayatımda ilk kez nerede hatalar yaptığımı sorguladım. kendimle yaptığım hesaplaşma en büyük savaşımdı belki de. insan hata yaptığını kabul etmek istemiyor önce. kendisi dışında suçlayacak başka nedenler bulmaya çalışıyor. içten içe en büyük suçlunun kendisi olduğunu bilerek duruşmasını yaptığı iç mahkemede en sonunda vicdanından ve gerçeklerden kaçamıyordu. kaçamadım. ne mantığımdan ne de duygularımdan kaçamadım. mertin defneye yapabileceklerini düşündükçe de içimde kabaran öfke kontrol edemeyeceğim boyuta geliyordu. eğer ben gençliğimde daha sabırlı olsaydım defne hep benim olacaktı. bir erkeğin en önemli gücünün sevdiklerine sahip çıkmak olduğunu belki de ağır bedellerle ödemiştim. kendimce adaletsiz bir dünyada kendi elimle adalet dağıtmak istiyordum. güçlenmek ve herkese mertle dedesinin gerçek yüzünü göstermek istiyordum. bunun için çok çabaladım. korkusuzdum, ölümden dahi korkmuyordum. bu yüzden hayatımı riske attığım birçok yarışmaya ve kavgaya gözümü kırpmadan girdim. aldığım riskin büyüklüğüne bağlı olarak da para kazandım. kazandığım parayı iyi yatırımlara dönüştürüp daha çok para kazandım. tanıştığım insanlarla güçlendim. ama sahip olduğunuz güç için değil de sizi siz olduğunuz için seven biri olmadığı zaman sahip olduğunuz gücün bir anlamının olmadığını kağıttan kalplerle çevrelendiğinizi fark ettiğinizde anlıyordunuz. gücü elde etmeye çalışırken yaşadığım başarı zehirlenmesi geçtiğinde çevremdeki insanların anlamsızlığında boğuldum. aslan beyin hastalığı ve geldiği durum onun için yeterli bir cezaydı. yaptıklarının karşılığını bulmuştu. ama ya benim defneye yaptıklarım. onu dinlemeden yargıladım. merte güvenmeyin derken onun sözüyle hareket ettim. defneye kaybettim. iliklerime kadar hissediyordum bunu. sahip olduklarımla değil benim duygularımla mutlu olurdu defne. ona asla aşık olamayacağımı söylemiştim ama köpekler gibi aşıktım. sadece bunu anlamam zaman aldı. sahi zamanı geçen aşklar için hala şans var mıdır? merti ve onu bulduğumda merti geberteceğim. içimdeki bu öfke başka türlü geçmeyecek çünkü. şerefsiz herif, her zaman kendini önemli görüyor. onun çevirdiği dolapları çözmeye çalışmaktan yoruldum. ayrıca bu yorgunluğun kaynağı düşmanlık beni daha da çok yordu. hırslarım uğruna hayallerimi kaybettim. aşık olmam sanırdım en büyük aşkımı kaybettim. defneyi bulup kendimi affettirmeliydim. ama onu nasıl bulacaktım? mert yollarımı kapatıyordu tek tek. günler defneyi merak ederek ve onu arayarak geçiyordu. ben gittikçe tükeniyordum. insanı en son terk etmesi gereken duyguymuş ümit, ama gittikçe ümidimi de yitiriyordum. derken bir gün mert çıkageldi. onu sıkıştırıp defnenin yerini öğrenmeye çalıştım. sinirle defnenin kaçtığını ama onu bulduğunda artık ona acımayacağını ve ona saygı duymayacağını söylediğinde kan beynime sıçradı"lan puşt herif kıza yapmadığını bırakmadım. soysuz herifin tekisin bir de defneyi mi suçluyorsun? ondan uzak duracaksın. artık ona üzemeyeceksin. buna izin vermeyeceğim."dediğimde güldü"ben mi şerefsizim? kızı darmadağan eden sendin. ona güvenmeyen de sendin. onu yalnız bırakan da sendin. onun saf aşkını çöpmüş gibi elinin tersiyle iten de sendin. şimdi bana ahlak dersi verme. ahlak dersinde sınıfta kaldın. aşk konusunda sınıfta kaldın. defneyi toparlamak için ne çok çaba sarf ettim. bana aşık olması için yapmadığım şey kalmadı. yine de ben mi şerefsizim? ben aşkım uğruna her şeyi yaptım. mücadele ettim. sakın bana bir daha defneden uzak durma mı söylüyorsun? kusura bakma can ama defneyi en çok ben hak ediyorum"dediğinde gerçekler tokat gibi yüzüme çarpılmıştı. ama aşkın bir kuralı ya da yasası yoktu. her şeye rağmen mert ve defne arasında asla olmayan bir çekime sahiptik biz defneyle. mertin insanın beynini uyuşturan cümlelerine artık yenilmeyecektim. "evet ona güvenmedim, ona acı çektirdim, onu yalnız bıraktım, ona olan aşkımı çok geç fark ettim, güç zehirlenmesi yaşadım. hepsinde haklı olabilirsin. fakat bir şeyi unutuyorsun. aşkın ahlaki kalıpları yoktur. aşkın bir yönetmeliği de yok. aşk aşktır. ve defneyle beizim aramızda senin asla sahip olmayacağın ortak bir duygu yoğunluğu var. o yüzden bu dediklerin zerre kadar umrumda değil. ben mantığıma veya gücüme değil sadece içimdeki duygulara tutunuyorum şu an. sana bir daha sormam mert. seni bitirecek belki hapise attıracak bazı kanıtlarım olabilir elimde. bunların polise gitmesini istemezsin sanırım. özellikle sür a.ş ile olan anlaşmanın arkasında olan, görünmeyen ama masum çocukların ölmesine sebep olan illegal işbirliğinizin kanıtlarını paylaşmamı istemezsin"dediğimde mertin ilk kez bocaladığını gördüm. bu duygu beni inanılmaz keyiflendirdi. evet mertin yaptığı bazı yasa dışı işleri öğrenmiştim ama gerçek kanıtlarım yoktu. şuan kanıtları polisle paylaşma konusunda blöf yapıyordum. ama mertin yüzünün aldığı şekilden blöfümü yediğini anladım. "saçmalama can öyle bir şey yok. ben yasa dışı şeyler yapmam"dediğinde güldüm. öğrendiğim ama kanıtımın olmadığı bir olayla ilgili olarak "7 kasım 2018" dediğimde yüznün bembeyaz kesildiğini gördüm. sabrım kalmamıştı ve bunu ona hissettirerek "son kez soruyorum defne nerede?"dediğimde "bilmiyorum. adamlarımın bir anlık dikkatsizliğinden faydalanıp bir benzin istasyonunda kaçtı. onu bulmaya çalışıyorum ama yok. sanki yer yarıldı da içine girdi. ailesine gittim orada mı diye görmek için. her şeyi göze almıştım. ama orada da yoktu. beni görünce şaşırdılar ve defneyi sordular. aynura yardım için yanında kaldığı yalanını söylemek zorunda kaldım. aynuru zor ikna ettim bu yalana ortak olması için. defneyi bulmak üzereyim dedim ama lakası bile yoktu. ailesi üzülmesin diye kabul etti neyse ki. ama gerçekten nerede olduğunu bilmiyorum."dediğinde son sabrım da gitmişti ona sert bir yumruk atıp "it oğlu it. ne demek yok? seni öldürürüm mert. ona bir şey olursa senin gibi şerefsizi insan sayıp beni hapse atmaları bile umrumda olmaz. seni öldürürüm"deyip yanından gittim. yoksa elimden bir kaza çıkacaktı. en güvendiğim adamlarımı çağırdım hemen. defnenin kaçtığı benzin istasyonun neresi olduğunu öğrenmelerini ve defne için geniş çaplı bir araştırma yapmalarını istedim. polis olan bazı yakınlarımı yardım etmeleri ve ağızlarını sıkı tutmaları konusunda ikna ettim. sonuçta kemal amca ve neslihan teyzenin üzülmelerini istemezdim. ama belirli bir süre bulamazsak zaten onlar durumu fark edecekti. aradan  haftalar geçti ama hiçbirimiz bir arpa boy bile olsa yol alamamıştık. sadece kemal amcaların bugüne kadar defneyle görüşemedikleri için endişe etmemeleri bana biraz garip geldi. sonuçta kızlarına düşkün bir karı kocaydı onlar. içimdeki his defnenin nerede olduğunu bildiklerini söylüyordu ama onları takip ettirmeyi de sindiremiyordum. eğer onlar biliyorsa defne güvendedir diye düşünüyordum. bu sırada mert de boş durmuyor defneyi arıyordu ama ikimizin de çabası boşunaydı. hayatımızın en büyük sürprizini defne bizim için hazırlamıştı ve birkaç hafta sonra bu haber bomba etkisi yaratmıştı bende. ayrıca defnenin yaşattığı şok kadar beni şok eden ikinci bir haberi de beste aynı gün vermişti. hayatımın tamamen değiştiği gün olacaktı o gün. 

kimsesiz yürekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin