Okuldan döner dönmez eve gelmiştim ve çantamı yere atarak kendimi yatağıma bırakmıştım. Uykusuz olduğum için gün boyu hiç enerjim yoktu. Bu oda arkadaşlığı konusunda ne yapacağımı da bilmiyordum.
"Jennie unni, iyi misin?"
Bu Lisa'nın sesiydi. O an yine yanıma gelecek ve bir sürü şey anlatacak diye korkuyordum. Çünkü onu dinleyecek enerjim hiç yok denecek kadar azdı.
"Aç değil misin?"
"Değilim."
"İlk dersin nasıl geçti? Zor muydu?"
"Değildi."
"Bir dakika, bu ne..."
Sonlara doğru sesi kısılmıştı. Kötü bir şey olmuş gibi hissetmiştim. Yataktan doğrularak kapının önündeki Lisa'ya baktım. Elinde bir kağıt vardı ve hareketsiz bir şekilde bekliyordu.
"O ne?"
Ayağa kalkarak Lisa'nın hareketsiz bir şekilde okuduğu kağıdı aldım. Jisoo eve giriş ve çıkış saatlerini yazmıştı.
"Bunu neden yazdı ki?"
Lisa'nın sorusuna sessiz kalarak arkamı döndüm ve kağıdı çekmeceme koydum. Sanırım bu not ile gün içerisinde karşılaşmamızı önlemek istemişti. Belki başka odaya geçersem bu durumu değiştirebilirdim.
"Lisa, oda değiştirmek ister misin?"
Sorduğum soruyla kısa bir süre afallamıştı.
"Jisoo unni iyi biri ama ben Rose'la kalmaya alıştım... Üzgünüm."
Aslında kabul etmeyeceğini biliyordum. Yine de sormuştum.
"Sizin aranızda ne var böyle? Daha önceden de tanışıyor gibisiniz. Ayrıca Jisoo unni böyle biri değildi. Sen geldikten sonra en ufak şeylere bile kızmaya başladı."
"Yorgunum Lisa."
Yatağa yatarak yorganın altına girdim. Jisoo ile oda arkadaşı olmaktan ben de memnun değildim. Bu yüzden gün içerisinde karşılaşmamak için günlerimizi ayarlamak dışında bir çaremiz yok gibi görünüyordu.
Gözlerimi kapattıktan kısa bir süre sonra uykuya dalmıştım. Yorgun bedenimi rahatlatmak isterken saatlerdir uyuduğumun farkında değildim. Gözlerimi açtığımda hava kararmıştı ve salondan sesler geliyordu. Eve geldiğimde de bir şey yemediğim için kendimi aç hissediyordum.
Ağır adımlarla odadan çıktığımda Jisoo, Rose ve Lisa kahve içiyorlardı. Onların yanına gitmem uygun olmaz gibi görünüyordu. Tekrar odama dönmek için arkamı döndüm.
"Unni! Öyle uyuyordun ki bir an öldün sandım. Hadi gel sana bir şeyler hazırlamıştım."
Lisa'nın geveze bir yapısı vardı ancak bir o kadar da yardımseverdi. Tekrar masaya doğru döndüğümde Jisoo'nun benimle göz göze gelmemek için çabaladığını fark etmiştim. O an Rose yanındaki sandalyeyi yanına çekmişti ve gelmem için sandalyeyi gösterdi.
"Gelsene."
Her ne kadar Jisoo ile karşılaşmak istemesem de aynı evdeydik. Saçlarımı kulaklarımın arkasına alırken ağır adımlarla onlara doğru ilerledim. Rose'nin yanına oturduğumda Jisoo'yu tam karşıma almış oluyordum. Bu durum oldukça rahatsız ediciydi. Aynı evde kalıyor olmamıza bile katlanamıyor olmalıydı.
"Neden ayaktasın? Otursana."
Rose'nin söylediğiyle kendime gelmeye çalıştım ve sandalyeye oturdum. Karşımda başını kaldırmadan oturan Jisoo'ya bakmamaya çalışırken Lisa elindeki tabakla yanımıza geldi.
"Sonunda hepimiz bir aradayız."
Lisa bunu söylerken mutlu görünüyordu ancak Jisoo tamamen ifadesizdi. Bu durumdan rahatsız olduğu aşikardı. Jisoo tam ayağa kalkmak için hazırlandığında Lisa kolundan tutmuştu.
"Unni! Aynı evde kalıyoruz. Bir araya gelmemiz normal değil mi? Hem bu şekilde davranman hepimizi huzursuz hissettiriyor."
Jisoo, Lisa'nın söylediğiyle bir süre hareketsiz kaldı. Daha sonra bana bakarak tekrar yerine oturdu.
"Huzursuz hissediyorsunuz demek?"
Jisoo bu cümleyi bana bakarak söylemişti. Bu durumdan ikimizin de rahatsız olduğu ortadayken bu evde daha fazla kalamazdım. Bir an önce para biriktirerek taşınmak en iyi yol gibi görünüyordu.
"Merak etmeyin, uzun süre kalmayacağım."
Gülümseyerek Rose ve Lisa'ya bakmıştım ancak onların yüzlerinde birden hayalkırıklığı belirmişti.
"Neden gitmek istiyorsun?"
Rose'nin sorduğu bu soruyla herkesin gözü bendeydi. O an ellerimi masanın altına aldım ve gergin bir şekilde parmak uçlarımla oynadım.
"Böylesi daha iyi olacak gibi."
"Ama bu ayın kira parasını çoktan ödememiş miydin?"
Ödemiştim, daha doğrusu annem ödemişti ancak ayrılmaktan başka bir çarem yok gibi görünüyordu. Anneme gerçekleri anlatarak onu da huzursuz hissettirmek istemiyordum.
"Jisoo unni yüzünden mi? Sana kötü bir şey mi yaptı?"
Lisa'nın sorusuyla gülümsedim. Aslında o bana kötü bir şey yapmamıştı. Bu durum tam tersiydi. Yine de gergin bir şekilde beklemeyi sürdürdüm. O an Jisoo da gülmeye başlamıştı.
"Neden benim yüzümden olsun? Ayrıca ayrılmak istiyorsa bu onun tercihi. Daha fazla uzatmayın."
Çocukken hep beni koruyan bir yapısı vardı. En çok bu özelliğini özleyeceğimi düşünmüştüm ve yanılmamıştım.
Jisoo ayağa kalktı ve kahvesiyle birlikte evden dışarı çıktı.
"Jisoo unni nereye!?"
Lisa arkasından seslenirken bir süre hareketsiz kaldım. Sanırım artık onunla konuşma zamanı gelmişti. Ayağa kalkıp kızları masada bıraktım ve kapıya doğru koştum.
Dışarı çıktığımda etrafta kimse görünmüyordu. Çok uzaklaşmış olamazdı.
"Jisoo! Neredesin? Son kez konuşalım."
"Ne konuşacaksın?"
Evin yanındaki bahçedeydi ve elindeki kahveyle salıncakta oturuyordu. Ona doğru yaklaştım ve karşısına geçtim.
"Bana hala kızgınsın anlıyorum ama kızların yanında böyle yapman..."
"Neden? Rahatsız mı oldun?"
Ayağa kalkarak bana yaklaşmıştı. Buz gibi olan bakışları eskisinden çok daha farklıydı.
"Unuttun mu? Sen bir katilin kızısın. İkinizin de canavardan bir farkı yok. O yüzden bir an önce buradan uzaklaşsan iyi edersin."
Giderken omuzuyla omuzuna vurarak yanımdan uzaklaşmıştı. Ben bir katilin kızıydım. Bu doğruydu ancak asla onun gibi bir canavar olmamıştım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BLACK ▼ JenKai
FanfictionBen karanlık hayatımın bir parçası ve bir canavarın kızı değil, Kim Jennie'ydim. Sadece Kim Jennie. ⇀25.05.2020 27.09.2020 ↼