1.9

2.5K 294 335
                                        


binbir utançla geçen yolun ardından yoongi'nin hazırlattığı yemeklerle dolu olan masaya oturmuş, yemek yemeye başlamıştık. ağızlarını açmamaları için dua ediyordum, yoongi'ye bir şey söylerlerse yüzüne bakamazdım.

"düğününe bari çağırsaydın oğlum."

annemin samimiyetten yoksun sesi beni hüzne boğmaya yetmişti. yıllarca istediğim tek şey aile şefkati olmuştu ama aldığım tek şey nefretti. ben onlar için her zaman işe yaramaz bir ibne olmuştum.

"evliliğimi destekleyeceğinizi düşünmemiştim, çağırma ihtiyacı duymadım. almanya'ya gittiğimi söylediğimde nasıl umursamayıp hayatınıza devam ettiyseniz şimdi de öyle yapın."

babamın yüzündeki zoraki gülümseme önce solmuş, ardından kocaman bir kahkaha atmıştı.

"görüyorsun değil mi yoongi? evlat işte, nankörlük yapıyor."

yoongi elimi tuttu ve bana sıcak bir gülümseme gönderdi. "aslında hoseok çok tatlı bir insan, hiç nankörlük yaptığını görmedim. sizle ilgili bir sıkıntı olmasın?"

gülme isteğimi dudaklarımı ısırarak engellemeye çalıştım. babam bozuntuya vermeden yemeğine devam etti. yoongi'nin bu halletine minnettar olmuştum.

"yugyeom mudur nedir, o eve gelmese senin evli olduğunu öğrenemeyecektik. sonra seokjin oğlumu aradım, sağ olsun o anlattı. sahi, yugyeom kim hoseok?"

sinirlerimi yatıştırmak için birkaç saniyeliğine gözlerimi kapattım. sanki seokjin'e kibarca sormuşlar da anlatmış gibi konuşuyordu. gerçekten evden atmamak için zor tutuyordum kendimi. bir de şimdi yugyeom çıkmıştı, bilseler ne yazardı ki? gereksiz şeyleri merak etmede bir numaraydılar.

benim vereceğim cevaptan hoşnut olmayacağını fark edince yoongi benim yerime konuştu.

"okuldan arkadaşıymış, aynı projeyi yapmışlar. geçen gün de arayınca ben yanındaydım, öyle tanıştık yugyeom'la."

sadece birkaç saniyede sıraladığı yalanları şaşkınlıkla dinledim. annem ve babam yoongi'nin ağzından çıkan her kelimeyi özenle dinliyordu. cidden kusacaktım birazdan. hiçbir zaman çok olmayan iştahım gördüğüm bu iki surattan sonra iyice kaçmıştı. yoongi yemek yemek için uyarsa da sonunda o da anlamıştı durumumu.

yoongi gözümde anlayışsız biriymiş gibi bir imaj çizse de şu an tam tersi gibi davranıyor, benim yanımda olmak için her şeyi yapıyordu.

"bebeğim benim çalışmam gerekiyor, yukarı çıkıyorum. yukarıdaki koridorun sonunda olan misafir odasını hazırlattım. ailen yorulmuştur, dinlensinler."

yoongi'yi kafamla onaylarken ailem ona iyi geceler diledi. yoongi merdivenlerden çıkıp gözden kaybolduğunda içimde tuttuğum soruyu sordum.

"neden beni özlemişsiniz gibi davranıyorsunuz?"

annem hayatında duyduğu en saçma şeymiş gibi bakmıştı.

"özledik çünkü bebeğim, sen bizim biricik oğlumuzsun."

mutluluktan çok uzak bir sırıtma belirdi suratımda. "almanya'ya gittiğimi söylediğimde ibne oğlunuzdan kurtulduğunuzu söylemiştiniz, şimdi nasıl biricik oldum?"

babam ciddileşirken yüzünde her zaman taşıdığı pis ifade belirdi. "iyi yere kapak atmışsın hoseok. adamın adını internete yazdığımızda bütün haberler ailesinin ve kendinin servetiyle ilgili."

babamın asıl yüzü buydu işte, ondan tiksinmemi sağlayan tarafıydı.

"düzgün konuş ve sinirlerimi bozma benim. ben senin gibi değilim, para için böyle şeyler yapmam."

milion dollar man | sope✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin