Şarkı Önerisi:
Ezhel & Ufo361- Wir Sind Kral
Eslem'in Ağzından:
Ablam yerinde dönüyordu öylece. Ben ise dirseklerimi dizlerime dayamış ellerimi birleştirmiş düşünüyordum.
"Eslem ne yapacağız peki? Bunu Serkan'a nasıl söyleyeceğiz?"
"Pat diye söyleyemeyiz abla. Ama bir yolunu bulacağız." Kapı çalarken bakışlarım kapıya kaydı. Ve Selvi kendini gösterdi. Kapıyı açmaya gitti hemen. Sesleri duyarken Serkan'ın ve Beyza'nın- yani Rüya'nın geldiğini anladım.
"Kimse hiçbir şey belli etmeyecek." dedim. Bu sırada Serkanlar'da yanımıza gelmişti. Rüya, Bulut'un öldüğünü bilmiyordu. Hala elimizde diye biliyordu. Ayağa kalkarken Serkan'a ve ona sarıldık. Boğazına yapışmamak için kendimi zor tutuyordum. Selvi sınavlarını bitirdiği için bizde çalışıyordu. Verdiğim parayı anca böyle kabul edeceğini söylemişti. Ve bizde Meriç'le kabul etmiştik.
"Selvi çay getirir misin canım?"
"Getiriyorum abla hemen." Selvi' nin cevabından sonra Serkan'a döndüm.
"Ee siz ne yaptınız?"
"Bir şey yapmadık ya. Ben şirketteydim sonra Beyza'yla buluştuk ve yemek yedik. Ablamlar da burada olduklarını söyleyince gelelim dedik." Olumlu anlamda kafa salladım.
"Siz ne yaptınız?"
"Hiç ya, Bulut'un yanına gittim yine işte." Yandan Beyza'ya bakınca parmaklarıyla uğraştığını gördüm.
"Konuştu mu peki?"
"Konuşmayacak gibi. Ama son bir hamlem var biliyorsun ki. O hamleyi yapınca kimse sessiz kalmıyor. Bülbül gibi şakıyor." deyip Beyza'nın gözlerinin içine baktım.
"Ne yapıyorsun ki?" dedi gözleri titrerken. Korktuğunu resmen gözlerinden okuyabiliyordum.
"Meslek sırrı." Cevabını verdim.
"Peki ne öğrenmek istiyorsunuz?"
"Yanında başka kimler var, bizim aramıza kimi sızdırdı..." deyip bakışlarımı geri Beyza'ya çevirdim. Yutkunduğunu anlayınca sırıttım.
"Birini sızdırmadıysa iyi. Ama sızdırdıysa, sızdırdığı kişiye yazık olacak." dedim. Bakışlarımı Beyza'dan çekmiyordum. O da boğazını temizledi ve yerinden kalktı.
"Ben Selvi'ye bakayım." diyerek mutfağa ilerledi. Ablamın elinin çantasına gittiğini görünce
"Abla elin ayağın dursun." dedim. Serkan'ın bakışları da ablama kaymıştı bu sırada.
"Size ne oluyor ya? Geldiğimden beridir hepiniz gerginsiniz. Bir olay mı oldu bilmediğim?"
"Hayır canım ne olayı? İş bugün sıkıntılıydı da biraz. Ondan dolayı gerginiz." dedim. Ve bakışlarımı tekrar ablama çevirdim. Ablam derin bir nefes bırakıp geriye yaslandı. Bu sırada da salona Selvi ve Beyza girmişti.
Zümra'nın Ağzından:
"Ben kendimde hata görmüyorum Mısra. Benim yerimde kim olsa aynı şekilde düşünürdü."
"Zümra sana zaten hatalısın diyen yok ki. Ulaş'ta bir anlık öfkeyle demiştir eminim ki. Ulaş' ta da pek hata göremiyorum gerçi. Tuana şıllığının başının altından çıkmış her şey. Ulaş'a o an Giray' da sana ihtiyacım var, diye mesaj atsaydı ona da giderdi."
"Bu sefer ilk adımı falan ben atmayacağım. Ulaş'ın yine de hatası var. Benim hiç hatam yok. Konuşmak isterse gelir konuşur."
"Of ne yapacağız biz sizinle ya?" dedi Mısra gözlerini devirip. Ardından ise geriye yaslandı ve kafasını yastığa koydu. Annemler teyzemlere gitmişti. Bende tek kalmak istemediğim için Mısra'yı çağırmıştım. Ulaş'la olan son konuşmanın üzerinden 4 gün geçmişti. Ve o günden beridir tek bir kelime bile konuşmamıştık. Hatta birbirimizi görmezden geliyorduk. Telefonum çalmaya başlarken komodinin üzerinden aldım ve kimin aradığına baktım.
