25. Bölüm "Yatağın altındaki canavarlar."

2K 208 370
                                    

25. Bölüm, "Yatağın altındaki canavarlar."

Bilmem kaçıncı denemeden sonra merhaba. Nasılsınız? Umalarım iyisinizdir.

Umarım bölümde bir sıkıntı olmaz 🥺

Çok uzun bir bölüm oldu. Yorumlarınızı büyük bir heyecanla bekliyorum. Umarım seversiniz.

Sizleri seviyorum 💜

Sizleri seviyorum 💜

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Bölüm şarkıları: Sezen Aksu - Küçüğüm
Kolpa - Ölünmüyor Mutsuzluktan
Cem Adrian - Yine Özledim
Model - Sarı Kurdeleler

Bazı vazgeçişler sessizce olmalıydı. Çünkü ağlamaktan yorulan kalbi biraz daha yormaya gerek yoktu.

Bazı anlar yaşanmamalıydı çünkü bazı anlar; ölüme normalden çok daha fazla yaklaştırıyordu insanı. Aynı zamanda bazı anlar yaşanmalıydı çünkü o anlar, insana ne zaman vazgeçmesi gerektiğini gösteriyordu.

Cümleler belki kolayca kurulabiliyordu ama o cümlelerin öznesi olmak bazen hiç kolay olmuyordu. Mesela benim öznesi olduğum cümleler beni çok zorluyordu.

Öznesi olduğum bütün cümlelerden silinmek istiyordum. Birkaç saat öncesinde asılı kalmak, orada sıkışmak, oradan çıkmamak istiyordum. Çok uzun bir zaman değildi, her şey birkaç dakikada üzerime yıkılmıştı.

Çitayı çok yükseğe koymamıştım, sadece bir gün istemiştim.

Kendime sözler vermiştim. Benim için asıl zor olan o sözü tutmak değildi, o sözü vermekti ve ben o zorluğu göze alarak, o aynanın karşısına geçmiştim.

O aynanın karşısında değilken, umutlarım o aynanın parçalarıyla etrafa saçılmıştı. Bir anı parçalara ayrılmış, parçalarının arasına beni gömmüştü.

Mezarım bir kabindi, üzerimde toprak yerine cam kırıkları vardı. Karşımda Azrail değil, şeytanın bir elçisi vardı.

Sorsak kimseyi öldürmemişti, bana sorsanız; beni birkaç dakika içinde bin kere öldürmüştü.

Bir anının içindeydim, heveslerim de oradaydı. Bir sürü şeyden ibarettim ama aynı zamanda bir hiçtim.

Toparladığımı sandığım her şey dağılmıştı.

Öğrenilen bir yalan, birden fazla gerçeği sarsıyordu ve birden fazla ihtimali yakıyordu.

Birden fazla gerçeğim sarsılmıştı, birden fazla ihtimalim yanmıştı ve birden fazla kez ölmüştüm.

Bazı kabullenişler sessizce olmalıydı. İnkâr etmekten yorulan zihni, biraz daha yormaya gerek yoktu.

Kabullenmek istemiyordum, vazgeçmek de istemiyordum ama yapamıyordum. Ne zaman iyi bir şey olacağına inansam, bir şey oluyordu ve ben çok kırılıyordum.

103 GÜNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin