1.TANITIM - SARMAL

48.6K 652 40
                                        

Liya'nın anlatımından.

"Ne kadar sorumsuzsun sen ya! Saatin kaç olduğundan haberin var mı senin? Uyudu çocuk!" Dilay sinirle kısık tutmaya çalıştığı sesle söylenirken karşısındaki adam bunu asla umursamıyor gibiydi. Babasının evine girmiş gibi ayaklarımı uzattığım tarafa kendini atmadan önce bana selam verdi. "Adama bak ya! Çay kahve ister misin?"

"Kahve çok iyi olur," derken başını geriye attı. Dilay'a tuhaf bakışlar atarken etrafından dolaşarak hemen soluma oturan Atilla'yı o an umursamadım. Gerçi bu ikili ne zaman yanyana gelse değil Atilla, dünyayı umursamıyordum.

"Bana bak, geldiler geliyor, beni daha fazla sinirlendirmeden kalk git çabuk. Kendi evin gibi geldin kuruldun bir de! Niye almadın Ali Mirza'yı? Nerdeydin sen?" Dilay oğlunu umursamadığı için sinirden soruyordu bunu. Oğlundan daha önemli nasıl bir işi olabileceğini merak ettiği için sormuştu ama Taner bunu böyle anlamadı.

"Hesap sormaya da başladık demek?" derken yüzünde muzip bir ifade vardı. Başını koltuğun sırt kısmına yaslamış, eğlenen gözlerle arkadaşımı izliyordu. "Sen şimdi yasak koymaya da başlarsın."

"Ne hesap soracağım be ben sana? Git karın sorsun onu. Çocuğunu unuttun sen bugün çocuğunu! Benim değil, başkasının değil kendi çocuğunu unuttun göt herif! Oğlundan daha önemli ne işin olabilir diye soruyorum."

"Hep böyle mi?" Kulağımın hemen yanında kısık sesle konuşan adam bunu ikinci defa yapıyordu, korkarak ona döndüm. "Hep böyle çok mu konuşur?"

"Lütfen şöyle şeyler yapmayın, korkuyorum." dediğimde anlık yüzümü izledi. "Ayrıca daha konuşmaya başlamadı." Çok yakın durduğumuz için gerilerek ikiliye döndüm.

"Soramaz," dediğinde Dilay afalladı bi an. Tek kelimelik cevabının hangi sözlerine hitaben olduğunu şahsen bende anlamadım. "Karım diyorum, hesap soramaz." Dilay bir an aydınlandı ama hemen sonra yüzünde daha öfkeli bir ifade belirdi.

"Senin gibi dağ ayısından başka bir cevap beklenemezdi zaten. Karında, sende, aranızdaki bu saçma sapan evlilikte umurumda değil. Bana neden oğlunu unuttuğunu söyle! Ya ben olmasaydım? Oradaki bütün öğretmenlerin çocukların başında beklediklerini mi sanıyorsun? Bu saate kadar çocuğunu okulda mı bekletecektin?" Taner ona şaşkın ama eğlenen bir ifadeyle bakarken arkadaşım sinirle saçlarını geriye savurup bir eli belinde bana döndü. "Görüyorsun değil mi, sorumsuz iti? Bir de çocuk yapmış, baba olmuş!" Onu anında başımla onayladığımda tekrar Taner'e dönünce nefes aldım. "Senin yapacağın babalığa tüküreyim. Senin gibi aklı uçkurunda bir puşta çocuk emanet ettiği için karının da ağzına tüküreyim. Şikayet edeceğim sizi! Alsınlar Ali Mirza'yı. Yazık," diye Dilay sinirle söylenmeye devam ederken bu defa Atilla'nın kısık sesini duydum.

"Bu baya sürecek gibi, kahve var mı?" dediğinde şok olarak ona döndüm. "Ne? Arkadaşın çok konuşuyor ve böyle devam ederse Taner onu susturacak, bizimde odadan çıkmamız gerekecek." Rahatlığı karşısında nutkum tutuldu şahsen. Bunlardaki rahatlık cennete gitmiş evliyaların mezarında yok!

"Siz şaka falan mısınız?" diye sordum sonunda. İşyerinde gördüğüm adamla şuan gördüğüm adam karşısında dağlar kadar fark var ve bu beni şoka sokuyor. "Ayırıca kendi susmak istemezse kimse onu susturamaz." diyerek tekrar ikiliye döndüm.

Taner ayağa kalktığında Atilla "Arkadaşımı tanıyorum, izle." dedi bilmiş bir sesle. Asla ona dönüp bakmadım.

"Senin yine çenen düştü," derken aralarındaki boy farkı yüzünden Dilay bir adım geriye atarak dik dik baktı ona.

"Adam olda konuşturma o zaman! Oğlu-" Cümlesinin yarım kalma sebebi Taner'in bir anda Dilay'ı kendine çekip öpmesi yüzündendi. Ağzım şaşkınlıkla aralanırken çok heyecanlı bir film izler gibi bir halim vardı.

"Çeneni kapatmamı ister misin?" Atilla'nın sesini duyunca ondan kaçarak yüzüne baktım. Bu hareketime kısık sesle kahkaha attı. "Açıktı ya, elimle kapatmaktan bahsediyordum." Kalbim o kadar hızlı atmaya başladı ki bir an gerçekten de yanlış anladım.

O kadar rahatlar ki şahsen bunu yapsa şaşırmazdım.

"Bence gülmeye ara verip arkadaşınızı koruyun," demiştim ki aptal arkadaşım kendine geldi.

"Adi piç," diyerek kendinden uzaklaştığı adamın göğsüne vurdu bir kez. "Hangi hakla beni öpersin sen! Evlisin lan sen," dedi ilk eline geçen şeyi kafasına atarken. Gitti kumanda. "Çocuğun var piç kurusu!" Taner eğilip kumandadan kurtulmuştu ama hemen arkasından gelen yastığa mani olamadı. Yüzüne çarptığında koltuğa düştü. "Öğrencim lan o benim! Bir aydır kafayı yedim senin yüzünden! Hala nasıl öpersin?" Yastıkla artarda vurduğunda Taner bir anda elinden çekip aldı. Uyguladığı kuvvet yüzünden Dilay'ı da kendine çektiğinde arkadaşım üzerine düşmüş oldu.

•••

Sarmal, Sığıntı'dan sonra yayınlamaya başlayacağımız yeni hikayemiz. Sığıntı'ya bölüm yazarken bir yandan diğer hikayemizi yazıyoruz. Şuan 35 bölüm hazırladık ama Sığıntı'da iyi bir ders aldık. Bu hikeyey final yapmadan onu yayınlamayacağız, burası final olduğunda Sarmal'ın da çoktan finalini yazmış olacağız.

Böylelikle biz bölüm yazma derdine düşmeyeceğiz sizde uzun süre bölüm beklemeyeceksiniz. 

Sarmal bambaşka bir serüven.

İki yakın arkadaşın hikayesini okuyacağız. Klasik wattpad kurgularından biri değil, Sarmal hepimizin manifesti olacak. Bunun hikayesini yayınlamaya başladığımızda anlatacağız, o günü sabırsızlıkla bekliyoruz!

Sığıntı'ya final yapana kadar birkaç tanıtım daha yayınlayacağız, fikirlerinizi belirtin olur mu? Hikayeye oy beklentimiz yok çünkü biz okuyucu sayısına bakıyoruz ama yorumlar önemli, bizimle görüşlerinizi lütfen paylaşın.

İlk tanıtımın sizde bıraktığı iz nedir?

Ve son olarak Sığıntı sizce nasıl ilerliyor? Bölümlerden, gelişim ve değişimlerden memnun musunuz?

SIĞINTI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin