32.BÖLÜM

38.8K 1.6K 58
                                        

Fıraz

Yastığın üzerine dağılmış kızıl tutamlara bakarken iç çektim, çok güzeldi. Saatler önce yorgunluktan bayılan kadını izlemeye doyamıyorum. Defalarca pişman olup olmayacağını sorduğumda her seferinde hayır dedi, gözlerindeki arzuyu görmüştüm ama onun için yeni bir pişmanlık olmaktan korktuğum için yapmıştım bunu. Umarım uyandığında fikri değişmez.

Ona dair herşey çok güzel geliyordu bana. Ona attığım tokattan sonra beni affetmesini bile beklemiyordum ama şans vermişti. Buraya gelmekle kalmamış eksik kalan herşeyi tamamlamamı ister gibi şans vermişti bana. Bu şansı heba etmeye niyetim olmadığı için iyi değerlendirmeye çalışıyordum. Gitmesinden ödüm kopuyordu ve bu kez hiçbir şeyin düzelmeyeceğini bildiğim için bir an bile gözümün önünden ayırmak istemiyordum.

Bütün kırgınlıklarına rağmen buradaydı, yanımda ve yatağımda. Kokusu yeniden odaya sindiğinden beri dünya üzerindeki en mutlu adam bendim. Onu bu kadar sevdiğimi bilmiyordum, uzaktan izlerken herşey daha kolaymış ama yanımda olduğundan beri kendimden vazgeçmiş gibiydim. Tek isteğim zamanında veremediğim o mutluluğu vermek ve onu hep gülümsetmekti. Acının yanından bile geçmesini istemediğim kadın için onun aleyhine bütün tehlikeleri ortadan bir bir kaldırmak istiyorum, ayağı bir taşa bile takılmasın istiyorum.

Sırtındaki yaralar... O zamanlar hiç tanımıyordum ama tanımak isterdim. Elimden gelse geçmişe gider ve onu o konaktan alırdım. Bunu dillendirmek bana ölüm gibi geliyor ama Nalin mutlu olacaksa onunla tanışmamış olmayı bile isterdim. Ait olduğu yere, Cihat'a teslim etmeyi isterdim.

Çavdar'lar, hiçbir zaman kanımın ısınmadığı aşirete öyle kin doluyum ki Nalin'in geçmişiyle beraber Lorin'in hali gözümün önüne geldikçe aklımı yitirecek gibi oluyorum. Aklı başında hiç kimse benim canımı yakmazdı. Lorin kaçtığında onu sildiğime ölesiye inanan insanlar canını yakmaya çekinmemişlerdi ama öyle bir yakacağım ki onları adımı anmaya korkacaklar!

Göğüs kafesim ağırlaştığında sıkıntılı bir nefes alıp kendimi odanın dışına attım. İçim soğumuyor, tam bir şeyler düzeliyor derken daha büyük bir sıkıntı gelip göğsümün orta yerine yerleşiyordu.

Nefes almak için teresa çıkmak istemiştim ama aralık kapıyı bulan gözlerim yutkunmama neden oldu; kendimi yine Lorin'in odasının önünde bulmuştum. Dün doktor çağırıp kontrol ettirmiştim ama yarın hastaneye gidecekti, içim rahat etmiyordu. Kırılan kemiği ya da herhangi bir çatlağı yoktu ama neden kan kustuğunu öğrenememiştik. Doktor ağzının içinde yara olduğunu ve dilini ısırdığını söylemişti, fazla bağırdığı için boğazının tahriş olabileceğinden bahsetmişti, kanın sebepleri bunlar olabilirdi ama ya değilse? Ya daha ciddi bir şeyi varsa?

Şehriban çocuğunun olmadığını söylemişti, bir hastalığı mı vardı? Adamlara araştırmalarını söylediğimde beş kez düşük yaptığını öğrendim, ilkini biliyordum ama İstanbul'a gittiğimde Bawer'in yanında mutlu olduğunu düşündüğüm için takip etmemiştim. Hastane kayıtlarında sadece düşüğü vardı ama sebebi yoktu, doktoru tam bir teşhis koymamıştı. Bunun için tedavi bile olmamıştı. Mert'i aradığımda olanlardan kısaca bahsedip iyi bir doktor bulmasını istedim, bu kadar düşük normal değildi. Belli ki kısır değildi ama bebeği hayata tutunamıyordu, bunun sonucundan ölesiye korksamda neyi olduğunu bilmemiz gerekiyordu. Kocası olacak şerefsize küfür ettim, piç kurusu bunu çoktan yapmalıydı.

Aynı durumda Nalin olsa daha ilkinde neyi olduğundan emin olana kadar doktor doktor gezerdim. Piç kardeşimi seviyor diye gözüm arkada değil diyordum ama kardeşimin yanlış kişiyi sevdiğini anlamam geç oldu. Buraya gelsin belasını sikeceğim.

SIĞINTI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin