25.BÖLÜM

55.2K 2.1K 187
                                        

Aşağı indiğimde Fıraz yaktığı menemeni tavayla birlikte yok edip söylediğim gibi yenisini yapmıştı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Aşağı indiğimde Fıraz yaktığı menemeni tavayla birlikte yok edip söylediğim gibi yenisini yapmıştı. Buna şaşırmıştım ama memnun olmadığımı da söyleyemem. İkimizde sessizce kahvaltımızı yaparken şiştiğimi hissederek geriye yaslandım, günler sonra ilk kez doyduğumu hissediyordum.

"Doydun mu?" iPad'teki bakışlarını çekip bana baktı, kahvaltıya başladığımızdan beri bütün dikkati ekrandaydı.

"Eline sağlık," dedim. Masaya kısa bir bakış attıktan sonra bana gülümseyerek döndü.

"Afiyet olsun yavrum." Ben sondaki kelimeyi idrak etmeye çalışırken o iPad'i kaldırıp kahvaltısına odaklandı. Başladığımızdan beri ufak ufak atıştırıyorken şimdi oldukça iştahlıydı.

O ben rahat yiyeyim diye bilerek benimle ilgilenmiyormuş gibi mi yapmıştı?

"Kahyaya atları hazırlamasını söyledim, çıkarız değil mi?" Benim halimden haberi yoktu. Kullandığı kelime ve yaptığı şey beni afallattığı için onu izliyordum. Bu hali ne kadar sürer acaba?

"At binmeyi bilmiyorum ben," derken önüme döndüm. Onun biten çayını doldurduktan sonra kendime de bir bardak daha doldurdum. Pek sevmezdim ama kahve yapmaya üşendim. Bir anda çok yediğim için sanırım biraz hantallaştım.

"Öğretirim," derken normal bir zamanda gibiydik. Gerçek bir karı koca gibiydik şuan.

Fıraz kahvaltısını yaparken sessizce bitirmesini bekledim. Ardından o mutfağı acemice toplarken bir yandan kahve yapıp bir yandan arkasını topladım. Bulaşık makinesini bile doldurmayı bilmiyordu, bardakları aşağı tabakları yukarı koyduğunda şok olmuştum. Hiçbir şey söylemeden arkasından düzelttim sadece, ardından kahvemizi bahçede içtik. Dün olanlar yaşanmamış gibi havadan sudan sohbet ettiğimizde çoğunlukla bana okulumu sordu.

Ahıra girdiğimizde ilk başta atlardan korktum, Fıraz benimle çocukla ilgilenir gibi ilgilendi. Ben alışana kadar sabırla yanımda beklemiş, ilk başta benimle birlikte ata binmişti. Ardından ben yalnız binerken eyeri tutmuş ve beni bahçede gezdirmişti. Sonrasında kendi de başka bir ata bindiğinde yaklaşık iki saat etrafı dolaştık, hızlanmıyordu ve dikkati tamamen benim üzerimdeydi. Tekrar eve döndüğümde kendimi fazla gerdiğim için bütün kaslarım tutulmuştu. Fıraz beni kucağında taşıdı eve.

"Çok mu ağrıyor?" Bahçede oturuyorduk. Bir sandalye çekip ayaklarımı dikkatle üzerine koydu. "Masaj yapmamı ister misin?" Fazla ilgiliydi. Sabahtan beri etrafımda fır dönüyordu.

"Bence ne yaparsak yapalım iki gün bu ağrıyı çekeceğim," dedim gülerek. İstanbul'da spora gidiyordum ama iki ay önce mezuniyet telaşından bırakmıştım. Şimdi yeni başlamışım gibi ağrım vardı, sadece bacaklarım değil sırtım ve kollarımda çok ağrıyordu. Popomdan bahsetmiyorum bile.

"Zeynep ablaya krem var mı diye sorarım. İstediğin başka bir şey var mı?" Başımı iki yana salladım sadece. O da kendini yanıma bıraktığında zil sesi duydum, Fıraz cebindeki telefonu çıkardı. Kaşları çatılırken efendim demişti ki homurdanarak bana uzattı telefonunu.

SIĞINTI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin