36.BÖLÜM

35.1K 1.7K 82
                                        

"İnşallah çok bir şey yapmazlar." Kocasının arkasından iç çekerek bakan kişi Lorin'di. Kahvaltıdan sonra Bawer'i de yanlarına alarak gitmişlerdi.

"Onu abilerimin üzerine söz sözlemem, demeden önce düşünecektin." dedim hemen arkasındayken. Ödü koparak bana döndü, arkasında durduğumu fark etmemişti. "Akşama kadar canını çıkaracaklar." Başımı iki yana sallayarak yanından geçtiğimde hedefimde mutfak vardı, masayı kaldırmıştık ve şimdi kahve içecektik.

"Üzülüyor musun?" Lorin hemen arkamdan gelirken kısık sesle sordu. Mutfağa girdiğimde hemen kahve malzemelerini aldım ve yapmaya koyuldum.

"Kimsesizliğin ne demek olduğunu biliyorum sadece." Lorin'e hiç bakmadan konuştuğumda yutkunduğunu duydum. Muhtemelen masaya yönelmişti, ona dönüp bakmadan kahveyi odaya koydum.

"Sana yapılanlardan haberi yokmuş." İçli bir sesle konuştuğunda derin bir nefes alarak ona döndüm.

"Geriye dönüp değiştiremeyeceğimiz şeyler hakkında konuşmak istemiyorum. Ayrıca bu seninle konuşmak isteyeceğim bir konuda değil." Sözlerimin çok sert olduğunu bana kırgın bakınca fark ettim. "Seni aşağılamıyorum ya da bunu kötü bir anlamda söylemedim. Aynı insanların zulmüne uğradık ama bunlar yaşanırken seni seven bir adam, arkanda duracak bir ailen vardı. Nitekim öylede oldu, hiçbiri bunu görmezden gelmedi. Ne hissettiğimi tahmin edebilirsin ama anlayamazsın Lorin. Seni görmezden gelmiyorum sadece canımı sıkan konu hakkında hiç kimseyle konuşmak istemiyorum çünkü sen bile sadece tahmin edebilirsin. Bırak geçmiş, geçmişte kalsın." Anlayış bekleyen ifademi geri çevirmedi ve buruk bir tebessümle beni onayladı.

Amacım Lorin'i kırmak ya da terslemek değildi, bir şekilde şuan şükür ettiğim aileyi ona borçluydum. Sadece canımı yakan konu hakkında konuşmak istemiyorum, gün yüzüne çıkan herşey canımı daha fazla yakmaktan başka bir şey yapmıyor.

Hazır kahveleri fincanlara boşalttığımda tepsiye yerleştirip çardağa geçtim. Lorin kızları çağırmaya gitmişti, hepsi çok geçmeden geldiklerinde çardağa kurulmaları uzun sürmedi. Kızlar sohbet ederken arada katılsamda genel anlamda sessizliği tercih ediyordum.

"Selam!" Sesle birlikte hepimiz mutfağa döndük, Mert bize doğru geliyordu. Bakışları Berfin'in üzerinde oyalanırken ayağa kalktığımı görünce bana döndü.

"Hoşgeldin, bir şey mi oldu?" Yanıma geldiğinde bana sarılırken karşılık verdi.

"Hoşbuldum." Geri çekilip beni baştan aşağı süzdükten sonra kızlara döndü. Arabasına hasar kontrolü yapıyor sanki pislik. "Lorin'le konuşmaya geldim." Lorin'e baktığımda renginin attığını gördüm.

"Test sonuçları mı çıktı?" Kötü bir şey çıkmasından ödü kopuyordu.

"Korkma," dedi Mert yatıştırıcı bir sesle. O çardağa doğru adımladığında neler olduğunu merak etsemde şimdi yalnız kalmak isteyeceğini düşünerek mutfağa girdim. Lorin isterse daha sonra söylerdi zaten, o an kalabalık olmamız onu rahatsız edebilirdi. Ayrıca ona tam anlamıyla iyi davranmadığım için varlığımdan memnun olmayabilirdi.

Kendimi yaşlıların yanına attım. Kahvelerini içen kadınlar koyu bir sohbetin içindelerdi, sessizce Bejin ananın yanına oturdum. Bana kısa bir bakış atsada konuyu kapatmadı.

"Peki şimdi ne olacak ana?" Dilşa anne bana kaçamak bakışlar atıyordu, tam olarak ona bakmasam da görebiliyordum.

"Rewşen vereceğim diyor. Burası çok karışık, Diyarbakır'a yollayacağım." Rewşen mi?

"Kabul etmezler ana, yıllardır bir kez bile arayıp sormadılar." Jiyan yenge memnuniyetsiz bir yüz ifadesiyle konuştu.

"Ne yapayım Jiyan? Buraya mı gelsinler?"

SIĞINTI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin