"Uyandı mı?" Dilşa annenin sesi uzaktan geliyordu. Başımda korkunç bir ağrı varken gözlerimi açmak istedim ama yapamadım.
"Yok," dedi Fıraz. Sesinde birçok duygu vardı.
"Uyanır birazdan, korkma. Öğrendikleri ağır geldi." Dilşa anne anlayışla konuştuğunda Fıraz'ın derin bir nefes aldığını duydum. Gözlerimi birkaç kez açmaya çalıştığımda başımdaki ağrı yüzünden yüzümü buruşturmak zorunda kaldım.
Yatakta bir hareketlilik olurken sağ elimi biri sıkıca kavradı. "Güzelim," Fıraz'ın sesiydi. Kendimi birkaç kez daha zorladığımda nihayet gözlerimi aralamayı başardım. İlk tavana baktığımda görüşüm kendine gelene kadar bekledim. Başımda korkunç bir ağrı vardı ve midem bulanıyordu, ne kadar zaman geçmişti acaba?
"Lorin," dedim kırık bir sesle. "Lorin nerde?" Derin bir nefes alırken başımı sağıma çevirdiğimde Fıraz'ın endişeli gözleriyle karşılaştım.
Yüzünü yıkamış ve üzerini değiştirmişti, artık korkunç görünmüyor.
"İyi, uyuyor şimdi." Sol eliyle elimi sıkı sıkı tutarken sağ eliyle yavaşça yüzümü okşadı. "Sen nasılsın?" Yaşadıklarımız aklıma geldiği için gözlerimin dolmasına engel olamadım.
"Bawer duydu mu?" diye sordum onu duymazdan gelerek. Karısının halinden haberi var mıydı ya da bizim öğrendiklerimizi oda öğrenmiş miydi?
"Yok," dedi anlamadığım bir öfkeyle. "Gelince öğrenir, sen şimdi bunları düşünme. Nasılsın Nalin, ağrın sızın var mı?" Bakışlarımı kocamdan çekip tavana diktiğimde dudaklarım titrediği için birbirine bastırdım. Lorin'in son hali içler acısıydı, peki sebebi? Sebebi benim için göğsümü kavuran bir acıydı. Çok zalimlerdi, bunu hep biliyordum Çavdar'lar bana çok zalimlerdi ama bu duyduklarım içimi yakıyordu.
Nasıl göz yumarlardı böyle bir şeye?
Bawer'i neden bana düşman ettiler?
En önemlisi Kendal Çavdar karısının gizli aşkına nasıl susmuş, arkasını toplayıp sessiz kalmış?
"Başım ağrıyor," dedim bir damlayı kurban verirken. İç çektim. "Midem bulanıyor. Uyumak istiyorum, sadece uyumak istiyorum." Fıraz'dan elimi çektiğimde ona sırtımı dönüp cenin pozisyonu aldım. "Kabus," derken gözyaşlarım daha da hızlanmıştı. "Hepsi kabus, kötü bir kabus." Daha fazla dayanamayarak içli içli ağlamaya başladığımda nevresimi ellerimin arasında sıkıca tutuyordum.
Fıraz hıçkırığımı duyduğu an yataktan çıkıp dolanarak boştaki tarafa uzandı. Ellerimi sıkıca tuttuğunda beni göğsüne çok hızlı hapsetti. "Yanlarına kalmayacak," dedi. Beni teselli etmek istiyordu ama bunun tesellisi yoktu ki. O da bunun farkında olduğu için ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu. Sımsıkı beni sardığında herkesten korumak istiyor gibiydi, aklımı talan eden düşüncelerimden bile beni korumak ister gibi hali vardı.
Ben hıçkırarak ağlarken bana sarılmak dışında hiçbir şey yapmadı. Dilşa annenin ne yaptığını bilmiyorum belki çoktan çıkmıştı. Tek yaptığım içim dışıma çıkana kadar ağlamakken başımdaki ağrı giderek artıyordu. Yaşlarım tükenmiş gibi bir süre sonra iç çekmeye başladığımda gözümü bile kırpacak halim kalmamıştı. Hasta gibi hissediyordum, bütün vücuduma çöken yorgunluk göz kapaklarımı örttüğünde buna karşı çıkmadım.
•••
Hissettiğim sıcaklık beni yaktığı için huysuzlanarak dönmeye çalıştım ama yapamadığımda uyuşuk bir şekilde gözlerimi açtım. Fıraz'ın kolları mengene gibi sarılmıştı belime. Başımı yavaşça geriye attığımda uyuduğunu gördüm, uykusunda bile beni bırakmıyordu. Tutuşu hala sıkıyken başımdaki ağrı yüzünden inleyerek geri çekilmeye çalıştım. Göğsüne koyduğum elle birlikte Fıraz çok hızlı doğruldu yattığı yerden.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SIĞINTI
RomantizmBen onyedi yaşında Nalin Çavdar. Bu konakta beş yıldır kalıyordum ancak hiçbir aile ferdi beni kendinden bilmezdi. Ben hep ötekileştirdikleri, bir günah bildikleri kızdım. Burada herkes bana düşmandı. Hemde herkes. Çavdar'lara çalışanlar bile beni b...
