"Bunlar yorulmak nedir bilmez mi?" Hande dehşete kapılmış gibi pisti izliyordu. Saatlerdir halay çeken insanlar sürekli değişiyordu ama bunun farkında değil gibiydi. Müzik kesildiğinde mikrofondan birkaç ses geldi, Taner eliyle kontrol ettiği mikrofonun çalıştığından emin olmak istiyor gibiydi. Bu adam hep bu kadar aykırı mı? Hiç ağaya benzemiyor.
"Öncelikle hepiniz hoşgeldiniz, beni tanımayanlar için kendimi tanıtayım, Taner Çelebi. Bu boş herifin kuzeniyim." Damadı gösterek konuştuğunda birkaç gülme sesi yükseldi. Ardından damadın 'Asıl boş herif sensin it!' dediğini hepimiz duyduk. Mükemmel bir aile ilişkileri var doğrusu. Taner kuzenine aldırmadan misafirlere döndü. "Bugün bu mutlu günde yanımızda olan herkese teşekkür ederiz. Reşo," dedi müzisyenlerin olduğu yere bakarak. "Ver oğlum müziği! Aramızda Mardin'in en büyük aşireti var, kalkıp bir halay bile çekmedi. Reyhani izleyelim." Ardından bize döndüğünde "Fıraz Şahoğlu bu işin duayeni diye duydum." dedi.
Elimle anında ağzımı kapatırken kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi. Bizimkiler gülerken Fıraz kısık sesle küfür etti. Bu işin duayeni mi? Fıraz'ın halay çekmeyi bildiğinden bile emin değilim. Taner'de bunu biliyor olsa gerek biraz kocamı sinirlendirmek istiyor gibiydi, bıyık altından gülüyordu.
"Düğün kiminse o oynasın," dedi Fıraz aksi bir sesle. Kimse rahat rahat gülmeye cesaret edemiyordu ama biri bir kahkaha patlatsa arkası kesilmeyecek gibiydi. Taner gülerek yanımıza geldi.
"Abi biz halay çekeriz, reyhani bugün gelin ve damadın hakkı." dedim hemen. Fıraz'ı daha fazla sinirlendirmemesi için araya girmiştim, Taner bir şey söyleyecek gibi oldu ama Fıraz'ın bakışlarını görünce kahkaha atarak vazgeçti.
"Gelinimiz alçak gönüllü çıktı, rol çalmak istemiyor." Ardından dönüp kuzenine baktığında gelin ve damat aynı anda kalktılar. Damat daha çok Taner artık konuşmasın diye kalkmış gibiydi.
Gelin ve damat karşı karşıya durduklarında müzik başladı.
"Abi niye çıkmadın? Ne de güzel oynarsın oysaki," Robin abi kocama bakarak konuştuğunda eğlendiğini hiç saklamıyordu.
"Çek o kafanı geri, sövdürme bana." Fıraz hemen tersledi kardeşini. "İşsiz piç, nefret ettiğimi biliyor. Ama elime düşersin." Taner'e bakarak konuşuyordu, daha önce adını duymadığım adamla aralarındaki muhabbeti merak ettim. Çok ateşli bir şeye benziyor.
Kalkmadığımıza sevindim çünkü çok güzel oynamışlardı. Müzik bittiğinde büyük bir alkış koptu. Ardından tekrar halaya geçilmişti ki Taner'in kocama baktığını gördüm.
"Abi," derken eğilip Cihat abiye baktım. Ne söylemek istediğimi anlayan adam anında ayaklandığında bütün gençler ortaya geçtik. Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde halay mendili elime tutuşturulduğunda el mahkum başa geçtim. Müzik başladığında önce ritmi bekledim, sağ ayağımı birkaç kez yere vurduktan sonra başladığımda müzikle beraber zılgıt sesleri de vardı. Benim hemen solumda Cihat abi vardı, onun solunda da Hande. Diğerlerini görememiştim, daha doğrusu sık sık ayaklarıma baktığım için dikkat edememiştim. Müziğe eşlik ediyor, Cihat abiye ve ayaklarıma bakıyordum sürekli.
Halayda sadece bizimkiler vardı, yabancı kimse dahil olmuyordu. Taner ve Atilla hariç. Taner, Cihat abiyle benim arama girdiğinde Atilla'da Hande'yle aralarına girmişti. "Ne biçim İstanbul'lusun kız sen?" Ayaklarıma bakarak konuşmuştu. "Benimki anca göbek atıyor, çingene." dediğinde gülüşüme engel olamadım. Seviyor mu gömüyor mu belli değil. Müzik ağırlaştığında graniye geçmiştik ki araya biri girdi, başımı çevirdiğimde Fıraz'ı gördüm.
"Aha istediğim," dedi Taner aradığı kan bulunmuş gibi. Fıraz'ı halaya kaldırmak için bilerek mi benim yanıma gelmişti?
"Bu dostluğu bozsa bozsa senin çenesizliğin bozar. Sus yoksa sikerim ağzını." Fıraz'ı ilk defa böyle küfür ederken görüyordum, şok oldum. Bütün evliliğimiz boyunca duymadığım kadar küfür duymuştum bugün ağzından.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SIĞINTI
RomantizmBen onyedi yaşında Nalin Çavdar. Bu konakta beş yıldır kalıyordum ancak hiçbir aile ferdi beni kendinden bilmezdi. Ben hep ötekileştirdikleri, bir günah bildikleri kızdım. Burada herkes bana düşmandı. Hemde herkes. Çavdar'lara çalışanlar bile beni b...
