Ben onyedi yaşında Nalin Çavdar. Bu konakta beş yıldır kalıyordum ancak hiçbir aile ferdi beni kendinden bilmezdi. Ben hep ötekileştirdikleri, bir günah bildikleri kızdım. Burada herkes bana düşmandı. Hemde herkes. Çavdar'lara çalışanlar bile beni b...
Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez. Cennet bile ölüm ister.
Başımı yavaşça geriye atıp gökyüzüne diktim gözlerimi. Ay ışığı yüzüme çarparken bulunduğum tepede hafif bir rüzgar tüm yüzümü yalayıp geçti. Küçük esinti saçlarımın arasında sessizce dolaşırken bu anın verdiği huzura tutundum ve yavaşça gülümsedim.
Elimden alınan ne varsa hepsini kazanmak için çok çalışmıştım. Özür bir hayat, korkusuz bir yaşam için sevdiklerimi geride bırakmıştım. İstanbul'un kalabalığında kendimi defalarca kaybedip yeniden bulmuştum ve kendimi her bulduğumda bir öncekinden daha farklı biri olmuştum. Çoğu zaman kalbimin etrafını saran karanlık bir bulut vardı ve çevrem ne kadar temiz olursa olsun boğuluyordum. Geçmiş, geçmişte kalmamış her anıma yayılmıştı. Mardin'i geride bırakmayı asla başaramamıştım ama yine de burada bir hayata tutunmayı becerebilmiştim.
Bugün mezun olmuştum. Şimdi binbir özenle hazırlandığım mezuniyet balomun tam ortasında duruyordum. Yeşil elbisem yerde sürünüyor, kalçama gelen dalgalı kızıl saçlarım ışığın altında parlarken iki elim yan tarafımda gökyüzüne bakıyordum.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Eksikti bir şeyler. Burada bir şeyler hep eksikti.
Çoğu zaman böyle hissederdim ama bazen bu his beni usulca terk edip yerini heyecana bırakırdı. Buna hiçbir zaman anlam veremezdim ama bazen bir çift gözün üzerimde asılı kaldığını hissederdim. Bu yakıcı his bulunduğum andan bir anda çekip alırdı beni. Şuanda olduğu gibi. Hislerime itaat ederek başımı usulca çevirdiğimde zamanın benim için durdu.
Uzun cümleler sıralayıp hislerimi dökmek isterdim ancak bölünmüş gibiyim. Hislerim ve düşüncelerim öyle karıştı ki birbirine tutulacak hiçbir yanı yok. Kalbim atmayı bırakmış gibi nefesim kesildi. Hemen ayaklarımın dibine düşen kep birkaç saniye görüntümü kesti ve o an hayal sandım. Gördüğüm hayal diye düşünürken hayır der gibi karşımda dimdik duruyordu. Dağınık saçlarını biraz önce gergince karıştırırken o hale getirdiğini görmüştüm ama hala çok iyi görünüyorlardı.
Kirli sakalları yanık teninde imza gibi öyle nefes kesici görünüyor ki birkaç kadının öylece ona bakakaldığını gördüm. Çizgi halindeki etli dudakları sanki konuşmayı bilmiyor gibi dakikalardır öyle duruyordu. Mavi gömleğinin ilk iki düğmesi açık, siyah kumaş pantolonunun üzerinde öyle özenli görünüyor ki... Bakışlarım gözlerinde takılı kaldığında nefes kesici görünüşüne inat ıssız bir sokağın ortasında kaldırıma çökmüş yorgun bir adam gördüm. Öyle bir bakıyor ki yaşanılanlar bir bir zihnime düşerken gözlerimin dolmasına engel olamadım.
Bulunduğum andan soyutlanmıştım dakikalar önce. Kendime gelebileceğimi de sanmıyorum ancak hala onu izlerken titreyen bedenime engel olamıyorum. Boğuluyor gibi hissetmeye başladığımda hiç konuşmayan dudaklarına inat af dileyen gözlerine acıyla baktım. Yavaş yavaş geriye adımlarken buradaki varlığını inkar edercesine başımı iki yana salladım ama hayır, hala karşımdaydı ve beni izliyordu. Birkaç adım daha attığımda bana doğru adımlamaya başladığını gördüm ama o kadar hızlı arkamı dönüp koşmaya başladım ki daha döner dönmez birine çarptım. Durmadım, insanları iterek kalabalığa karışıp koşarken kalbim de dört nala koşuya başlamıştı.