'İçimde sönük bir umut yok değildi. Güzel bulduğumuz için, hiçbir zaman elimize geçmeyecek sandığımız şeylere karşı duyulan o ümitsiz ümit.' diye yazıyordu Çalıkuşu'nda, bir dizede. Feride'nin küçük bir kız çocuğunu evlat edinmek için hissettiği bu ümitsiz ümit benim evliliğimize duyduğum hislerle benzerdi.
Hayatımın her köşesine ilmek ilmek işlenen ümitsizliğin içinde minik bir parıltı her zaman vardı. Tuttunduğum şey hep o minik parıltı oldu ve çoğu zaman bu iyiki sebebimdi ancak şimdi allak bullak olmuştum. Fıraz'ın beni sevme düşüncesi bile kalbimi ağzıma getiriyordu ama bunu az önce kendisi söylemişti. Bir zamanlar saygısı için çırpındığım adam şimdi beni sevdiğini söylüyordu.
Birkaç gündür davranışları yüzünden hislerinin değiştiğini düşünüyordum ama bu fikre alışamadan gelen itiraf beni dumura uğrattı. Dudaklarımda hala izleri varken kalbimde de derin bir iz bırakmayı başardı.
"Uzun zamandır seviyorum, yeni değil." Yatakta doğrulup oturduğumda sırtımı geriye yaslamıştım ve bacaklarımın hemen yanında oturan adam ellerimi tutuyordu sıkı sıkı. Vereceğim tepkiden korkuyordu ama konuşmak için benden güç alıyor gibiydi.
"Aylarca seni izledim, yaşadıklarını unutmanı bekledim. Seni nasıl kazanacağımı bilmiyordum, iyi olmanı istediğim için uzaktan uzağa seni izledim. Mutluydun ama ara sıra gözlerine çöken hüznü görebiliyordum. Kendin için çabaladın, bir düzen kurdun ama atlatamadın. Nasıl gülümsediğini biliyorum, çoğu zaman gözlerine ulaşmıyordu tebessümün. İkimizde eksiktik hatta hepimiz öyle, bu yüzden buraya gelmeni istedim. Bu konağın sana iyi geleceğini biliyordum." Durup derin bir nefes aldı. Gözleri bana değmiyordu, komodinde tuttuğu bakışlarını başka hiçbir yere çevirmiyordu.
"Benden saygımı istediğin gün aslında bir şeyler değişmeye başlamıştı ama anlamadım. Duygularımı hiç anlamadım, gidene kadar. Seni aradığım altı ay benim için cehennemden farklı değildi. Cihat'ın seni koruduğunu ve iyi olduğunu biliyordum ama seni görmem gerekiyordu, iyi olduğuna emin olmak için kendi gözlerimle görmeliydim. Bulduğumda iyi olduğunu görünce sevineceğimi sandım ama öyle olmadı, mutlu oldum doğru ama iliklerime kadar özlediğimi o gün fark ettim. Hemen karşımdaydın ama gelecek cesaretim yoktu, bu yüzden bekledim. Her fırsatta soluğu yanında aldım çünkü seni görmediğimde nefes alamıyor gibiydim. Sarılamıyordum ya da sana gelemiyordum ama orda olduğumu bilmesen de gözümün önünde olman bana iyi geliyordu." Baş parmağı yavaşça elimin üzerinde hareket etmeye başladı, gözlerimi bile kırpmadan onu izliyordum.
"Balodayken kalabalığın içinde başını kaldırıp gökyüzünü izledin, bir şeyler arıyor gibiydin ya da ben öyle olmasını istediğim için öyle gördüm. Bilmiyorum ama artık karşına çıkmam gerektiğini hissediyordum, daha fazla uzak duramadım senden. O gün kaçarken gördüğüm karıma aşık olduğumu kendime ilk kez itiraf ettim. Mardin'den kaçtığın adam değildim artık, bu yüzden gitmene izin vermedim. Bundan sonrada veremem," derken başını iki yana salladı. Ağır bir şekilde bakışları beni bulduğunda gözlerinde acıdan başka bir şey yoktu. "Yapamam Nalin, sensiz yapamam. Sadece çabalamama izin ver, beni sevmeni istemeyeceğim ya da seni zorla burada tutmayacağım. Gitmek istediğinde yemin ederim engel olmayacağım ama bana şans ver, kendimi sana affettirmem için bana bir kez şans ver."
Başımı eğip ellerimize baktım. Bu odada en son evliliğimiz için ben çabalamak istemiştim ve bütün hayatımız başımıza yıkılmıştı.
Fıraz denemek istediğinde bir şeyleri değiştirebilir miydi?
Bu adamı sevebilirim, bunu biliyorum çünkü şuan hissettiklerim yeni değildi ya da unuttuğum şeyler değildi. O farkında olmadan beni sevmeye başladığında bana gösterdiği adama kalbimi açmaya hazırdım, kaçırılmasaydım çoktan birbirimize tutulmuş olacaktık. Bundan sonrada olamaz mıydık? Buraya gelirken Fıraz'dan beni sevdiğini duymayı beklemiyordum, sadece ne yapacağını merak etmiştim. Aramıza aşk girmeden bir şeyleri toparlayabilir miyiz diye düşünmüştüm çünkü ne kadar kaçarsam kaçayım buradaki hayatın yakamı bırakmayacağını biliyordum. Hep saklanmak zorunda kalacaktım ve ben kaçmaktan yorulduğum için dönmek istemiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SIĞINTI
RomantizmBen onyedi yaşında Nalin Çavdar. Bu konakta beş yıldır kalıyordum ancak hiçbir aile ferdi beni kendinden bilmezdi. Ben hep ötekileştirdikleri, bir günah bildikleri kızdım. Burada herkes bana düşmandı. Hemde herkes. Çavdar'lara çalışanlar bile beni b...
