Ben onyedi yaşında Nalin Çavdar. Bu konakta beş yıldır kalıyordum ancak hiçbir aile ferdi beni kendinden bilmezdi. Ben hep ötekileştirdikleri, bir günah bildikleri kızdım. Burada herkes bana düşmandı. Hemde herkes. Çavdar'lara çalışanlar bile beni b...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
'Bir çiçeği büyüten sevgi, insanı değiştirmez mi sanıyorsun?'
Yatağın sağ tarafına sırtüstü uzanıp yoncayı iki elimle sıkı sıkı tuttum. Günlerdir Fıraz'ın sergilediği tavırları düşünürken küçük prensin bu cümlesi aklıma geldi; sevgi onu değiştirmiş miydi? Yaptıklarına baktığım zaman pekala değiştirdiğini görebiliyorum, o artık odanın içinde öfkeyle dolanıp bana yapmamam gereken şeyleri sıralayan adam değildi. O artık benim mutluluğum için herşeyi yapmaya hazır olan adamdı.
Günlerdir yaptığı buydu. Buraya geldiğimden beri tek istediği benim mutlu olmamdı. Ona şans verdiğimden beri ise tamamen aşık bir adama dönüşmüştü. Çiftlik evinde geçirdiğimiz zamanda da yaptığı tek şey buydu. Koskoca aşiret ağası saf bir aşığa dönüp etrafımdan bir an olsun ayrılmamıştı. Benimle birlikte Fıraz'ın bu haline şahit olan herkes artık onun beni sevdiğine emin olmuştu. İlgisi bir an üzerinden ayrılmıyor, nereye baksam onu görüyordum. Cihat abigil dün gitmişlerdi ve giderken artık gözünün arkada kalmayacağını, yine de istersem benim için arkadaşını yeniden karşısına almaktan çekinmeyeceğini söylemişti. Bunu yapacağına inanıyorum ama artık gerek kalmadığını düşünüyorum.
Fıraz bakışlarıyla bile kalbimi titretmeye başlamıştı artık. Yaptıklarına şaşırmıyor, heyecanlanıyordum.
"Nalin hanım," Kapım tıklatılınca düşüncelerim bir anda dağıldı. Elif'in sesiydi. Neden hanım dediğini sorgularken kalkıp kapıyı açtım, tedirgin yüzüyle karşılaştığımda mümkünmüş gibi kaşlarım daha çok çatıldı. "Mihriban hanım geldi, sizinle acil konuşması gerekiyormuş." Mihriban abla mı?
Sebebini bilmediğim bir şekilde içim korkuyla dolarken hızla yanından sıyrılıp merdivenleri inmeye başladım. Kalbim ağzımda atmaya başlamıştı çünkü bunca zaman sonra Mihriban ablanın beni görmek için geldiğini aklım kabul etmiyordu. Benim şuan iyi olduğumu, Fıraz'ın bana aşık olduğunu tüm şehir biliyorken öylesine bir ziyaret olamazdı. Merdivenler bitince mutfağa yönelecekken kapıda bekletildiğini görünce kaşlarımı öfkeyle çatarak oraya yöneldim.
"Ne yapıyorsunuz?" Kapıdaki adamlar sesimi duyar duymaz başlarını yere eğerek geri adımladılar.
"Nalin'im," diyen Mihriban teyzeye döndüğümde bütün uvzundan yayılan tedirginliği gördüm. "Ben girmedim içeri, çok vaktim yok." Hemen yanına giderken adamlara kapıdan uzaklaşmalarını söyledim, belli ki özel olarak konuşmak istiyordu. Yanına gittiğimde ilk yaptığım şey sarılmak oldu. Tüm o zalimlerin içinde beni seven, şefkatle saran tek kişiyi de bunca zaman hiç umursamamıştım. Vicdanım kalbimi avuçlarının içine alıp ezerken dudaklarım titrediği için sımsıkı birbirine bastırdım. Mihriban teyze geri çekilirken önüme gelen bir tutam saçımı şefkatle okşayıp kulağımın arkasına itti. "Güzel kızım benim," Öyle içten söyledi ki gözlerim anında doldu.
"Özür dilerim," dedim hemen. Ağlamak üzere olduğumu fark eden kadında benden farklı değildi.
"Dileme, iyi olduğunu biliyorum. Oraya dönmeni hiç istemedim, özür dileme." Bana yapılan herşeye şahit olduğu için tabii ki hiç istememişti. Gücü yetse benim için herkesi karşısına alırdı, tek yapabildiği yaralarımı sarmaktı. Ona o kadar şey borçluyum ki! "Kime gideceğimi bilemedim kızım," dedi bir an sonra. Tedirgindi. "En iyi sen biliyorsun onları, en iyi sen anlarsın diye sana geldim. Lorin," dediğinde nefesim kesildi sanki. "Bawer ağam on gündür İstanbul'da, iş için gitmişti ne zaman geleceğini bilmiyorum. Lorin'e zulm ediyorlar," dediğinde bir an nefes alma ihtiyacı hissederek durdu. "Bir haftadır ahırda kapalı tutuyorlar. Bawer ağam gelince kaçtı diyecekler. Niye bilmiyorum ama çok zulm ediyorlar Nalin." Gözlerinden yaşlar aktığında ikileme düşerek yutkunmaya çalıştım.