🎡
2 hafta sonra
Yeni iş görüşmeme gitmek için bindiğim taksiden inmeden önce ücreti şoföre verdim.
" İş görüşmesi mi? " diye sordu yaşlı teyze.
" Evet, öyle " diyerek cevap verdiğimde bana tombul yanaklarını gererek gülümsedi.
" Umarım işi alırsın hayatım. "
Bu tatlılık karşısında kalbim sevinçle doldu ve içim ısındı.
" Umarım " dedim içtenlikle.
Teyze gaza basıp uzaklaşırken ben de yüzümü yeni iş yerim olmasını deli gibi istediğim binaya döndüm.
Burası geçtiğimiz yıllarda viral olan, daha beş yıllık bir kozmetik firmasına aitti. Yeni nesildi, ve üç kurucusu vardı. İnternette yaptığım o küçük çaplı araştırmada yazdığına göre üçü de üniversiteden beri arkadaştı. Min Yoongi, Lee Eunah ve Jeon Jungkook.
Üçlünün bir site için verdiği röportajda Min Yoongi şirketi kurma fikrinin Jungkook'dan çıktığını söylüyordu. Lee Eunah onu doğrulamıştı. Jeon Jungkook ise mütevazi davranıp ikisinin bu fikri geliştirmekte kendisinden fazla rol oynadığını söylemişti. Aslında bu üçlünün patronum olmasını çok istiyordum.
Şirket yeni kurulmasına rağmen çabucak ilgi toplamış ve başarılı ürünleri ile tebrik kazanmıştı. Ayrıca zeki çalışanları vardı. Onların içinde olma hayali bile midemin kasılmasına sebep oluyordu.
Lee Eunah aynı zamanda marka yüzlerinden biriydi, ancak onunla birlikte iki kadın ve üç erkek olmak üzere altı yüzleri daha vardı. Diğer markaların aksine güzellik sektöründe reklamlarında erkeklere de yer vermeleri cinsiyet ayrımı yapmadıklarını göstererek çok fazla hayranları olmasını sağlıyordu.
İnternette yaptığım araştırmada son olarak Min Yoongi, Lee Eunah ve Jeon Jungkook'un yüzünü aramıştım ancak ilk iki isim hariç Jeon Jungkook'un yüzüne ulaşamamıştım.
Min Yoongi bir yetmiş üç, tatlı mı tatlı bir adamdı ancak bakışları... O kadar profesyonel bir duruş segiliyorduki etkilenmeden edemiyordum. Ve Lee Eunah dünyalar güzeli bir kadındı, model gibi bir fiziği ve bir o kadar iyi bir yüzü vardı. Ve bu pürüzsüz cilde kendi yaptığı tarifleri sayesinde kavuştuğunu söylemişti. Kesinlikle en kısa zamanda Lee Eunha imzalı ürünleri alacaktım. Bedenimdeki yara izlerini ve yüzümdeki benleri yok etmek istiyordum.
Jeon Jungkook'a gelirsek, dediğim gibi kendisini kameralardan uzak tutuyordu. En başından beri yüzünü göstermemiş ve galalara ya da yardım kuruluşları için düzenlenen etkinliklere bile katılmamıştı. Kendisi yerine hep diğer ikiliyi gönderiyordu. Kısacası Jeon Jungkook bir gizemdi.
Bir yorum sitesinde çalışanların onu nasıl ifşalamadığı sorulmuştu. Bunun üzerine şirket çalışanı olduğunu iddia eden bir kadın Jeon Jungkook'un kendisini çalışanlara göstermediğini bu yüzden bunun imkansız olduğunu ancak böyle bir imkanları olsa bile içlerinden kimsenin böyle bir şeyi asla yapmayacağını yazmıştı.
Şey... takdir edilesiydi. Ancak magazinlere ünlü akraba ve arkadaşlarının fotoğraf ve bilgilerini satan az hain görmemiştik. Yani gğvenilirliği tartışılırdı.
Jeon Jungkook'un neden kameralardan uzak durduğu ise bir başka bir gizemdi. Kimisi çirkin olduğunu kimisi karanlık geçmişli bir adam olduğunu iddia ediyordu. Bana kalırsa da ilgi sevmiyor olabilirdi. Ama şimdi buna kafa yorma zamanı değildi.
Hızlı ve sert adımlarla merdivenleri çıktım. Ferah bir okyanus kokusu yayan bina serin ve boştu. Zemin katta olduğum için olmalıydı.
Direkt olarak DANIŞMAN yazan masanın önüne gittim. Güler yüzlü bir oğlan, yaşça benden küçük olmalıydı, beni karşıladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PATRON ( taekook )
FanfictionJeon Jungkook; bir cuma gecesi gittiğim restoranın tuvaletinde partnerimden yakındığım sırada önce bana hakaret eden, ardından sıkıcı ve sorunlu partnerimle geçirdiğim boktan dakikaları benim eski çocukluk aşkımmış gibi davranarak mükemmel bir anıya...
