🎡
İkinci ay da bitmek üzereydi, şirketten ayrılalı ve bulduğum yeni parttime işlerin maaşı Hyunjae'nin istediği para etmediği için onun kölesi gibi sürdürdüğüm hayatımın ikinci ayı da birkaç güne son bulacaktı.
Bugünkü üçüncü ve son parttime işimden dönüp eve varalı daha yarım saat olmuşken Jimin de gideceği bir randevu için yeğenini bana emanet etmişti. Kısacası dinlenmek için sadece yarım saatim olmuştu ve şimdi, bir saat uyku ile gittiğim gece vardiyasından döner dönmez bir gözüm açık bir gözüm kapalı halde her zamankinden daha enerjik olan bu küçük insanla ilgileniyordum.
Bir yandan uyku bastırıyor, diğer yandan işten dönerken bile kendini unutturmayarak bana bir sonraki ödeme için tarih atan Hyunjae'nin zihnimdeki uğultusunu bastırmak için ayılmaya çalışıyordum. Artık sadece nefes almıyordum, adeta bir hayalet gibi bitmek bilmeyen borçlar ve ruhumdaki o devasa boşlukla günleri deviriyordum.
Mutfak tezgahına yaslanmış içinde Jimin'in bıraktığı takviye vitaminli sütün olduğu biberonu hazırlarken telefonumun ekranı aydınlandı. Tekrar Hyunjae yazdı zannederken gördüğüm yabancı numara ile durdum. Açmaya niyetim yoktu ama kucağımdaki küçük yumurcak hevesle ekrana vurunca çağrı bir anda yanıtlandı.
Telefonu anında kulağıma götürürken diğer yandan da ufaklığı yere bıraktım, biberonu sallamaya devam ederken " Alo? " dedim ve telefonu kulağımla omzum arasına sıkıştırıp biberonu Eunho'ya uzattım. Minik dudakları anında biberonu kavradığında gülümseyerek yere oturdum ve bir yandan onu izlerken diğer yandan telefondaki sese odaklandım.
" Taehyung... "
Sadece ismimi söyleyen bu sesi tanımak neredeyse yarım dakikamı aldı, sahibinin Min Yoongi olduğunu anladığımda ise ellerimin buz kestiğini hissettim.
" Buyrun? " diyebildim sadece.
Önce bana nasıl olduğumu sorup birkaç havadan sudan soru ile lafı gevelese bile sonunda ağzından farklı bir şey çıkacağını biliyordum. Yaklaşık beş dakika sonra artık konuşmayı uzatmayı bıraktı.
Hiç uzatmadan, doğrudan " Geri dönmelisin Taehyung " dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım ve sanki görüyormuş gibi iki yana salladım.
" Şirkete geri dönmeyeceğim, lütfen daha fazla zorlamayın. "
Bu laflar yeni değildi, bir ay önce de başka bir numaradan aynı şeyi söyleyen bir mesaj atmış ve görüldü atmama karşılık aramış ancak cevap alamamıştı.
Ben yine bir başka teklifle geleceğini düşünerek çoktan telefonu kapatmaya hazırlandığımda " Şirketten bahsetmiyorum Taehyung, " dedi Min Yoongi. Sesi daha önce hiç duymadığım kadar çaresiz, bir o kadar da öfke doluydu. " Jungkook'u kastediyorum, ona geri dönmen lazım. "
Bu söylediği ile boğazıma aniden bir yumru oturdu, yutkunamadım.
" Bizim... bizim ilişkimiz biteli çok oluyor Bay Min. Lütfen... "
" Taehyung bu sefer- "
Konuşmasına izin vermedim, elim kırmızı düğmeye doğru hareket ederken " Kendinize iyi bakın, iyi günler " diye mırıldandım acele ile. Ancak çağrıyı kapatacağım saniyede Bay Min'in telefonun diğer ucundan bile evi inleten yüksek sesini duyduğumda donakaldım.
" Tanrı aşkına! " derken öfkesinin arasında gizli olan endişe gözle görülür haldeydi. Neler olduğunu anlayamayarak durdum, ve sonra duyduğum şeyler her şeyi açıklığa kavuşturmaya yetti de arttı bile.
" Jungkook eski siktiri boktan bağımlı haline geri döndü, Taehyung! "
" Ne? " dedim refleks olarak ayağa kalkarken. Dediklerine inanamayarak başımı iki yana salladım, annesi olacak kadının ona yaptıklarına rağmen hayata tutunan ve eskisinden daha güçlü bir şekilde toparlanan adam... yeniden mi bu batağa düşmüştü? Ve hepsi benim yüzümdendi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PATRON ( taekook )
FanfictionJeon Jungkook; bir cuma gecesi gittiğim restoranın tuvaletinde partnerimden yakındığım sırada önce bana hakaret eden, ardından sıkıcı ve sorunlu partnerimle geçirdiğim boktan dakikaları benim eski çocukluk aşkımmış gibi davranarak mükemmel bir anıya...
