smutun gözüne hoş geldiniz
🎡
Jungkook merdivenleri alelacele çıkarken karmaşıklar adımlar atıyor, aklı alkolden dolayı yarım yamalak başında olduğundan dengesiz hareket ediyordu. Beni kolaylıkla kaldırabilse dahi ben kucağındayken merdivenler çıkılması daha güç olduğu kesindi.
" Kendim çıkabilirdim " diye fısıldadım ağzımın içini talan eden bedene. Bu söylediğimle dudakları teması kesmeyerek durdu, burun buruna geleceğimiz kadar çekildi.
" Bir süre seni kendimden bir santim olsun ayırmaya niyetim yok küçük prens " derken yanakları hem alkol hem de başlattığı tansiyon yüzünden tatlı bir kırmızıydı.
Diyecek bir şey bulamayıp kabullenerek sessizleştiğimde dudakları bu sefer yüzümün her bir kenarını açlıkla öpmeye başladı. El ele bile tutuşmadığımız, tenlerimizin ayrı kaldığı onca aydan sonra bunun normal olduğunu biliyordum ancak Jungkook'un hırçın hareketleri kalbimi korku dolu bir şekilde attırıyordu. Bizi götürdüğü yatak odasına girişim olacak ancak çıkışım olmayacakmış gibi hissediyordum.
Sonunda sırtım kapalı bir kapıya dayandığında Jungkook beni öpmeye devam ederken kulpu kavradı ve söylenerek, zorlukla da olsa açmayı başardı. İçeri girdiği ilk an ayaklarım zeminle buluştu, biraz duraklayacağını zannettim ancak Jungkook üstümdekini bir çırpıda çıkarttı. Bunu yaparken o kadar vahşiydi ki saçım başım dağılmıştı.
Elleri önce ne yapacağını bilemez bir şekilde göğsümde, boynumda ve karnımda gezinmeye başladığında yutkundum. Bir eli vücudumdan ayrı kalmak istemiyor gibi göğsümde dolaşırken dizleri üstüne çöktü ve kemerimi çözmeye başladı. Pantolonumu ayak bileklerime kadar indirdiğinde göğsümdeki elini karnıma sürüdü ve yavaşça aşağı indirirken suratını iç çamaşırımın üstünden bana bastırdı. Ben utançla kıpkırmızı olurken onun göğsü içine çektiği derin nefesle yükseldi.
" Jungkook önce yıkansam iyi olur " dedim planda olmayan bu sekse hiç hazırlanmamıştım.
" Hiçbir yere kımıldamıyorsun " dedi boğuk çıkan sesiyle ve dudaklarını iç çamaşırım üstünde gezdirmeye başladı.
Ellerimi omuzlarına koydum ve direttim.
" Kendimi hazırlamam lazım " dedim çekingen bir şekilde.
Başı yavaşça kalktı, uzaklaşmamı istemeyerek iki elini de kalçama atarak beni olduğum yerde tutarken mırıldandı " Seni ben hazırlayacağım. "
Zorlukla yutkundum ve bu tepkime karşılık alttan alttan bakmaya devam ederken sırıttı. Bu pozsiyonda, ben ayakta dikilirken ve o dizleri üstüne çökmüş çenesini bacak arama dayayıp karanlık gözlerini bana dikmişken, kanımı kaynatan bir etkisi vardı üzerimde.
" O kadar uzun süre ayrı kalmışız ki dokunuşlarımdan utanıyorsun küçük prens " dediğinde gözlerimi kaçırdım.
" Sinirleniyorum " diye mırıldandı tekrar önüme bir öpücük verirken ve ardından ayaklandı.
Elleri kalçalarımdan ayrılmazken bulundukları yeri sertçe sıktı ve kumaşın içinden sızdılar. İrkilerek ona tutunduğumda dudaklarımı birbirine bastırdım.
" Burası ne alemde? "
Sorduğu soruya cevap veremeyerek başımı başka yöne çevirdiğimde dudaklarını agresif bir tavırla yaladığını ve her sinirlendiğinde yaptığı gibi sağ yanağında gezdirdiğini gördüm.
" Soruma cevap ver Taehyung " dedi bir parmağı deliğime doğru sokulurken, " Ayrıldıktan sonra kendine dokundun mu? "
Kızaran yanaklarımı saklamak için yüzümü eğdiğimde hırlayarak eğildi ve kafasıyla yüzümü iterek dudaklarıma yapıştı. Alt dudağımı dişlerini geçirerek çekiştirdi ve beni kendine bastırırken bir parmağını olduğu gibi deliğime sokarak ansızın yaptığı bu hareketle ağzına inlememe sebep oldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PATRON ( taekook )
Fiksi PenggemarJeon Jungkook; bir cuma gecesi gittiğim restoranın tuvaletinde partnerimden yakındığım sırada önce bana hakaret eden, ardından sıkıcı ve sorunlu partnerimle geçirdiğim boktan dakikaları benim eski çocukluk aşkımmış gibi davranarak mükemmel bir anıya...
