Birkaç ay sonra
Okullar açılmaya yakındı, birkaç gün sonra tekrardan bir dönem başlıyordu. Bu süre içinde Hyunjin'den hep kaçmıştım. Daha doğrusu onun umrunda değil gibiydim. Nora, İtalya'ya babasının yanına dönmüştü. Jisung ile de biraz aramız açılmış gibi görünüyordu.
Sorun yoktu, insanlara muhtaç değildim sonuç olarak. Derin bir iç çektim ve yatağıma oturdum. Babam ve annem bana eskisinden daha da mesafelilerdi. Resmen beni silmişlerdi. Öylesine evde yaşayan bir yabancı gibiydim.
Hoş, benimle aynı masada yemek yemeyi bile reddetmişlerdi. Onlar yemek odasında yemek yerken bende bazen mutfağa iniyor ve kendime ne hazırlıyorsam yiyordum. Bir karar vermiştim.
Galiba gerçekten Hyunjin'i sevmiştim. Kafamdaki iki kişi ile çelişsem bile susturmayı başardım. Bu birkaç ayda resmen en büyük çöküşü yaşamıştım. Toz pembe olan, pamuklara sardığım hayatım resmen bir anda ellerimden kayıp çamura düşmüştü. Etrafımda kimse kalmamıştı.
Bencil miydim?
Bencilce mi düşünüyordum? Ama hayır hayır. Ben bencil değildim insanlar fazla iki yüzlüydü. Hyunjin'e olan aşkım ise aptallığımın en büyük kanıtı olabilirdi. Sadece yirmi gün süren bir birlikteliğe bu kadar bağlanmam aptalcaydı. Sonuçta beni sevseydi böyle yapmazdı değil mi?
Yatağıma uzandım ve ağırlaşmış göz kapaklarımı kapattım. Yavaş yavaş korkularım bedenimi ele geçiyordu. Hissettiğim ruhsal acıyı bastırmak adına kendime fiziksel acılar çektirmeye başlamıştım. Vücudumun çeşitli yerlerinde yaralar vardı. Bunları durduramaz olmuştum.
Birkaç ay önce annem fark etmiş ve kızmıştı. Sonrasında vücumda hiç görünmeyen yerlere zarar vermeye başlamıştım. Tek amacım ruhsal baskımı bu fiziksel acılar ile dindirmekti. Fakat aptallığım burada da suratıma bir tokat misali vurulmuştu.
Ne zaman vücuduma bakmak istesem, bir ağlama tutuyordu içimi. Önceden dış görünüşümü hayatımın merkezine yerleştirmişken yüzümü yıkamak için bile tembelleşmiştim. Gittikçe sonum geliyordu ve bir gün bende tarihin eskileri içine çektiği gibi bu dünyada yok olup gidecektim.
Telefonumun çalması ile gözlerim oraya kaydı. Günler sonra Jisung arıyordu. Sessizce telefonu açıp kulağıma götürdüm.
"Nasılsın Felix?"
Felix mi? Jisung'un ağzından kendi ismimi duymalı uzun süre olmuştu.
"Hadi buluşalım. Bugün çok canım sıkılıyor diğer arkadaşlarım meşgul."
Sustum. İkinci bir seçenek olmaktan sıkılmıştım. Telefonu kapattığım gibi sessize aldım ve bir kenara attım.
"Buluşmakmış... Hah!"
Kendi kendime söylenip göz devirdim. Ne zaman insanlara karşı böyle olmuştum? Ya da insanlar ne zaman bana karşı böyle olmuştu?
Ama biliyordum, kalbim hakikatı kabul etmedikçe her zaman dudaklarımdan dökülen uğursuz yalanlar kendi gözlerimi boyamaya devam edecekti.
Yastığa sarılıp olduğun yerde küçüldüm. Saat akşama geliyordu ve hiçbir şey yapmak istemiyordum. Enerjim resmen sıfırdı. O sırada kapımın çalınması ile gözlerimi açtım. Bir hizmetli odama girmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Secret Amour -HyunLix-
Fanfiction"Hata yaptın." "Herkes hata yapar!" • Bu fic, şiddet, psikilojik baskı, olumsuz örnek, küfür, argo kelime içermektedir. Lütfen uyarıları dikkate alarak okumanızı tavsiye ederim. iyi okumalar. +ANGST! Başlama Tarihi: 2 Eylül 2023 Bitiş Tarihi: 26 Haz...
