0.4

808 107 132
                                        

Gece geç olduğu için odama gidip uyumuştum ama annem elbette küçük bir ceza vermişti. Yüz yirmi soru fazladan çözecektim. Bu yüzden sabah erken kalkmış ve sorumu çözüp bitirmiştim. Jisung bugün çıkmak istememiş, evde son kez ailesi ile birlikte kalmak istemişti.

Yavaştan akşam oluyordu, bu yüzden akşam yemeği için anneme yardıma inmiştim fakat giyinmiş bir şekilde koltuklarda oturuyordu.

"Anne, ne oldu? Bir yere mi gidiyorsun?"

Dedim. Annemde okuduğu kitaptan kafasını kaldırıp bana bakmıştı.

"Dedenlere gideceğiz, bu yüzden giyindim. Sana haber verecektim ama test çözdüğün için rahatsız etmek istemedim. Hızlıca giyin ve gel baban gelmek üzere."

Dedi, bende kafamı salladım ve tekrar odama çıktım. Üstüme bir tane eşofman giyip onun da üstüne ince bir tişört giydim ve yine ince bol ceketimi giydim. Telefonumu cebime koyup aşağı kata indim.

"Bende sana sesleniyordum, baban gelmiş hızlı olalım."

Kafamı salladım ve koyu gri ceketimi düzelttim. Siyah bir eşofman ile siyah tişört vardı. Beyaz Spor ayakkabılarımı giyip çıktım. Babam iş çıkışı sonrası hemen gelmişti. Annem babamdan bir, iki saat önce geliyordu ki akşam yemeği hazır olsun. Çoğu zaman hizmetler yapsada annem arada yapıyordu işte.

"Kimler var anne?"

"Amcan ve halan var. Başka kimse yok."

Kafamı salladım. Zaten anne tarafımda dedem yoktu. Sadece anneannem hayattaydı. Dedem, annem küçük bir yaştayken kalp krizi sonrası hayatını kaybetmişti.

Birlikte arabaya binmiştik.

"Günün nasıldı baba?"

"İyi geçti Felix, ancak sana kızgınım."

Sanırım dünkü olaydan bahsediyordu.

"Üzgünüm, böyle olsun istemedim."

Babam onaylayan mırıltılar çıkartıp gözünü yoldan hiç ayırmadan devam etmişti. Bende ellerim ile oynayarak tüm yolu sadece ellerime bakarak geçirdim. Yakın mesafelerde oturmamız yüzünden hızlıca varmıştık. İlk babam ve annem arabadan inmişti bende hemen sonra inmiştim. Hem anne tarafım hem de baba tarafım zengin insanlardı.

Bu yüzden rahatlık alanımdan pek çıkmıyordum. Annemler önden ilerlerken bende onlardan yedi adım kadar uzaktan geliyordum. Kapıyı bir hizmetli açıp yavaşça eğildi.

"Hoş geldiniz efendim."

Annemler bir şey demeden geçmişlerdi. Bende arkalarından ilerledim ve içeriye girdik. Babaannem hemen gelip bana sarılmıştı.

"Torunum, nasılsın?"

"Teşekkürler babaanne, iyiyim. Sen nasılsın?"

Babaannem gülümsemiş ve yanağımı öpmüştü.

"Torunlarımı gördüm daha iyi oldum."

Etrafta göz gezdirirken gözüne buz tutan Hyunjin'i görmüştüm. Yine yüzü dağılmıştı. Bu sefer kiminle kavga etti diye merak dahi etmiyordum. Çünkü sıradan yoldan geçen birisi ile kavga edecek bir şey illaki buluyordu. Changbin bana el sallayınca bende salladım. Daha sonra dedeme gidip sarıldım.

"Küçük torunum."

"Dedeciğim, iyi misin?"

"İyiyim Felix'im."

Gülümsedim ve ondan ayrıldım.

"O halde yemek yemeğe geçelim, torunlarıma kendi ellerim ile yemekler yaptım."

Secret Amour -HyunLix-Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin