Herkese selam! Bolca yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın. Bölüm sonunda görüşmek üzere!
On Birinci Bölüm: HEYECAN
İnsanların hayatında beyninin devre dışı kaldığı bazı anlar olurdu. Ne diyeceklerini, ne yapacaklarını hiç bilemez; donmuş bir halde kalakalırlardı. Tüm yaşam fonksiyonları durmuş gibi olurdu. O anlarda insanın yaptığı tek şey, durup sadece izlemek olurdu.
Tam olarak o anlardan birindeydim.
Kafamın içinde, birbirlerine değmeden hareket eden birçok düşünce vardı. Bu düşüncelerin hepsinin tek ortak noktası ise, Beşiktaş'ın yeni transferi Adal Kongar'ın ta kendisiydi.
Burnumun ucunda durması beynimin kendini kapatmasına neden olurken, aynı zamanda beni öpecek olması düşüncesi kalbimin göğüs kafesimin altından çıkmak istercesine hızlı atmasına neden oluyordu. Tabi bu heyecanın yanında filizlenen bir korku da yok değildi. Beni öpecek miydi?
Beni öperse ne yapacaktım?
"Heyecanlandın."
Bir anda içimdeki tartışmalar sonlanırken, beynim kıvrımları ve tilkileri ile birlikte yeniden harekete geçip çalışmaya başladı. Gözlerim ilk kez görüyorumuşçasına Adal'ın gülen suratına bakarken, kaşlarımı çattım. Heyecanlanmış mıydım? Kesinlikle!
"Heyecanlandım?" dedim alaylı çıkartmaya çalıştığım sesimle ona bakarken. Adal gülerek kafasını sallarken bir adım geriye doğru attı. "Heyecanlandın." diyerek tekrarladı yeniden. "Demek ki heyecan yaratan tek kişi sen değilmişsin."
Beynim tamamen aktif hale geldiğinde ve onun dediklerini algılamaya başladığında, çatılan kaşlarımı gevşettim ve alayla baktım gülen yüzüne. "Demek ki seni heyecanlandırıyorum..." dedim flörtöz bir eda ile. Adal'ın gülen yüzü solarken dudakları daha hafif bir şekilde kıvrıldı. "Demek ki heyecanlandığını kabul ediyorsun." dedi beni taklit edercesine.
"Heyecanlanmadım." diyerek gözlerimi devirdim. Heyecanlanmıştım ama bunu onun bilmesine gerek yoktu. Ayrıca burnumun dibine kim girse heyecanlanırdım. Mantıklı olan da buydu bence! "Ama sen benden uzaklaşamıyorsun." diye devam ettim konuşmasına izin vermeden hızlıca konuşurken. "Bana aşık mı oluyorsun Kongar?" dedim alaylı çıkarttığım sesimle. Kurduğum cümle, midemin kasılmasına neden olurken Adal gülerek başını iki yana salladı. "Sana bu konu hakkında dediklerimi hatırlıyorsundur herhalde?"
"Tipin değildim." dedi alaylı çıkan sesiyle. Yüzünde büyük oranda kendini belli eden bir alay olsa da, kahveleri yeşillerimin içine dikkatlice bakıyordu. "Neyse ki sende benim tipim değilsin."
Kaşlarım alayla havalanırken kollarımı göğsümün üzerinde bağladım. "Neydi?" diye mırıldandım hatırlamaya çalışıyormuşçasına. "Sen harbi kızları severdin, değil mi?"
"Bilmem, belki." dedi omzunu silkip mutfağın çıkışına doğru ilerlerken. Adımları mutfak kapısında durakladığında, yeniden bana doğru döndü. "Belki de artık Barbie'ler de hoşuma gitmeye başlamıştır."
Adal mutfaktan tamamen çıktığında yüzümde oluşan geniş gülümsemeye engel olamadım. Biz daha yeni ne yaşamıştık, gerçekten bir fikrim yoktu. Ama yaşadığımız bu şey, flört etmenin ilk adımı olabilir miydi? Kesinlikle olabilirtesi vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YULA
Ficção Geral'En Güzel Beşiktaş'ın Çocukları Sever: 4' Tek bir dünyada, nasıl olurdu da birbirinden çok farklı iki dünya olabilirdi? *** "Abart." dedi Eylül memnuniyetsiz ifadesi ile bana bakarken. "Gayet tatlı bir çocuk. Kıvırcık falan, beğendim ben." diyerek d...
