PARALEL ZAMAN - 1

2.2K 77 9
                                    

Günümüz...

Banyodayım. Şu çocuğun kirlilerini sağdan soldan toplamaktan bunaldım artık. Kırk yaşına merdiven dayadı hâlâ odası savaş alanı gibi. Her yer kitap dolu. Bilim bilim diye diye evlenmedi de. Valla bunaldım.

Çamaşırları tıktım makineye. Bir zamanlar elimde yıkayacağım diye kendimi heba ettiğim zamanlar aklıma geldi. Öff... Bozbeyli'yi öyle özledim ki. Bozbeyli'yi bırak vatanıma bile gidemiyorum. Kaldık böyle yaban ellerde.

Aşağıdan bir ses geldi.

-Hey yavrum be, maşallah, şunun güzelliğine bak.

Bak sen şunaa... Aklı sıra beni kızdıracak. Dur hele ses etmeyim.

Tepki vermediğimi duyunca tekrar ses yükseldi.

-Ne güzelsin sennn!! Yaradana kurban seni!!

Kıskanmıyorum kiii.. Kıskanacak yaşları geçtik artık. Aynada kendimi incelemeye durdum.

Vay bee... Aklıma bir şarkı geldi. Mırıldanmaya başladım.

"Nasıl geçti habersiiiiz, o güzelim yıllarımmm?

Saçlarım iyice beyazladı. Boyatsam mı acaba tekrardan? Aşağıdaki delinin tek siyah saçı kalmadı. Ay dedeye döndü.

Mutfaktan çay makinesinin kaynama sesi geldi.

Eyvaaah! Gene açık unuttum ben bu zımbırtıyı. Son günlerde her şeyi unutur oldum. Yavaş yavaş bunamaya da başladık galiba heh.

Hızlı adımlarla aşağı indim. Bu romatizma da mahvediyor.

"Siz sıcak suyu nasıl temin ediyorsunuz?"

Çayı demlerken gülümsedim. Bahçedeki masada oturuyor bizimki. Tepki vermediğimi görünce daha da sapıttı.

-Bu böyle olmaz. Mesaj atacağım ben.

Dışarı çıktım. Mis gibi bir hava var. Ve mükemmel bir bahçemiz. Çiçeklerimle çok mutluyum. Onların her birine ayrı bir özenle bakıyorum. Beni gerçekten çok rahatlatıyor bahçeyle ilgilenmek.

-Salim!

Gözlüklerinin üstünden bana baktı.

-Heh?
-Koy o telefonu yerine.
-Ne oldu ki?
-Sabahtan beri Selin'in profilini incelediğini biliyorum. Bir gün elin yanlışlıkla bir şeye basacak.
-Ne biliyon da? Ben belki başka bir kıza bakıyorum şuan.
-Kıskanmadım kocacım. Kızın profilinin altını üstüne getiriyorsun her gün. Bilmiyorum zannetme. Allah'tan daha kilitlemeyi öğrenmedi. Gerçi mühim değil. Şifremi hatırlıyorum galiba.
-İyi, tamam be. Al, okeyi açtım tamam mı?
-TikTok'a falan gireyim deme kafanı kırarım.
-Yoook be hanım ben ne anlarım o işlerden. Facebook yetiyor bana.

Facebook dayısı seni. Güllü hayırlı cumalar resmi paylaşıp duruyorsun zaten anca.

-Mehmet Salim ne zaman gelecek?

-Az sonra gelir. Ben şu çaya bakayım.

Çaylarımızı içerken, Salim'e tekrar baktım. Ben çöktüm, bu adam hâlâ karizmasından bir şey kaybetmedi. 70 yaşına girdi hâlâ aynı sanki. Ama hasta. Çok hasta hem de. İki kez anjiyo oldu bana mısın demiyor kalbi. Çok dikkat ediyorum yediği içtiği her şeye. Dışarı çıktığında korkuyorum. Bir yerlerde bir şey olacak gibi geliyor. Sürekli arıyorum. Hele hele yazları "Türkiye'ye gideceğim." dediği anda kafamdan aşağı kaynar sular dökülüyor. Azmi geldi bir kaç kez buraya ama artık o da çok yaşlandı. Salim'in anlattığına göre artık yürüyemez haldeymiş. Hâlâ telefonda görüntülü konuşurken atışıyorlar birbirleriyle. Erkekler her yaşta çocuk ruhlu galiba.

AŞKIN ZAMANSIZ YOLCULUĞU ❤️Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin