Five Swords

498 36 12
                                        

Not: Oy ve yorumlarinizi bekliyorum.İyi okumalar 💜

...

Kasımın sonundan aralık ayının ikinci haftasına kadar devam eden sınavlar nihayet sonlanmış ve Hogwarts noel tatiline girmişti.Çoğu öğrenci perşembe gecesi bavullarını hazırlamaya başlamış,cumartesi kalkacak tren için toparlanmışlardı.

Gryffindor kulesine sessizlik pek uğramamıs, kazandıkları maç sayesinde kutlamaya devam etmişlerdi.Yatakhaneler ise boştu, çoğunluk ortak salonda ya da büyük salonda vakit geçiriyordu.

İki genç kadın ise bavullarını hazırlıyordu.Emma'nın heyecanlı konuşmasına karşılık Anna sessizdi.Genç kadının aklını meşgul eden bir çok şey vardı.Yeni yıldan bir gün önce, yılın son mahkemesi görülecekti ve o bir kez daha tanık olarak ifade verecekti.Ne yapması ya da ne yapacağı hakkında karar verememişti.Anna çok yorgun hissediyordu, tek isteği günlerce ya da aylarca uyumaktı.

"Beni dinliyor musun?"

Emma ellerini beline koymuş, arkadaşının dikkatini çekmeye çalışmıştı.Anna ise belirsiz bir şekilde başını salladı, bavulunu hazırlamaya devam etti.Ancak bu sessizliği Emma'yı tatmin etmemiş olacaktı ki genç kadın kendi işini bırakıp arkadaşına doğru yol aldı.Anna'nın yatağına uzandı, kollarını başının arkasına alarak onu izlemeye başladı.

"Özür dilerim." diye mırıldandı Anna ise.Son eşyasını da yerleştirirken bavulunu kitlemişti.

"Sorun değil." Emma konuşurken eliyle yatağın üstüne vurdu, ona oturmasını işaret etti.Arkadaşını zorlamak, ona kendini kötü hissetirmek istemiyordu.Annesi St. Mungo'da ve babası Azkaban'da olan birine göre kafasının bu kadar dağınık olması normaldi.

Anna ise yavaşça yatağa oturdu, zorla gülümsedi.Mahkemeden kimseye söz etmemişti, Malfoy ise Riddle'a konuşmak dışında boş boğazlık etmediyse öğrencilerden bilen başka biri yoktu.

Düşünceleri, kumral saçlarıyla oynayan yaramaz parmaklar oldu.Bakışlarını Emma'ya çevirmişti. "St. Mungo'ya gidecek misin?" diye sordu arkadaşı.

Anna olumlu bir şekilde başını salladı.Eşyalarını evine bıraktıktan sonra kardeşinini teyzesinden alıp, Lucas'la birlikte annelerini ziyarete gideceklerdi.Küçük kardeşini hatırlayınca burukça gülümsedi.

"Benim kulağıma bir şeyler geldi ama emin olamadım." Emma birden konuştu sıkılırcasına.Konuşmasına nasıl devam edeceğini bilememiş ancak Anna ondan hızlı davranmıştı.

"Chris mi?" diye sordu gözlerini devirirken.Kızıl saçlı kız ise hızla başını salladı.

"Rosier ile birbirlerine girmişler." Anna sıkıntıyla konuştu. "Kavga etmek için benim adımı kullanmayı bırakmalılar."

Emma yatakta yana dönerken derin bir şekilde esnemiş, uykusunu bastırmak için gözlerini kocaman açmıştı. "Evet ama Riddle'ın ismini de vermiş." dedi mavi gözleri arkadaşına dikilirken. "Gerçekten onunla mıydın?"

Anna ne diyeceğini bilemedi.En yakın arkadaşının suratına karşı yalanlar söylemekten hoşlanmıyordu. "Riddle sadece yanıma gelip, kuleye dönmem gerektiğini, yolu bilmiyorsam bana yardım edebileceğini söyledi.Hepsi bu."

"Tanrım ne iyi bir çocuk." dedi Emma uykulu bir şekilde.Başı yastığa iyice gömülürken kendini uykuya teslim etmesi uzun sürmemişti.Anna'ya ise cümlesini tamamlamaya izin vermemişti.Genç kadına söyleyecek hiçbir şey de kalmamıştı.

Anna kendi yatağında uyuyakalan Emma'yı görmezden geldi, kendi de yatağın bir köşesini kıvrıldı.Gözlerini kapatmaya zorlamış, tüm düşüncelerinden kaçarak kendini uykunun güvenli kollarını atmıştı.

Master of None//Tom RiddleBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin