Confess

238 18 7
                                        

Londra'da hava aydınlanmaya, gecenin karanlığının yerine gökyüzü laciverte büründüğü anda genç kadın yatağında hareket etmişti.Ağırlaşmış göz kapakları yavaşça açılırken ilk hissetiği yer bacaklarındaki sızı olmuştu.

Anna ne kadar süredir bu halde olduğundan habersizdi.Ancak uzun bir süredir yattığını varsaymıştı çünkü kendini yatağa neredeyse zincirlenmiş gibi hissediyordu.Kumral saçları terden alnına ve boynuna yapışmış, geceliği üzerine yapışmıştı.Dizlerini güçlükle kendine çekerken hissetiği acıyla istemsiz bir inilti dudağından kaçmıştı.Ellerini yatağa bastırıp kalmak istediğindeyse başı dönmüş, midesi sıkışmıştı.Nefesi hızlanırken gözlerini sımsıkı kapatmış, avuçları yatağının nevresine tutunmuştu.

Baş dönmesi bir süre sonra hafiflerken gözleri tekrar açıldı fakat gördüğü manzarayla birden irkildi.Pencerenin kenarındaki sandalyede uyuyankalmış Tom'u görmek beklediği en son şeydi.Genç adam başını perdeye yaslamış, eli ise masanın üstündeki kitabın arasında kalmıştı.Düzenli nefesinden uyuduğu anlaşılıyordu.

Genç kadının içi birden ani bir korku kapladı.Teyzesinin evinde Tom'un birden belirmesinin sebebi her ne ise işlerin iyiye gitmediği belliydi.Bir an önce ayağa kalkmalı ve uyandırmalı, ona neler olduğunu sormalıydı.Ancak her ne kadar zorlasa da ne boğazından kelimeler çıkabildi ne de bedeni bir santim oynadı.Bakışları istemsizce yatağa giderken birden beyninden vurulmuşa dönmüştü.Bu karanlık odanın içinde renkleri seçebilmek zor olsa da çiçekli beyaz çarşafların üzerindeki kan lekelerini görmeyi başarabilmişti.Eli titreyerek çarşafa giderken kurumus kan parmak uçlarına değmiş, ağır demir kokusu ise ciğerlerine işlemişti.Tüm gücünü kullanarak yorganı üzerinden ittiğinde ise iki baldırı da kurumus kanla kaplanmıştı.

Anna bu hasta haliyle hareket etmekte ve konuşmakta zorlansa da olanları algılamakta hiç zorlanmamıştı.Bakışları Tom'a gittiğinde ise kalbi tarif edemediği bir duyguyla sıkışmıştı.Bedenini tekrar yatağa geri bırakırken ellerini ağzına bastırmış, hıçkırıklarının duyulmaması için savaşmıştı.Fakat tüm bu çabası suya düşmüş olacaktı ki biraz ötesindeki kıpırdamayı hissetmişti.

Tom bir anda duyduğu sesle yerinden zıplarken yatakta hareket eden Anna'yı görmüştü.Genç kadının kıvrandığını farkettiğinde hızlı bir büyü yaparak odayı aydınlatmış, adımları yatağı bulmuştu. "Nasıl hissediyorsun?" dedi eli genç kadının alnına giderken.Ancak Anna'nın ağladığını gördüğünde bakışları birden donuklaşmış, çaresizce yatağa oturmuştu.

Anna kendisine sırtını dönen Tom'u gördüğünde bir nebze olsun rahatladı.Elleriyle gözyaşları sildi, yataktan doğrulmak için hareketlendi.Tom ona yardım etmek icin hafifçe dönse de genç kadının su bardağını işaret etmesiyle hızla ayağa kalmış, ona bir bardak su getirmişti.Bakışları nedeni bilinmezcesine Anna'dan kaçarken tekrar yatağın üstüne oturmuştu.

Anna ise bir süre suyunu içmekle meşgul olmuştu.Arkasına yasladığı yastıklarla daha cok rahat etmişti.Bakışları bir süre Tom'u süzerken sessiz bir şekilde birbirlerinin konuşmasını bekliyorlardı.

Tom'un yeşil gözleri biraz geriye, Anna'nın geceliğine gitmişti.Genç kadının kan olmuş beyaz geceliği yutkunmasına sebep olurken dişlerini sertçe bastırdı.Her ne kadar öfkesine hakim olmaya çalışıyor olsa da bir fırtına kadar hiddetli olan öfkesi masada yanan mumun dahi titremesine sebep oluyordu.

"Sana bunu kimin yaptığını biliyor musun?"

'Tom Riddle.' diye içinden konuştu Anna.Her ne kadar onunla yakın olsa da kullandığı kelimeler, olaylara yaklaşımı hiçbir zaman değişmemişti.O her zaman sinirlendiğinde tüm gelişi güzel soruları bir kenara atar, sadece öğrenmek istediklerini sorardı.Fakat Anna bunu ona vermek istemedi.İstediğini öylece elde etmesini hakettigini düşünmüyordu.Bu yüzden sağ elini havaya kaldırmış, avucu genç adamın yakışıklı yüzünü bulmuştu.Bu hareketi yeşil gözlerin ona dönmesine sebep olurken Anna başını yana eğerek sordu.

Master of None//Tom RiddleBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin