Not: Aslinda bu bolumun tamamlanmis hali degil ama tamamlayacak gucu kendimde bulamadigim icin yarisini atiyorum.Iyi okumalar.
Genç kadın kendini bir kez daha bu karanlık merdivenlerden çıkarken bulmuştu.Yaşadığı iç sıkıntısıyla derin bir nefes alırken, gözlerini istemsizce kırpıştırmıştı.
Tüm yaşananlardan sonra herşey oldukça rastgele devam etmişti.Anna artık Emma ile konuşamıyor, en yakın arkadaşının kederle boğuşmasında onun yanında olamıyordu.Ona ne kadar çok yardım etmek istese de arkadaşı sürekli yalnız kalmak istediğini söylüyor, onu dışarı itiyordu.
Diğer yandan ise Blacklerin yaşadığı ani kayıp büyücü dünyasını şoka uğratırken Anna olanları sadece sessizce izlemişti.Aslında isminin verileceğini belki de mahkemeye çağrılacağını düşünmüştü ama bunların hiçbiri olmamış, huzurla yaşamaya devam etmişti.
Düşünceleri arasından sıyrılırken önünde duran kapıya anahtarı geçirmiş, yavaşça açmıştı. Evin icinin karanlık olmasına artık alışmıştı.Oturma odasından yayılan loş ışık koridora yayılırken adımları onu oraya doğru götürdü.Elindeki anahtarı bir kenara bırakmış, oturma odasının girişine vardığında ise kapıya yaslanarak önündeki görüntüyü izlemeye başlamıştı.
Genç adam önündeki kağıt yığına pür dikkat bakıyor, elindeki kalemiyle bir kenara not alıyordu.Yeşil gözleri genç kadının varlığını hissederken saate yönelmişti.Daha sonrasında Anna'nın kahverengilerini buldu zümrüt yeşili bakışları.Bembeyaz tenine yayılan gülümseme genç kadının boğazının düğümlenmesine sebep oldu.
"Bugün biraz geç geldin. Evde her şey yolunda mı?"
Her zamankine kıyasla oldukça anlayışlıydı sesi.Anna sessizce başını salladı, ancak yerinden ayrılmadı.Boğazındaki yumruyu gidermek için sertçe yutkunmuş, gözlerinin dolmasını engellemek için tırnaklarını avuçlarına bastırmıştı.
Yaşadıkları büyük kavgadan sonra Anna bu evde hiçbir zaman tam zamanlı olarak kalmamış, evlilik yüzüğünü ise geri takmamıştı.Ancak her gece Tom'un yanına gelmekten kendini alıkoyamıyor, her akşam aynı saatte onun kapısında kendini buluyor, dudakların onun teninde dolanmasında izin veriyordu.
Bu sessiz anlaşmayı ikiside bozmuyor ve dile getirmiyordu.Anna hiçbir itirazı olmadan ona geliyor, Tom ise hiçbir soru sormadan kollarını ona doluyor, parmakları teninde kayboluyor, nefesi genç kadının dudakları arasında kesiliyordu.Belki de tek dürüst olduğu an, kendini en çok kaybedip genç kadının tenine çatal dilinde fısıldadığı cümleler oluyordu.Anna ise ona hiçbir zaman ne demek istediğini sormuyordu.
"Otursana." dedi genç adam önündeki kitaplardan tekini kapatırken.Genç kadının dakikalardır ayakta olduğunu farkederken bundan rahatsız olmuştu ancak pek belli etmemişti.Yesil gözleri tekrar ona dönerken kendine bakan donuk bakışları farketmişti.
Anna sessizce başını salladı, odanın ortasına doğru yürümeye başladı.Kanapenin köşesine otururken gözleri yerde duran bavulu görmüş, kaşları çatılmıştı. "Bir yere mi gidiyorsun?" diye sordu çatallı bir sesle.
Tom başını geriye çevirdi, genç kadının baktığı noktayı gördü."Evet." dedi oturduğu sandalyeden kalkarken.Ellerini cebine atarken odanın içinde yürümeye başlamıştı. "Hogwarts'a tekrar başvuruyorum. Pazartesi görüşmem var."
Anna bakışlarını ona çevirirken başını belirsizce salladı. "Yani yarın?" diye sordu kendi kendine. Böyle bir konuyu Tom'un ona şimdi söylüyor olmasına bozulmuştu ancak aralarındaki iletişimi göz önünde bulundurunca bunu normal bulmuştu.
Tom ise onun bu tepkisine gülerken genç kadına doğru yaklaştı. "Sana zaten bugün söyleyecektim."
Anna sessiz kalırken Tom'un ona yaklaştığını görmüştü.Omuzlarını istemsizce silkerken zoraki gülümsedi. "Sorun değil. " dedi fısıldayarak. "Ne de olsa çok fazla konuşmuyoruz."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Master of None//Tom Riddle
ФанфикшнDokunulamayan fakat görülen kelimelerle ifade edilebilen.. #slowburn Tom Riddle x Oc (F!reader) Not:Yetişkin içerik ve rahatsız edici öğerler bulunur.
