Anna ellerini önünde saygıyla birleştirmiş, masanın üzerine konulan bir fincan çayı incelemişti.Pembe renkli bitki çayı ona tatlı bir zehiri hatırlatırken karnındaki keskin sızıyı hatırladı.Trajikomik olan ihanetinin yarasını en derinlerinde hala hissetmesi ona iyi bir ders olmuştu.
"Güzel bir makam odanız var." dedi genç kadın pürüzsüz bir sesle.Sesi arkadaşça olsa da sözleri art niyet içeriyordu.Savaş sonrası birçok insan yoksullukla mücadele ederken Sihir Bakanının bolluk içinde makamında oturması midesini bulandırıyordu.
"Zevklerimizin kesiştiğini bilmek şaşırtıcı." diye yanıtladı onu Tuft.İri mavi gözleri genç kadının bedeninde dolandı. "Soluk duruyorsunuz Bayan Martin.Kendinize iyi bakmıyor musunuz yoksa?"
Anna'nın bakışları tekrar ona işaret edilen ikram çayına gitti.Belli belirsiz tebessümü oluşurken başını iki yana salladı. "Ben gayet iyiyim Bakan.Sadece sizinle konuşacaklarımız var."
Tuft ondan yaşça küçük kadını izlerken gülümsedi.Apaçık şekilde Anna'yı küçümsüyor, onun ne dediğiyle pek de ilgilenmiyordu."Ne söyleyeceksen hızlı ol, tüm gün seni bekleyemem."
Kaba tavrı Anna'yı şaşırtmadı hatta onun böylesine dürüst olmasını daha çok takdir etmişti.Rahatsızca yerinde hareket etti. "O zaman sadede gelelim.Bir sonraki seçimlerde Nobby Leach'i desteklemenizi istiyoruz."
Bakanın beklenmedik kahkahası tüm odayı doldurdu.Sanki dünyanın en komik cümlesini duymuşçasına gülüyor, gözlerinden yaş geliyordu. "Nobby?" diye sordu kahkahalarının arasından. "Şu muggle seherbaz mı?"
"Aynen öyle." Anna sakin bir şekilde konuşurken ayağa kalktı, ufak adımlarla odayı turladı.Şöminenin kenarına geldiğinde ellerini önünde birleştirmişti. "Yapmazsanız sonuçlarına katlanmayı kabul ettiğinizi varsayıyorum."
Tuft bir anda ciddileşti. "Sen kendini çok büyük görüyorsun." dedi genç kadına doğru. Böyle bir dönemde Muggle doğumlu bir Bakan adayını destekleyerek safkanların nefretini üzerine çekmeyi hedeflemiyordu.
"Kaygınızı anlayabiliyorum Bakan." diye konuştu Anna onun aklını okurcasına. "Ancak unutmayın bir şekilde tarafınızı seçmek zorundasınız.Nereyi seçerseniz karşı taraf için hedef olacaksınız."
Kelimelerin hiçbir ağırlığı yoktu Tuft için.Böylesine acımasız bir dünyada başına neler gelebileceğini farkedecek kadar ayakları yere basıyordu.Bir Gryffindorlu ile Slytherinli safkanların işini halletmesi farklı oluyordu.Tuft itiraf edemese de buna en güzel örnek Henry'di.
"Arkadaşına olan bir son mu hazırlamaya çalışıyorsun bana?" diye sordu bozuk bir cümle kurarken.Sözleri Anna'nın bakışlarını ona çevirdi.Genç kadın, artık bakanın dahi olanların inkar etmemesini bir yenilgi sayıyordu.Herkes suçluyu bilirken failler etrafta geziniyordu.Adalet maalesef herkese eşit işlemiyordu.O, ailesini korumak için üvey babasını hapse göndermesine rağmen iki defa yargılanmış ama Blackler sorguya dahi çekilmemişti.
Adımları kapıyı buldu, elleri demir kolu buldu.Sözlerini filtreden geçiriyor, kendini zor duruma sokacak bir şey yapmak istemiyordu. "Günün sonunda iki yol da aynı sonuca ulaşıyorsa Sayın Bakan. Onurlu bir şekilde hayatını sonlandırmak daha erdemli değil midir?"
Tuft ona gelen bu üstü kapalı tehditle gerilmiş, ona bağırmak istemişti ancak yapamadı.Ne kadar bağırsa ya da ona lanet etse de kaderinden kaçamayacak hale gelmişti. "Acısız bir son isterdim."
"Herkes öyle ister ama bazıları daha çok acı çeker." dedi Anna kapıdan çıkmadan hemen önce.Sihir Bakanının aklını daha çok karıştırırken ona biraz düşünme süresi vermişti.Önemli olan onu ikileme düşürmek ve Nobby Leach için destek almaktı.Muggleların sihir dünyasında yükselişi elbette safkanları kızdıracak olsa da onları umutsuzluğa düşürecekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Master of None//Tom Riddle
FanficDokunulamayan fakat görülen kelimelerle ifade edilebilen.. #slowburn Tom Riddle x Oc (F!reader) Not:Yetişkin içerik ve rahatsız edici öğerler bulunur.
