Londra'da günler oldukça hızlı geçiyordu.Kış aylarının ardından gelen bahar çiçeklerin açmasına, günlerin uzamasına ve kuşların cıvıldayarak ötmesine sebep olmuştu.Çoğu kişinin kalbi büyük bir huzurla dolmuşken bir avuç insan gelecek kaygısıyla günlerini geçiriyordu.
Chris Belmont elindeki gazeteyi bir köşeye fırlatırken Bakanlıkta gerçekleşen ön seçim oylaması hakkında mırıldanıyordu.Destekledikleri muggle doğumla Nobby Leach en düşük oyu almış, safkanların kuklası Tuft ise ön seçim olmasına rağmen tüm desteği neredeyse elinde tutuyordu.Yaşanan tüm yolsuzluklara, dil dökmelere rağmen Tuft'ın böylesine bir gücü elinde tutmasının bir sebebi olduğunu düşünüyordu.
"Onların gözlerini korkutmuş olmalılar." dedi Ravenclawlu Parker.Savaştan yeni çıkmış İngilterede insanları istediğini yaptırmanın en kolay yolu onları korkutmaktı.
"Belki de o kadar yürekli değillerdi." dedi diğeri ise.Neticede bu doğruydu, kimsenin olası düzene direnecek gücü kalmamıştı.Dünya savaşı yeni bitmişken şimdi bir de kendi içlerindeki huzursuzluk yaratmayı bazıları şımarıklık olarak görebilirdi.
Chris'in mavi gözleri pencere kenarında sessizce bekleyen genç kadını buldu.Anna uzun süre boyunca yorum yapmamış, sadece ona bu sabah postayla gelen zarfı okumuştu.Postanın kimden geldiği ve kağıtta ne yazdığını hiçbir şekilde kestiremiyordu ama her ne ise işlerin iyiye gitmediğini belliydi.
"Sen ne düşünüyorsun Anna?" diyerek yokladı genç kadını.Sorusuyla Anna'nın bakışları onu buldu, elindeki kağıdı acele etmeden katladı.Zarfı elbisesinin cebine sıkıştırırken gözleri odadaki diğer arkadaşlarında dolandı.
"Neler olduğu oldukça basit." diye söze başladı Anna.Aylar süren konuşmalar, orta yolu bulmalar ve safkanların tehlikeleri diğer seherbazlara anlatılmış, çoğu ile de bir anlaşmaya varılmıştı.Büyücü dünyası her ne kadar bağnaz olsa da kimse kendini kendi içlerinde evlenen ve garip ritüelleri bulunan, diğerlerini aşağılayan safkan soylularla bir tutmak istemiyordu.Ancak tüm bunlara rağmen hala gücü ellerinde tutuyorlarsa aklına gelen tek bir araç vardı.
"Onlara rüşvet vermiş olmalılar." dedi Anna kendinden emin bir şekilde.
"Blackler onlara zırnık bile koklatmaz." dedi masadakilerden bir tanesi.Anna onu başıyla onaylarak bu yoruma katılıyordu.Ne Black ailesi ne de Abraxas Malfoy sağı solu belli olmayan seherbazlara tek bir kuruş vermeyeceginden emindi.Aklına gelen kişiyle birden dişlerini sıkmış, derin bir nefes almıştı.
"Lestrangeler." dedi Parker birden genç kadından önce davranarak.Anna başını bir kez daha sallarken odanın içinde istemsizce yürümeye başlamıştı.
"İyi de ailenin büyükleri Fransa'da değil mi?" diye sordu Chris.Lestrangelerin varlıklı olduğundan haberi vardı, Gringotts'taki servetleri herkesin dilindeydi.
"Aynen öyle." diye yanıtladı Parker hararetle. "İngilteredeki aile üyelerinin tamami Slytherin çıkışlı.En büyük kızları Diana'nın tüm kasalara erişimi mevcut."
Chris keyifle arkasına yaslanırken okuldan hatırladığı kadına aklına getirdi.Bir kukla gibi etrafa koşuşturduğu gözlerinin önündeydi.Öyle bir kadının şimdilerde kirli işlere bulaştığına inanamıyordu.
"Ayrıca biliyorsun Riddle'in asıl kimliği şu anda delil yetersizliğinden gizli." diye devam etti sözlerine Parker. "Kadının onunla ilişkisi varmış uzun süredir Malfoy'un evinde birlikte kalıyorlar."
Chris Belmont neredeyse kendini tutamadan gülerken gözleri tekrar Anna'yı buldu.Genç kadının aceleci adımları duraksamış, konuşulanları dinlemişti.Üzerindeki bakışları hissettiğinde ise başını yukarı kaldırmış, gözleri Chris'in mavi gözlerini bulmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Master of None//Tom Riddle
FanfictionDokunulamayan fakat görülen kelimelerle ifade edilebilen.. #slowburn Tom Riddle x Oc (F!reader) Not:Yetişkin içerik ve rahatsız edici öğerler bulunur.
