Tom Riddle Cambridge'ten Londra'ya giden trende düşüncelere dalmıştı.Gözleri İmgiltere'nin kırsalında, uçsuz buçasız olan yeşil tarlalardaydı.
Tek eli çenesinin altında, sırtı ise geriye yaslanmıştı.Olanları ve olacakları düşünüyordu.Doğru yaptığı hakkında emindi fakat bir anlık zayıflığa kapılmış, insan olmanın en basit getirisi olarak şehvete kendini bırakmıştı.
Bu sabah daha hava aydınlanmadan Cambridge'ten ayrılmadan önce yaptıkları geldi aklına.Veritaserum antidotu serumu ona bırakmak için odasına girmişti.Onu uyurken bulmuştu bu oldukça beklendikti sonuçta sabahın dördüydü.
Tom'un gözleri odanın içinde dikkatlice dolanmıştı.Evin diğer kalanından oldukça farklıydı, duvarlar kırmızı kağıtla kaplanmıştı.Bir insanı anlamanın en kolay yolu olarak onun kitaplığına bakmıştı.Muggle dünyasının en önemli filazofları, bazı klasik edebiyat ve birkaç rusça kitap vardı.Sihir dünyasından neredeyse eser yoktu ki Tom buna oldukça şaşırmıştı.
Büyücü dünyasında doğmuş genç bir kadının o dünyaya saplanıp kalmasını içten içe takdir etmişti.Yalan söyleyemezdi, bir aptal gibi sürekli gelecek postası okusaydı ya da hiçbir birikimi olmayan biri olsaydı onu kesinlikle sadece ufak bir piyon olarak görürürdü.
Başlarda öyleydi de.Anna onun için kullanılması gereken bir araç, santrançtaki basit, önemsiz bir taştı.Fakat kalbinin en derinliklerinde oluşan ilgiliyi, bastıramıyor itiraf etmekte zorlanıyordu.Adımları genç kadının yatağına doğru giderken elindeki iksir şisesini yatağın üzerine atmıştı.Çıkan ses ile genç kadının gözleri kırpışmış, bedeni hafif de olsa hareketlenmişti.
Oda karanlık ve soğuktu, pencereden yalnızca ay ışığı giriyordu.Gecenin karanlığı tüm günahları örter diye düşündü genç adam.Parmakları genç kadının yüzünde narin bir şekilde dolandı, alnına düşen saçları kenara itti.Parmak uçları alnından kulağına oradan boynuna inmiş, pürüzsüz teninde dolanmıştı.Uykusunda boğulan genç kadının hafifçe gözleri aralandığında ise diğer eli onun göz kapaklarını bulmuş, hafif bir şekilde bastırmıştı.Onun hala uykuda boğuştuğundan emindi, aralanan dudakları ise hırıltı bir şekilde nefes almasına yardımcı oluyordu.
Tom tek dizini yatağa bastırmış, kendini onun üzerine eğmişti.Dudaklarını onun dudakları üzerine bastırırken derin bir nefes aldı, diğer eli ise sırtına gitti. Onu bir kez daha öpmek icin burnundan solumuş, dudaklarını biraz daha aralayarak genç kadının sıcak tenine bastırmıştı.Boynuna bastırdığı dudaklar ile genç kadının hafif mırıldanması içindeki o garip hissin yükselmesine, elleri altındaki kumaşı sıkıca tutmasına sebep oldu.
Yedi günahtan birinin neden şehvet olduğunu Tom Riddle bu şekilde anlamıştı.
Nefesi derinleşirken ellerini genç kadından çekti, onun uyuyan bededine baktı.İçindeki insan kalıntısını ateşleyen tek görüntüydü bu.Zamanı geldiğinde ortadan kaldırması gereken, karanlıkta bırakması gereken.Vakit geçtikte bu kalıntı ondan uzaklaşırsa belki de bunu yapmasına gerek kalmazdı, onu serbest bırakması yeterli olurdu.
Tom düşüncelerinden ayrılırken gözlerini kapattı, başını tren koltuğuna yasladı.Bu zehirli ve bir o kadar sinsi hissin zihnini kaplamasına izin vermemeliydi.Yapacağı önemli işleri vardı, vaktini boşa harcayamazdı.
...
31 Aralık sabahı noel tatili bitmiş, yılın son mahkemesi için Sihir Bakanlığı kapılarını bu yıl bir kez daha açmıştı.Yıllık iznini kullanan bir çok personel olduğu için koridorlar boştu, normale göre çok daha sessizdi.
Anna, kardesini teyzesine bıraktıktan sonra Londra'ya gelmişti.Birkaç hafta önce bugünü büyük bir tedirginlikle beklerken şimdi ise tüm bedenine büyük bir sakinlik çökmüştü.O kadar sakindi ki dünyada hiçbir şey onu sinirlendiremezdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Master of None//Tom Riddle
FanfictionDokunulamayan fakat görülen kelimelerle ifade edilebilen.. #slowburn Tom Riddle x Oc (F!reader) Not:Yetişkin içerik ve rahatsız edici öğerler bulunur.
