Tom Marvolo Riddle, İskoçya'nın vadileri arasındaki Hogwarts şatosunu inceliyordu.Kendinden emin yeşil gözleri bu soğuk ve kasvetli fırtınaya kendini teslim etmiş şatoyu pür dikkat izledi.İçini gıdıklayan bu heyecan adımlarını ilerletmesine yardımcı olurken aklında tek bir soru vardı.
Bu sefer Müdür Dippet onu kabul edecek miydi?
Riddle derin bir nefes alırken bir önceki görüşmesini hatırladı.Dippet'in tek argümanı, Riddle'ın henüz yeni yetme bir büyücü olması ve öğretmen olarak yeteri deneyime sahip olmamasıydı.Bu saçmaydı çünkü kendisi Slytherin ya da bina farketmeksizin grup çalışmalarında hep öncülük etmiş, öğretmenlerin eşliğinde sınıf arkadaşlarının anlamadığı konuları sabırla ona açıklamıştı.Neredeyse tüm öğretmenler onun beceresine şahit olmuşken Dippet'in bu antitezini çoktan çürütmüş, geriye tek bir seçenek kalmıştı.
Dumbledore..Riddle onun bir Gryffindorluya göre oldukça sinsi olduğunu düşünürdü eskiden.Ancak bir süre sonra bina özelliklerine göre insan değerlendirmeyi aptalca bulmaya başlamıştı.Hangi binadan olursa olsun herkese dikkat etmek, bütün insanlardan şüphe duymak onun kuralı haline gelmişti.
Ancak yine de her seferinde Dumbledore'un bu tilki kurnazlığına gülmeden edemiyordu.Dippet'i ve diğer büyücüleri manipüle etmekte o kadar iyiydi ki Dumbledore eskiden işlediği günahları insanlara unutturmuş, şimdi ise yeni dünya olan Hogwarts'da adalet timsali olarak dolaşıyordu.Riddle işte tam bu yüzden ondan iğreniyor, bu iki yüzlülük karşısında midesi ekşiyordu.En azından kendisi ahlaki olarak zayıf biri olduğunu kabul etmişken, Dumbledore'un rolünü çok kaptırdığını bu yüzden kendi benliğinin farkında olmadığını düşünüyordu.
Tüm bu düşüncelerinin arasında merdivenlerden çıkarken gözleri Hogwarts'ta dolandı.Kendisine yedi yıl boyunca yuva olan bu şatoyu çok özlemişti.Riddle her ne kadar sesli olarak dile getirmese de hayatı boyunca Hogwarts'da kalmak, bu binanın içinde hayatını sürdürmekten memnuniyet duyardı.Sonuçta tüm kişiliği ve hayat öyküsü bu duvarlar içinde oluşmuş, zindanlara giden yollar ise ona Salazardan miras kalmıştı.
Adımları Dippet'in ofisini bulurken birden portresinden çıkan hayalet ile karşılaştı.1700'lü yıllardan kalma bu hayalet ona hararetli bir şekilde konuşmaya çalışırken arkasında duyduğu ses ile birden donuklaştı.
"Tom?"
Dumbledore'un naif sesini duymasıyla birlikte yeşil gözleri önce duygusuz bir şekilde ona döndü.Ancak birkaç saniyenin ardından yüzüne her zamanki gülümsemesini kondurmuş, adımları yaklaştırarak elini uzatmıştı. "Profesör sizi görmek çok güzel." dedi elini sıkarken.Sesindeki neşe, suratındaki sahte gülümseyle uyuşuyordu.
"Merhaba Tom." dedi Dumbledore ise daha sakin bir şekilde.Mavi gözleri genç adamı bir süre inceledi.Okuldaki haline kıyasla suratı olgunlaşmış, çok daha yakışıklı bir genç adam olmuştu.Onun bu sarsılmaz sempatisine şahit olmak Dumbledore için biraz daha hayalkırıklığına sebep olmuştu.
Eliyle ileriye doğru işaret etti. "Müdür Dippet bir iş için Londra'ya gitti.Senin iş görüşmeni benim yapmam için benden ricada bulundu."
Sözleri Tom için bir anda sarcısı oldu.Genç adam bu hamleye karşı hazırlıksızdı.Daha görüşme başlamadan sonucun ne olacağını bilmiş, sinirle elindeki çantanın sapına sıkıca tutunmuştu.Dumbledore tehdit edilse, hatta ölüm döşeğinde bile olsa onu, bu duvarların arasına öğretmen olarak işe almazdı.
"Elbette Profesör." dedi kibarlıkla tüm sinirini bastırıp bir kenara atarken.Onu koridorlar boyunca takip etmiş, en sonunda Gryffindor kulesindeki ofisine gitmişlerdi.Dumbledore ofisinin içinde rahatlıkla dolanırken Tom ise bir köşede sabitçe durmuş, ellerini önünde birleştirmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Master of None//Tom Riddle
أدب الهواةDokunulamayan fakat görülen kelimelerle ifade edilebilen.. #slowburn Tom Riddle x Oc (F!reader) Not:Yetişkin içerik ve rahatsız edici öğerler bulunur.
