32

14.7K 1K 798
                                        


Reglim yaklaşıyordu. Hiç keyfim yoktu. Tatilimin son günündeydim ve karnım ağrıyordu. Okula gitmek istemiyordum. Ders çalışmak istemiyordum. Arkadaşlarımla konuşmak istemiyordum. Yalnızca yatakta uzanmak ve uyumak istiyordum.

Yorganımı kafama çektim. Şu buluşma gününden beş gün geçmişti ve iki kez eve görücü gelmişti. Azad abimle aram bok bok gibiydi. Cengiz abim ikimizle de dalga geçiyor, Ferit abimse sürekli olarak bana sarılıyor, yalnız bırakmıyordu.

"Bir tanem?" kapım tıklandı ve arasından kafasını çıkarıp bana baktı. Gülümsedim zorlukla. "Gel abi." kapıyı açıp içeri girdi, yorgandan çıkmadım. "Neden moralin yok?" 

Cevap vermedim, ne cevap verecektim ki? Bir nedenim de yoktu. "Abi," diye fısıldadım. "Sarılsana bana." birkaç saniye gözlerime baktı ve ardından yorganımı kaldırıp altına girdi. Kolunu bana sarıp beni göğsüne çekti. "Anlat abine, ne sıktı bir tanemin canını?" burnumu çektim, gözyaşlarım akmaya başladı. "Bilmiyorum. Kötü hissediyorum." dediğimde saçlarımı okşamaya başladı. "Abisinin biriciği," saçlarımı okşamaya devam etti. "Abisinin güzeli," kafamın üstünü öptü. "Prensesim," o bana güzel sözler fısıldayıp her zerremi severken ben sadece ağlıyordum. 

Bir süre sonra kendime geldiğimde alnım ve boynum terlemişken abim ayakta, yorganımı hafifçe kaldırmış sıcak su torbamı tazelemiş ve yeniden karnıma yerleştiriyordu. Ağzım kuruduğu için birkaç kez yutkundum. "Abi," diye mırıldandım gözlerimi ovuturup. "Su getirir misin?"

"Getiririm tabii güzelim, bekle." deyip odamdan çıkmıştı. Onun çıkışıyla gözlerim duvara odaklandı, birkaç saniye duvara baktığım esnada kapım açıldı. "Genç Osman düşmüş derler?"

Elimi kaldırdım. "Genç Osman düşmedi, düşemez, kimse düşüremez!" dediğimde babam güldü ve yatağıma ilerledi. Şakak çevremdeki nemi eliyle silip alnıma öpücük kondurdu. "İtleri sana tatlı almaya gönderdim. Şu gavur tatlısı adı neydi mogalya mogli-"

Kahkaha atıp kafamı omzuna yasladım. "Magnolya baba magnolya."

"Heh işte o. Adı önemli mi kızım? Gavur tatlısı sonuçta." kısıkça gülüp babama cevap verecekken abim elinde bardakla odaya girmişti. "Ooo Ferit Bey, sabahtan beri buradaydınız herhalde."

Abim bardağı bana uzattığında dizlerimin üzerinde durdum. "Sağ ol abi." elindeki ağrı kesiciyi de uzattığında kendi avucuma almadan avucuna dil attım. Gülüş sesi kulağıma geldi ama ne gerek vardı şimdi kendi elimin mikrobunu bulaştırmaya. "Lan ferİT kime diyorum kuçık?" Ferit abim bıkkın bir şekilde babama dönerken ben de suyumu yudumladım.

"He baba he." babam ona bakıp yüzünü buruşturdu ve elimdeki su bardağını alıp yatağıma yapışık olan komodinin üstüne koydu. Kolunu sarıp beni kendisine çekti ve kendisi de yatağımın başlığına sırtını dayadı. "Görüyorsun babasına nasıl sevgi doludur? Seni yaparken duracaktım ama anan  var ya ana-"

"Höst baba! Ayrıntıya gerek yok bence." ikimiz de aynı anda höstlediğimizde babam bize hak verir gibi kafasını salladı. Sonra bana doğru baktı. "Gül bahçem, senle Azad kuçıgının arası niye limoni?" 

Elimi salladım boş ver dercesine ama boş vermedi. "Ya baba bu abim harbi boş yapıyor. Şirwan dede buna küpeleri verdi ya bana versin diye, Azad abi de diyor ki elin herifi niye sana küpe verdi. Açıklıyorum dinlemiyor ki bak açıklamaya da bilirim çünkü bunlar benim hayatımda normal olarak gördüğüm şeyler." 

Babam saçımı yüzümden çekerek saçımı okşarken Ferit abim öksürüp sandalyeyi çekip oturdu. Gözlerimi kısıp ona baktım. "Sen de mi abi?" ellerini kaldırıp salladı. "Yorum yapmıyorum yavrum, beni çekme olayın içine."

MAZHAROĞULLARIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin