Alnımdan akan terler, gözyaşlarıma karışırken Cengiz abimin yönlendirmeleriyle hareket etmeye devam ediyordum. Kaçıncı saatimdi, bilmiyordum. Dışarıda hava nasıldı, bilmiyordum. İki haftadır gecem gündüzüm olmuş, ikisi arasındaki farkı ayırt edemez olmuştum. Boynumdan akan ve minder zemini tıpkı vücudum gibi ıslatan ter damlaları artık ter değil, su birikintisi oluşturmaya başlamıştı.
Emek diyordu babam, geceleri yorgunluktan bayıldığımda. Saçlarımı okşuyor, 'bu kazandıracak kızım sana' diyordu. Disiplinini kaybeden bir insanın o disiplini geri kazanması kolaydı, disiplini kazanabilmek için yola çıkması yani konfor alanını terk edebilmesi zordu. Mentalini konfor alanını terk etmeye odakladığında kolayca çıkabilirdin ancak mental hazırlamak çok zordu.
Nefeslerimi kontrol ederek yeterince alıp yeterince veriyordum, zihnimin bulanmaması çok önemliydi. Ben onu bırakmadan abim beni resmiyette bırakmıştı. O an anlamıştım ki başarmak için benim de onu gözümün görmemesi gerekiyordu. O beni görmemişti. Belki haklıydı, belki haksızdı. Bunu düşünecek fırsatım olmamıştı çünkü canım o kadar yanmıştı ki aynadan kendime bakarken çocukken elimi tutan adamı, başarırken de yanımda görmek istemiştim.
Görememiştim.
Şaşırmamalıydım, bana uyarı yapmıştı ama ben bunu televizyondan öğrenmiştim. İçim o kadar kin ve öfkeyle doluydu ki beni var eden adamı unutup onu mahvetmek istemiştim. Aileydik, değil mi? Ben Mardin'e ilk geldiğimde bana öyle söylemişti. Ailesi olduğumu söylemişti.
Aylar sonra arayıp kendimi bıraktığımı, yeterince iyi olmadığımı söylemişti. Elimi tutup tekrar kaldırmasını isterken zaten yüksekte olan birine gözünü diktiğini söylemişti. Canımın acısını unutmak için kendimi ringe attığımda bütün hücrelerimin arzu ettiği tek şey intikamdı.
Düşse tereddüt bile etmeden elimi uzatıp düşme pahasına da olsa onun için çabalayacağım abim, Dünya şampiyonalarında kendi adayının adını açıklayıp omuzlarını sıktığında içimdeki nefret harlanmıştı. Aramız bir daha eskisi gibi olmayacaktı. Ego mu, gurur mu yoksa sadece ergenlik duyuları mı bilmediğim o yere öyle bir darbe yemiştim ki bir daha onun elini tutmayacaktım.
Açıklama videosunu izledikten sonra abimle başladığımız pratikler o kadar ağırlaşmaya başlamıştı ki her akşam ağrı bantlarıyla uyuyordum. Canım acıyordu belki ama duygusal acının yanında fiziksel acı bir hiçti. Ringe girip çıkmak benim için artık zor olmuyordu çünkü hedefime yeni bir şey eklenmişti. Kendi çapımda intikam.
Cengiz abim hiç antrenörlük yapmadığı için hatalar yapıyordu, kendi bünyesi ile benimkini aynı olarak gördüğü için birkaç kez sakatlanmıştım. Neyseki basit sakatlanmalar olduğu için iyileşmesi ya da en azından kendime gelmem sadece birkaç gün sürüyordu.
Sessiz kalmıştık. Şov yapmak yerine susmuştuk, çalışmalarımıza yoğunlaşmıştık.
Hayatım bir dönemeçe giriyordu ve karar vermiştim. Dünya şampiyonluğunu aldıktan sonra bir süre zirvede bırakıp akademik kariyerime ve aileme odaklanacaktım. Çok eksiklerim vardı, çok hatalarım vardı ama kendimi suçlamak yerine kabullenmeye başlıyordum çünkü ben büyüyordum.
Ergenliği atlatıp yetişkinliğe adım atıyordum, reşit olalı uzunca bir süre oluyordu ama büyüdüğümü hissetmek kendimi ve çevremi sert bir şekilde eleştirmeyi bırakmamla anlaşılır olmuştu. Her şey mükemmel olmak zorunda değildi, ben mükemmel olmak zorunda değildim; beni var eden şey hatalarımdı. Ölmediğim sürece her şey için zaman vardı. Ailem için, erkek arkadaşım için, sporum için, akademik başarım için.
Bu süreçte fark ettiğim en büyük şey ise, hayatımda pek vasıfları yok zannettiğim amcalarımın hayatıma dahil olmasıydı sanırım. Sanırım zaman bize ilaç olmuştu, aksi mümkün olamazdı. Pek muhabbetimiz geçmeyen Agah amcam, antrenmanlardan sonra beni alıp gece yürüyüşüne çıkarıyor, annemin hasta olurum diye yedirmediği dondurmaları yediriyordu. Sohbeti benim için çok kıymetliydi çünkü konuştukça açılan Agah amcamın gençliği bir dolu hatayla geçmişti. Tavsiyeleriyle bana yardımcı oluyor, yön gösteriyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAZHAROĞULLARI
Tiểu Thuyết ChungAşiret + gerçek ailem kurgusu. Birçok klişenin toplamından meydana geliyor, istediğimiz de zaten klişeler değil mi? İrem yaşadığı şehri temsil etmiş ve Muay Thai alanında Avrupa şampiyonu olmuş başarılı bir genç kızdır. Hedefi, Dünya şampiyonası ol...
