39

8.7K 727 617
                                        


Kahkaha attım ve elimdeki kalın kemeri daha sıkı kavradım. "Dede Talha yatsın! Lütfen, lütfen!" dediğimde adının kurtlar sofrasında anılmasını beklemeyen Talha'nın kafası k9 kulakları misali dikleşmişti. "Bak kızım yolarım saçlarını ha!" dil çıkardım ve Boran abime yanaştım beni koruması adına. 

Boran'a abi demek de koyuyordu bir tık ama bs oynarken şans vermiştim eziğe, napalım abi demek zorundaydım. Baver ortalıkta yoktu, olmamalıydı da zaten. Ona şans vermeyi geç, onunla yüz yüze gelmekten bile nefret ediyordum.

"Uzanasın Talha." diyen dedemle keyfim katlanarak artarken kahkaha attım. Hani birilerini irite ettiğinizi bilerek attığınız o dolu dolu kahkahalara var ya- "AAHH! TALHA BIRAKSANA SAÇIMI! KORKUNÇ ŞEY! DEDEEE!" Bağırıp elini kavradım ve saçlarımdan uzaklaştırmaya çalıştım ama nafile. Hayvan gibiydi Talha abi. 

"Lan oğlum bıraksana kardeşimin saçını." Serhat abi aramıza girip elini saçlarımdan uzaklaştırmayı deniyordu ama Talha odaklanmış, beni çekiştiriyordu. Çektiğim acı, Talha abinin götüne inen kemer şaklamasıyla son buldu. Dedem gururla güldü. "Sana dediydim uzan diye, de hayde!" 

Talha abi arkasını ovuşturarak diz çöktü ortamızda. "Yav dede, yaptığın iş midir? Sıra bende değildi!" dedem kahkaha attı ve onu sırtından hafifçe itti. 

Talha abi uzandıktan sonra Cenan ile birbirimize bakmıştık. Aklıma gelenle güldüm kısıkça ve battaniye Talha abinin üstüne boylu boyunca serilince sıçma pozisyonunda, ayaklarımın üstünde oturup dedemin komutunu bekledim. 

"Tabur," dedi uzatarak. "DUR!" Öyle bir vurguyla söylemişti ki sanki 'vur' diyecekmiş gibiydi ama kimse bu kandırmacasına düşmemiş ve vurmamıştı.

Dedem kemerini kaldırdığında ağzıma uzatılan erikle ağzımı açtım ve Badem yengemin verdiği eriği yedim. Erik de sevmezdim hiç. Olmasa aramazdım yani. Eriği kırt kırt çiğnerken Şefik ile bakıştığımda ikimiz de güldük. 

Dedem yeniden hazırlandı. "TABUR VUR!" Herkes yarın yokmuş gibi kemeri Talha abinin sırtına patlatırken onun acı bağırışı benim zevk kahkahalarıma karışıyordu. "Hiihh, Tu çi dikî Osman? Tu neviyê min îşkence dikî?" Naime nenemin elleri belinde, sorgularcasına duruşuyla Osman dedeme bakarak söylediklerini anlamadığım için mal gibi baktım sadece. Fuat abi güldü ve elindeki kemeri bırakmadan kafamı öptü. "Torunuma işkence mi ediyorsun falan diyor, klasik nenem işte. Dede vurayım mı bir kez daha?!"

Heyecanla yerinde doğrulduğu için ona güldüm. Talha abi, battaniyenin altından terleyen ve kızarmış yüzünü çıkardı. "Eger Quran li te bixe, tu dê di destê min de bimînî." dudaklarım şaşkınlıkla aralandı, hayır neye şaşırıyordum onu da bilmiyorum. "Oha Kürt." dedim yüzüne bakarak. 

Elinin tersiyle alnında biriken teri sildi. O esnada Osman dedem, Naime nenoşuma baktı. "Hele bırak bırak, torunlarımla vakit geçiriyorum." doğu ağzıyla söylediği bu cümle gülmeme neden oldu. 

Naime nenem göz devirip ve birkaç Kürtçe şey söyleyip koltuğa kurulurken ben Talha abimin yüzünü kapattım battaniyeyle. "Ben çıkmaz mıyım buradan, sarı şeytan." mırıldanışına güldüm. "Aha aha haha, canım çıkarsan çık. Ateş olsaaz cürmüz kaar yer yakarsıız." dedim reelsteki çakma sarı abla gibi.

Bana duyuldu atmaları beni bir tık üzmüştü ama yeniden oyuna odaklandım. Hepimiz sıraya geçtik ve dedem kemerini kaldırdı. "TABUUURR," Dedi uzatarak ve finalledi. "Dur!" kendi kemerini vuruyormuş gibi yaptığı için Ahmet abi bu kolpaya düşmüştü. Güldüm ve Talha abinin elinin tersiyle terini silip battaniyenin altından çıkmasını izledim. "Yav dede ben kabul etmiyorum, hile denir buna hile!" 

MAZHAROĞULLARIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin