Kafamda kulaklıklarımla birlikte boşluğa yumruklarımı sıralarken telefonumun çalmasıyla nefes nefese durdum. Böyle giderse günde elli kez duş almak zorunda kalacaktım artık.
Yataktaki telefonuma uzandım. "Abilerin en karizması, buyur." dedim ve ağzıma su sıktım şişeden. Hoparlöre verdim ve vücudumu temizlemek için ıslak mendil aldım. "Nasılsın İrem?"
Islak mendille önce koltuk altlarımı sildim. "İyiyim, antrenman yapıyordum. Sen nasılsın?" temizledikten sonra krem sürdüm ve üstüne deodorant sıktım. "Bir şeyler duydum Talha'dan."
"O da bi sabredemedi ha, birlikte söyleriz demiştik." Tamamen mis kokunca body mist sıktım ve ayağı kalktım. "Sen buraya gelince daha detaylı konuşuruz ama... O piç seni bırakacak mı?"
Telefonu masaya bırakıp saçlarımı sımsıkı bir şekilde bağladım. "Eğer arkamda durursan ben onu bırakacağım." aynadan kendimi izlerken kendimden oldukça emin bir şekilde konuşmuştum.
"Dönmeyeceğim, İrem. Kendini riske atma." saçlarımı sıktım. "Dönmeyeceksin, intikamını alacaksın." kafam ağrıyınca saçlarımı açtım yeniden ve Mardin'i gezerken Berzan'ın bana aldığı çiçekli tokayla saçlarımı hafifçe arkaya sabitledim yüzüme düşmemeleri adına.
Derin bir iç çekiş sesi geldi. "Alacak intikamım yok ama senin kazanacak maçların var. Ben geçmişi geçmişte bıraktım." yüzüme güneş kremi sürmeye başladım. Dışarıda güneş yoktu, akşam olmuştu ama canım yararlıydı işte.
"Sen bilirsin abi. Ben her türlü ayrılacağım Fethi abimden." sessiz kaldı kısa bir süre, ardından konuştu. "Hani arkanda durursam bırakacaktın?"
Ellerimi eşofmanıma sildim. "Benden ayrılmak onun için kolaysa benim için de kolay. Ben bulunduğum yere onun sayesinde gelmiş olabilirim ama it gibi çalıştım, abi. Madem benden iyiler var, bunca zamandır hep yanımdaydı şimdi de rakibim olsun. Benden iyisi olmadığını tecrübe etmesi gereken en iyi yer benim karşımda olması."
Telefonumu elime aldım ve hoparlörü kapatıp kulağıma koydum. "Kendinden çok emin konuşuyorsun. Seninle gurur duyuyorum, kardeşim. Ama antrenörün yoksa federasyon sana yarım muamelesi yapar."
Merdivenlerden adımlarken iç çektim. "Seni istiyorum ben abi."
"Dönmeyeceğimi söyledim. Israr edip canımı sıkma, İrem." sinirle yanağımın içini ısırdım. "İyi, yalnız bırak beni. Zaten bundan önceki on yedi senede yanımda yoktun, bundan sonra da yalnız bırak abi."
Dedemler, Şirwan dedelerle bahçede oturduğu için ben de bahçeye doğru ilerliyordum. "Ajıtasyon yapma bana, madem öyleyse bırakma o puştu." sabır çektim. "Ya son aylar kala 'bu senden daha iyi' diyerek başkasını benim önüme sürerse ne yapacağım? Ben çocukluğumu da ergenliğimi de bu spora verdim abi, öyle kolay vazgeçmem. Şüphe ettiğim birinin de yanında durmam, canım ciğerim olsa bile. Fethi abim hep ailemden biri olarak kalacak ama şu an hedeflerime ilerlerken ona güvenmiyorum. Senin beni bırakmayacağını bildiğim için sen de sen diyorum ben."
Cevap vermemesi gardını düşürdüğünü düşünmemi sağladığı için gerginlikle yanağımın içini ısırdım. "Söyledim sana, ben o bok çukurunu on yedimde bıraktım; kardeşimin on yedisini mahvetmesi için yeniden oraya dönmeyeceğim."
"İyi halt yedin abi, kapat yazma bana ya." sinirle suratına kapattım telefonu. Dedemler masa etrafında oturup çaylarını içerken beni fark edip hafifçe gülümseyen manitama gülümsedim ve Şiyar'ın yanına oturdum. Kolumu omzuna attım.
Talha abi kafasını bana doğru uzattı. "Ne dedi?" sinirle baktım ve avucuma çekirdek alıp ona attım. "Sen niye bana haber vermeden abimle konuşuyorsun ya?" göz devirdi. O yeşil gözlerini çıkarırdım da bir gün, hadi neyse sabır.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAZHAROĞULLARI
Narrativa generaleAşiret + gerçek ailem kurgusu. Birçok klişenin toplamından meydana geliyor, istediğimiz de zaten klişeler değil mi? İrem yaşadığı şehri temsil etmiş ve Muay Thai alanında Avrupa şampiyonu olmuş başarılı bir genç kızdır. Hedefi, Dünya şampiyonası ol...
