26

19.1K 1.1K 886
                                        

Oy ve yorum atın arkadaslar

bekleyenz

<>

Kafamı Fethi abimin omzuna yaslamış, bacağımı da Aydın itinin dizlerinin üstüne atmıştım. Kucağımda duran elle -Fethi abimin- oynuyordum. Parmaklarıyla oynuyor, ona verdiğim ve elinden hiç çıkarmadığı bileklikle ilgileniyordum. Konuşmamı istediklerinin de farkındaydım ama ne anlatacağımı bilmiyordum.

Faruk ruh halimin ne denli vasat olduğunu fark etmiş olacak ki önündeki peluş oyuncağı bana attı. "Buraya geldiğinden beri hepimizi ne kadar boşladığının farkındasın, değil mi?" nefes alarak yanaklarımı şişirdiğimde Aydın gülüp yanağıma tokat attı ve bir ses çıkarak yanağımdaki hava boşaldı. "Nefesini tutup kendini gebertecek misin kıvılcım gibi lan?"

Fethi abim de güldü ama saçlarımı okşamaya devam ediyordu. Bana karşı her zaman şefkatli olmazdı. Yalnızca kendimi gerçekten kötü hissettiğim nadir anlarda öyleydi ve muhtemelen şimdi farkındaydı.

Bir iç çektim, abimin parmakları benim parmaklarımın arasında titredi. "Kendim gibi hissetmiyorum," diye mırıldandım gözlerimi kaçırarak. Faruk kaşlarını çattı, saldırmak için an kolluyordu, biliyordum. "3 ay falandır buradayım ve... Gerçekten anne ve baba sevgisi gördüğümü hissettim. Ama peki... değiyor mu?" duraksadım.

Fethi abim bu kez elimi kendi avucuna aldı. "Nasıl değiyor mu?" üçüzlerimin de bunu beklediğinin farkındaydım. Kafamı salladım ve omuz silktim. "Yani demek istediğim; ben zaten o baba sevgisini ya da anne sevgisini Mümtaz Amca ve Mehmet Amcadan görüyormuşum. Anne sevgisini Sevil ve Derya Teyze'den görüyormuşum. Aynı mı hissettiriyor yoksa benim mi kafam karışık bilmiyorum. Ben... Sizi o kadar benimsemişim ki ve siz de aynı.. Oğlum yani ne bileyim ben zaten amcalarınıza amca diyordum, onlar beni kendi yeğenleri olarak kabullenmişlerdi. Kuzenleriniz abim olmuşlardı. Miras lan miras, mirasınızda bile bana pay ayrıldı." devam etmeden önce duraksadım, o sırada Faruk konuştu.

"Yani sen diyorsun ki, iki taraf da aynı hissettiriyorsa bizden uzak olmanın ne anlamı kalıyor?" güldüm hafifçe. "Aynı hissettiriyor demedim." dedim net bir şekilde. "Arada fark var."

Aydın'ın kaşları hafifçe çatıldı. Kendini yatağımın başlığına dayayarak oturuyordu. "Nasıl bir fark var? Sonuç olarak iki tarafta da rolleri karşılanan insanlar ve belli bir sevgi yok mu?"

Bir süre cevap vermeyince Murat abim kafasını hafifçe benimkine vurdu. O, yatakta bacaklarını açmış oturuyor, ben ise onun bacaklarının arasında sırtımı ona yaslamış bir şekilde oturuyordum. "Çok fazla saygısızlık gördüm," dedim dürüstçe. "Ve ben bunlara neden katlanıyorum düşüncesi şu sıralar içimde büyük bir vesvese oluşturuyor. Sürekli olarak. Sürekli olarak." 

Hepsi birden gerildi. "Nasıl bir saygısızlık?" Aydın'ın ciddi anlarda ortaya çıkan kalın sesini duyduğumda güldüm hafifçe. "Önemsiz-"

"3 ay önce yolda çöpünü yere atan adamı uyardığında sırf sana saygısızlık yaptı diye yolun ortasında tartışma çıkarmıştın. Şimdi gördüğün büyük ölçüdeki saygısızlıkları önemsiz olarak mı nitelendiriyorsun?"

"Abi," dedim sıkıntılı bir nefes çekerek. "Değiştim."

Kafasını kesin bir şekilde salladı. "Değişmedin. Seni ben büyüttüm, seni en iyi tanıyan da benim. Sineye çekiyorsun ve bundan ne kadar nefret ettiğimi de biliyorsun. İnsanlarla iyi geçinmek zorunda değilsin. Sırf millete yaranmak için karakterinden ödün verme."

Yerimde dikleştim, tam anlamıyla kucağında olmasam da çıkmaya ve yüz yüze gelmeye çalıştım ama izin vermedi. Kabullenmiyordum ama haklıydı. "Bak," dedi Faruk bu kez. "Bu insanlar hayatına daha yeni girdiler, onların hayatlarında kendine zorla bir yer açamazsın. Seni kabullenmiyorlarsa bu onların kaybıdır deyip gelmelisin. İrem biz seni kolay kazanmadık," gözlerime bakarak konuşması beni gerdiği için gözlerimi yorganıma ya da abimin avucundaki ellerime dikmiştim. İlk kez beni karşılarına resmen çocuk azarlar gibi almışlardı ve maalesef ki haklılardı.

MAZHAROĞULLARIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin