Selamzii!!! Nabersiniz??
Bolca yorum yapmayi unutmayin!!!
<>
Alnımdan akan terin gözüme girmesi beni rahatsız etmedi. Sırtımdaki kanatların arasından akan ter, göğüslerimin arasından akmakta olanın yanında hiçbir şey bile değildi belki de. Artık tamamen sarı olmuş saçlarımdan küçük bir tutam, ıslak olan alnıma düşmüş ve yapışmıştı. Eldivenlerim elimi bir başka deri gibi sıkıyor, karşımda duran boks torbasına yarınım yokmuş gibi vuruyordum.
Daldığımın farkında mıydım, emin değilim. Bulunduğum ya da zihnimde yarattığım evrenden, adımın seslenilmesiyle ayrılmıştım.
"Senin orda hava yağmurlu sanırım."
Ellerim otomatikmen durdu, kaşlarım hafifçe çatıldı ve arkama döndüm. Nefes nefese ya da direkt nefessiz kaldığımın bile farkına varamamıştım o ana kadar. Agah amcamın oğlu -Azad'ın kardeşi- Faysal, karşımda duruyordu.
Ona cevap vermedim ama gülümsedi ve yine konuştu. Bu esnada ringin plastik süngerine oturmuştu. "Naber kız?" durumun absürtlüğünün farkında mıydı yoksa ben mi maldım. Nefeslerim düzene girince kafamı salladım hafifçe. "İyi," dedim sadece.
"Maşallah çok da konuşkan kızımız." deyip güldüğünde ben de güldüm ve karşısına oturup sırtımı kalın halatlara yasladım. "Kendime gelemedim, dalmıştım."
Fark ettiğini belli etmek istercesine kafasını salladı. "Farkındayım. Hep böyle erken mi kalkıyorsun?"
Hafifçe dudak büzdüm ve kafamı salladım onaylar anlamda. "Genelde kalkıyorum, evet."
"Aslında seninle şey için konuşmak istiyordum," deyip muhtemelen doğru kelimeyi bulmak isteyerek duraksadı. Kaşlarım kalktı hafifçe. "Ne için?"
"Daha fazla yersiz önyargıyla uğraşmak istemiyorum." dudaklarım alayla kıvrılacağı esnada kendimi durdurdum ve konuşmasını bitirmesini bekledim. Gözleri mindere değil direkt olarak gözlerime bakıyordu, kendinden emin gibiydi. "Uzun bir süre birlikte kalacağız. Sen evlenene kadar yani," dediğinde güldü. "Doğru düzgün bir aile olmamız için ben sana kardeş derim, seni sahiplenirim de kendime. Tabii biliyorsun ki tek başıma bir hiçim, senin de yardımın lazım." ümitli bir şekilde gözlerime baktığında hafifçe gülümsedim.
Elimdeki eldivenleri çıkarırken aynı zamanda ayaklandım. Gözlerine bakmadım, "Ben konağa geçiyorum, yürüyeceğim. Gelirsin sen de." kurduğum cümleyi muhtemelen beklememişti çünkü hızla arkamdan ayaklandı ve peşimden geldi ama ben direkt soyunma odasına girdiğim için daha fazla takip edemedi.
On beş dakika içerisinde duş aldım ve terden temizlendikten sonra eşyalarımı spor çantama yerleştirdim. Zihnimde hala dün gece vardı. Cengiz ve Ferit'in ortasında yatağa uzanmıştım ama sonra Azad kıskanıp Ferit'i ittirip yanıma geçmişti. Böyle olmayacağını anlayıp Ferit'i bacaklarımın arasına alıp göğsüme uzanmasını sağlamıştım. Ancak sonra Armanç -hiç şaşırmamıştım- kudurup kendine yer açmıştı. Bir de bakmıştım ki Cengiz Miran'a sarılırken Miran bana sarılıyor, Azad Armanç'a sarılırken Armanç bana sarılıyordu. Ayakta durup bize masum masum bakan Agır ve Şiyar'ı ise Cengiz kollarının arasına almıştı.
Biz sohbet etmeye başlarken belki birkaç dakikanın ardından annem elinde hepimize bir bardak süt yapmış bir şekilde gelmişti. Gözlerim dolmuştu çünkü zihnim doluydu. Kalbim başka, aklım başka şey söylüyordu.
Annem yanımıza geldikten sonra Armanç ile şakalaşırken o sadece bizi gülümseyerek izliyordu. Gözleri parıl parıldı. O an hepsinin beni anladığını fark ettim. Hepsi aklımın karışık olduğunun farkındaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAZHAROĞULLARI
Ficción GeneralAşiret + gerçek ailem kurgusu. Birçok klişenin toplamından meydana geliyor, istediğimiz de zaten klişeler değil mi? İrem yaşadığı şehri temsil etmiş ve Muay Thai alanında Avrupa şampiyonu olmuş başarılı bir genç kızdır. Hedefi, Dünya şampiyonası ol...
