@Peraninaysincabi bu bölüm senindir.
<>
Şiyar'ı kolumun altına almış, kalabalık avluda yaşanan konuşmalardan kendimi soyutlayarak dudaklarımı ısırıyordum. "Sen niye söylemedin bu kızın Şirwan dedenin akrabası olduğunu?" diye sordum hafifçe kafamı eğerek.
O da biraz kafasını kaldırdı. "Abla akraba değiller ki, dost aşiret. Hem ben nereden bileyim bugüne getireceklerini? Ama iyi oldu iyi." deyip Gökçe'yi uzaktan uzaktan süzmeye başlamıştı.
Gökçe de yalnız değildi, yanında hafif çekik gözlü bir kadın duruyordu. Bir şeyler konuştular sonra ayaklandılar ve oturduğumuz kanepeye geldiler. Karşımızdaki sandalyelere geçerken gülümsüyorlardı. "Merhaba," dedi hanımefendi. Gökçe de diretk Şiyar'a selam vermişti.
"Selam." kız samimi göründüğü için ben de samimi bir şekilde gülümsedim. "Ben Deva, Karahanlı aşiretinden." anlamış bir şekilde kafamı salladım. "Ben de İrem, Mazharoğullarından."
Sohbete dalmış bir şekilde konuşurken benden yaşça büyük olduğunu falan arada öğrenmiştim. Muhtemelen Şiyar ve Gökçe olayını o da anlamış, çocuklar konuşsun diye gelmişti. Deva Abla hakkında şaşırdığım en büyük şey ise;
Güldü. "Evet, aslında ben de diplomatım. Burada yaşamıyorum, sadece iki gün için geldim." ardından benim sorularım başlamış; Polat Alemdar'ı tanıyor musun, Süleyman Çakır bir efsane mi yoksa gerçek mi falan diye saçmalamıştım...
Sonuç olarak şimdi ailece Şirwan dedenin evine akşam yemeği için gelmiştik. Işıklandırmalar avluyu aydınlatırken temiz havayı içime çektim. Hoş bir bahçesi vardı ve bahçe uzadıkça uzuyordu.
Konaklarımız genel olarak şehir merkezinden uzakta olduğu için büyük bahçelere bağlıydı. Geniş ceviz ağaçlarımızın olduğu ya da daha çok meyvelerin bulunduğu bahçelerimiz vardı. Tabii henüz oraları görmemiştim.
GDerin'in yanıma yaklaşmasıyla kafamı kaldırdım hafifçe. "Ay hoş geldin, senin de geldiğini bilseydik en baştan seni yanımıza alırdık kız. Oturmuşsun erkeklerin arasında." samimi bir şekilde konuşmasıyla gülümsedim. "Hoş buldum. Sorun değil."
"Hadi kalk gidelim, genç kızlar olarak arka odadayız." Şiyar'a baktım ve ayağı kalktım. "Sorarlarsa söylersin." onaylar anlamda kafasını sallamasıyla birlikte Derin'in peşinden ilerledim.
Konağa girdik ve bir odanın önüne gelince kapıyı açtı, içeri girdik. Kıkırdama sesleri yükseliyordu. İçeri girdiğimiz gibi gözüme çarpan ilk şey, Gülsüm'ün güzelliği olmuştu. Ciddi anlamda saf bir güzelliği vardı.
Azra yenge ve Gülsüm oturuyor, yanlarında ise iki kız daha duruyordu. Beni ilk gören Azra yenge oldu. "Hoş geldin." dedi neşeyle, kollarını hafifçe sardı ve sarıldı. Karşılık verip gülümsedim. "Hoş buldum."
Gülsüm de ayağı kalkıp sarıldıktan sonra koluma girdi. "Hoş geldin aşkımın tek destekçisi!" hevesle söylediği şey karşısında gerildim. Berzan'ın mesajına da görüldü bırakmıştım. "Hoş buldum. Nasılsınız?" kolumu hafifçe çekip Azra'nın beni ilerletmesine izin verdim.
"İyiyiz iyi de Gülsüm kafamızı şişirdi Berzan da Berzan diye." adı Havin olan kız kurmuştu bu cümleyi. Gülsüm burun kıvırdı. "Siz de aşık olsanız sizi de görürüm." sıkıntıyla iç çektim, telefonumun kenarlarını tırnaklarımla kazırken aile grubumuza gelen mesajları açtım.
Aile grubu ama yersen
C.M
Güzelim neredesin?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAZHAROĞULLARI
General FictionAşiret + gerçek ailem kurgusu. Birçok klişenin toplamından meydana geliyor, istediğimiz de zaten klişeler değil mi? İrem yaşadığı şehri temsil etmiş ve Muay Thai alanında Avrupa şampiyonu olmuş başarılı bir genç kızdır. Hedefi, Dünya şampiyonası ol...
