14 Aralık 2023
Mihra A. Karavadi
Haftanın son gününe bir vardı, yarın sabah erkenden yola çıkacaktık fakat ben eve dönüp dinlenmek varken iş çıkışında Asilhan'ın yanına gelmiştim. Henüz eve gidebilecek kadar müsait olmadığından onu beklerken kendime vakit ayırmak istiyordum. Yalnız kalmak, spor yaparken zihnimi boşaltmak... Tahmin ettiğimden daha iyi geliyordu bana. Hayatıma Asilhan'la beraber eklenen en iyi şeylerden biriydi. Vücudumun gerginliği azalıyordu. Ara sıra aksatıyordum ama tam olarak vazgeçmiyordum. Anlamadığım bir şekilde artık zorlanmıyordum da keyifle yapıyordum. Sanırım vücudum alışmıştı.
Koşu bandının üstünde tempomu bulmuş ilerlerken son zamandaki her şeyi düşünüyordum. Evimize döneli üç hafta olmuştu, tempomuzu yakalamıştık. Ben de Asilhan da aynı yoğunlukla çalışıyorduk. Hatta ben daha da yoğun bir temponun içine girmiştim. Üzerinde çalıştığımız yeni bir araştırma vardı, ekibe yeni isimler eklenmişti ama ilgi alanım dışındaydı. Kendime odaklanmış bir halde çalışıyordum.
Koşu bandında fazla kalamadan Asilhan'dan gelen mesajla sporumu bitirdim. Aslında işinin az kaldığını, beklememin yeterli olacağını söylemişti ama ben boş durmak istememiştim. Soyunma odasında üstümü değişip omzumdaki havluyu çantamın içine atarken hırkamı kollarımdan geçirdim. Kocam, beni otoparkta beklediğinden aşağıya inmem gerekiyordu. Sanırım evimize gitmek istiyordu. Öyle ki yanıma bile uğramadan otoparka inmişti. Gerçekten evimize gitmek istiyordu. Belki de günü çok yoğun geçtiği için istiyordu, belki de çok yorulduğu için istiyordu bilmiyordum. Önemli değildi, onunla aynı düşünceleri paylaşıyordum.
Yerde adımlarımı sürtmeden asansöre ulaşıp bindim, bodrum katı tuşladım. Asansörün kapıları kapanırken epey zorlanmıştı. Kısa bir an inmeyi düşünsem de bundan çabucak vazgeçtim. Sırtımı bana göre sağ olan tarafta doğru yaslayıp her zamankinden daha ağır hareket ederen aşağı inmesini beklemeye başladım. Asansör doğrudan istediğim kata ulaşamadan birinci katta durmuştu. Birinin daha bineceğini anlayınca hafifçe toparlandım. Kapılar açıldı, içeri Tunç girdi. Birkaç kez denk gelsek de hiç uzun süreli olmamıştı bu.
"İyi akşamlar," dedi asansöre binerken.
"İyi akşamlar," dedim usulca. O da aynı kata gideceğinden hiçbir tuşa basmamıştı.
"Nasılsın?" Asilhan'ın konuşmamızdan hiç hoşlanmayacağını biliyordum fakat beni soran birine de cevap vermeden nasıl durabilirdim?
"Teşekkür ederim," onu sormayı düşünmüyordum çünkü sohbet etmek istemiyordum. "İyiyim." Başını aşağı yukarı doğru sallarken asansör hareket etmeyi bırakmıştı.
Aniden düşer gibi olurken durmuş, sarsılmıştı. Asansörde mi kalmıştık şimdi biz? "Mihra, iyi misin?" Dedi Tunç tekrardan. Asansörün içindeki ışıklar da gitmişti.
"Evet, sen?" Telefonumu cebimden çıkarırken fenerini açarak içerinin aydınlanmasını sağladım.
"Sorun yok," asansörün içindeki yardım tuşlarına basarken ben de telefonumu kontrol ediyordum. "Birazdan çıkarırlar bizi." Asansörde kalmaktan korkmuyordum ama kocam bana ulaşamadığında çıkaracağı yaygaradan korkuyordum.
Her zaman çeken telefon şu an çekmiyordu. Ufak hareketlerle asansörün içinde dönerken bekliyordum ama hayır, kesinlikle sinyal yoktu. Tunç bana bakmadan ben de ona bakmadan beklerken ayakta durmaya ara verip usulca çöktüm. Yorulmuşken kendimi zorlamak istemiyordum. Bu sorun çözülene kadar sakince beklemek istiyordum. Ya da en azından kocam beni bulana kadar sakin kalmak istiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Romance🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
