3 Ocak 2024,
Mihra A. Karavadi
Yoğun ve yorucu geçen iş gününün tek güzel yanı beni almaya kocamın gelecek olmasıydı. İstediğim veriyi alamamanın verdiği stresi yalnızca onu görerek azaltabilirdim. "İyi akşamlar," dedim içerideki ekip arkadaşlarıma. Onlar henüz eşyalarını toplamayı bitiremediğinden ben erkenci olmuştum.
"Mihra," dedi Ertuğrul Bey. Kendisi proje yürütücümüzdü, aramıza yeni katılmıştı ama her şeye hakimdi. "Ben de molaya çıkacaktım, beraber çıkalım." Onu başımla onaylarken kolumdan kayan çantamı düzeltmiştim. Kendisi bu gece çalışmaya devam etmek istediğinden çıkmayacaktı. "Sen, evliydin değil mi?" Anlam veremediğim sorusuyla ona doğru kaldırdım bakışlarımı.
"Evet," koyu kahve gözleri ve saçlarıyla dikkat çekebilecek bir adamdı fakat benim dikkatimi hiç çekmiyordu. "Birkaç ay oldu." Kendisi, bildiğimiz kadarıyla otuzlarının ortasında fakat bekardı.
"Şaşırtıcı," dedi muzip bir şekilde gülerek. "Genelde bilimle ilgilenenler böyle erken evlenmez." Sensörlü kapı açılırken kendimi çabucak dışarıya atmıştım. Antalya için soğuk sayılabilecek hava suratıma çarpıp ayılttı beni. "Eşin gecikecekse seni bırakabilirim." Bu teklifi kibarlık olarak görmek istiyordum şu an. Aksine bir şey olması mümkün olmamalıydı.
"Hayır gerek yok," Dışarıda gözlerimi gezdirirken yanımda durmayı sürdürdü. Cebinden çıkardığı sigara paketini bana doğru uzattı."Kullanmıyorum, sağ olun." Sessizce sigarasını yakarken sabırsızca kocamı bekliyordum. Başka zaman gelmesini istemesem bile kapıda beklerdi fakat bugün ortalıkta görünmüyordu.
"Uzun bir süre beraber çalışacağız," dedi Ertuğrul bir kez daha konuşma başlatarak. "Biliyorsun, bazen işler uzayabiliyor. Sonuçlar gecikebiliyor. Senin için sorun olur mu?"
"Anlamadım," dedim ona doğru dönerek. "Ne gibi bir sorundan bahsediyoruz?" Yüzümde hafif bir tebessüm vardı fakat bu ne kibarlıktandı ne de keyiften. Aksine günün gerginliğini taşıyordum.
"Yanlış anlama lütfen," sol eliyle sigarasını tutarken sağ elini omzuma yasladı hafifçe. "Ekibin tamamıyla konuştum bunları, seninle de o yüzden konuşuyorum. Yürütücü olarak bilmem gerekiyor ki bende üstlerime doğru raporlama yapabileyim." Omzumu hafifçe silkerken eli boşa doğru düşmüştü.
"Bilmek istediğiniz şeyi hâlâ anlayamadım,"
"Eşin sorun çıkarır mı? Geç saatlere kadar burada kalman sorun olur mu? Biliyorsun, aramızda evli olan üç kişiden birisin ve kalan ikisi erkek." Yüzümü buruşturmamak için dirensem de kaşlarımın çatılışı çoğu şeyi ifade etmiş olmalıydı.
"Diğer ikisinin erkek olması onlara saat özgürlüğü tanıyor fakat kadın olmam beni kısıtlıyor mu?"
"Sadece sordum," gözlerimi devirmedim fakat yola doğru çevirdim. "Kusura bakma, cinsiyetçi bir konuşma oldu. Özür dilerim." Fütursuzca haykırmak istesem de dudaklarımı birbirine bastırdım, sakin kalmaya çalışarak ona doğru döndüm yeniden.
"Ben üstüme düşen görevi her zaman tam yaparım," başıyla beni onayladı çabucak. "Merak etmeyin, geceye kalmam gerekirse kalırım. Çoğu zaman onların gecelerce kaldığı işleri ben daha erken bitirebildiğim için gerek kalmıyor, hepsi bu." Hayatımın hiçbir döneminde gece çalışması benlik olmamıştı fakat gerektiğinde yapmıştım.
"Sana güveniyorum," dedi gülümseyerek. Yapmacık bir tebessümle karşılık verdim. "İşinde iyi olduğuna eminim."
"Teşekkür ederim," tanıdık bir teker sesi caddeyi bulurken ikimizin de gözleri yola dönmüştü. "İyi akşamlar." Asilhan, tam laboratuvarın önünde durdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Romance🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
