kırk sekiz

137 16 22
                                        

willhelm wagner, kasım 1943
sabaha karşı 5, berlin
adrese teslim edilmemiş mektuplar, sırasız (4)



elijah, ben duygularımı anlatmada iyi biri olamadım. senin içinde olmadığın yerlerde 'ben' diliyle konuşmaya alışamadım. o yüzden, sana bir hikâye anlatmalıyım.

willhelm wagner bir süredir babasının sevdiği bir askerdi.

schutzstaffel, yani ss askeri olan babası bu işe gönülden bağlıydı. doğrusu, yaşadığı herhangi bir evrende sağ kalmış bir yahudi olduğuna dahi inanmak istemiyordu artık. gün geçtikçe artan yehova nefreti, ideolojilerin ve işindeki başarısının da desteğiyle gittikçe yükseliyordu. yıllar önce böyle değildi, daha doğrusu bu kadar değildi ancak şimdi, yıllar öncesini bir pişmanlık olarak görüyordu. oğlu willhelm ise bu konuda ona benzer bir kişilik gelişimi göstermemişti, en azından son zamanlara kadar.

bir süre önce oğlundan ilk kez destek aldığı bir gün yaşadı. o günden beri oğlunu, kolunda kırmızı bir armayla görmenin yaşattığı hazzı, oğlu ilk doğduğunda bile yaşamamış olmanın verdiği bir gururla izliyordu. willhelm içinde bulunduğu her yerde başarılı olabilen, zeki, anlayışlı -bu anlayışından babası oldukça nefret ediyordu- ve kendisini yedirmeyecek düzeyde kurnaz bir çocuktu. babası inanıyordu ki bir gün savaş bittiğinde oğlu şerefiyle ödüllendirilecek ve yıllar sonra torunları, büyük alman devletinin başkentine oğlunun heykelini yaptıracaktı.

willhelm wagner için ise heykellerin bir önemi yoktu. işleri doğru yaptığına inanan ron olmanın manevi tatminiyeti, heykeli olan bir willhelm wagner'dan daha ağır basıyordu ancak artık, manevi tatminiyet, soyut düşünce, idealist kavramlar gibi göğsünde büyüttüğü tüm gerçeklikler artık silinmişti. günde en az bir yahudi askerinin canına kıydığı, kendisini asla bu noktada göremeyeceği bir hayatın içinde, bomboş gözlerinin baktığı her yerde kan görüyor, gördüğü her kan onu hissizleştiriyordu.

birini yaşatmak için bini öldürmek; willhelm wagner, hayatı boyunca ona karşı savaştığı nefretin azılı bir askeri olarak idrar ve kan kokularının arasında yalnız bir çehreyi arıyordu.

hikâyenin burasında gerçeğe dönüyoruz sevgilim. sevgili elijah, bunu bilmelisin ki artık nazi ordusunun bir neferiyim.

beni gördüğünde korkmaman için saçlarımı kestim, ilk görüşte beni tanımanı istemiyorum. yanına gelmeliyim, seni görmeliyim. yaşadığını bilmediğim anlar beni katil ediyor, yaşadığını bilmediğim anlar suratımı kesiyor, çektiğim acı ve göğsümde taşıdığım melankolinin hiçbir çıkar yolu yok, hiç olmamıştı da.

seni görmeliyim elijah, dudaklarım dudaklarına değmese de gözbebeklerim bulunduğun yere bakmalı.

bencilce olduğunu biliyorum ancak ölüm seni bu dünyadan koparacaksa, gözlerimin önünde olmalısın. öldüğünü bilmeden nefes alamıyorum ve o gün geldiğinde, cennetin kapısını beraber çalmalıyız. önden girmelisin ve tanrı, seni üzmemek için beni de içeri alıp arka kapıdan çıkarmalı. bir melek gibi temiz gözlerin sonsuza kapandığında orada olmalıyım, benim için bundan daha güzel bir intihar mektubu olamaz sevgilim.

karmaşık ve umutsuz olduğumun farkındayım ancak artık düşünemiyorum. beni en son gördüğün gibi değilim elijah, bulduğum her delikte deliler gibi sana ait bir parça arıyorum. giden sensin, bunun ne demek olduğunu sana gösteremem elijah. ölseydin arkandan gelirdim ancak yoksun ve nerede olduğunu bilmiyorum. deliriyorum, sevdiğim. aklımda sağlıklı kalan son birkaç damlayla yapabileceğim tek şey bu oyuna kendim de katılmak.

seni görmemin tek çaresi seni öldürmekse orada olacağım elijah. yine de bundan önce tüm çıkış yollarını denemeden tetiğe basmayacağım. bunun için benden nefret edeceksin, tuvalete eğildiğin o ilk günden beri benden nasıl nefret ediyorsan ölmene izin vermediğim için, annenden gelen mektubu nasıl elinden aldıysam kendini daha çok sevmen için, hepsinden daha fazla elijah, daha fazla benden nefret edeceksin zira gözlerimin önünde bir numara dövmesiyle bana ölmek hakkında konuştuğunda, kemerimin altına sıkıştırdığım tabancayı sana doğrultmayacağım. bütün çıkış yollarını denemeden son çıkışı kullanmayacağım, yaşayan bir ölü de olsan seni bulacağım.

benden korkmaman için saçımı kestim sevgilim, belki bulursun diye adım attığım her kampa bir tel bırakacağım.

seni tanıdığım ve bildiğim her şeyden daha çok seviyorum. bunun için öldüğünü görmeliyim, sana kavuşabileceğim tek yer tanrı'nın yanı. yine de, orada da yollarımız ayrılacak ve ben, cehennemin neden cehennem olduğunu sensizliğe bağlayacağım.





kangrenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin