Merhaba, bugün iki bölümü birleştirdim azıcık geç kaldığım için. Yeni bölümün ne zaman olduğunu haklı olarak soranlar çok oldu. Bundan sonra yetiştiği kadarını koyma kararı aldım bölüm bölüm olması yerine sanırım cuma pazartesi günleri yayınlayacağım yeni bölümleri.
Hepinize iyi okumalar! Yorum ve düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın :D Beğenirseniz de yıldız tuşuna basarsanız çok mutlu olurum ^^
Tina yine çok fazla Sex And The City izlediği bir günde asla kendi yatağımda seks yapmamı öğütlemişti. Birincisi çarşafları değiştirmek çok sıkıcıydı.
Ve ikincisi malum kişinin yapışıp kalmasını istemezdik.
Yatağın çoktan soğumuş diğer kısmına elimi attığımda istediğim aslında tam tersi olduğunu biliyordum. Belki de kafamı toplayıp onun yatağında yatmalıydım.
Bu şekilde yapışıp kalabilirdim.
İç çekerken yine lafın lafı açtığını fark ettim. Bu da gergin olduğumun kanıtıydı. Neden lanet olası yanımda değ—
Kahretsin!
Siktir!
Sanki çarşafım alev almış gibi fırlarken kendime saydırmaya devam ettim.
Harikulade bir evlat olarak Hugh'ın cenaze törenine geç kalmak üzereydim.
Depar atarak banyoya koşup duş almaya koyuldum. Hızlıca temizlenirken duşun camdan kapısını açmak için döndüğümde artık yalnız olmadığımı fark ettim. Refleks olarak ellerimle oramı buramı kapatırken nefesim boğazımda düğümlenmişti.
O kadar lanet bir şekilde kusursuzdu ki gözlerimi bir saniye bile ondan ayıramıyordum. Sadece sarışınların güneşte sahip olabildikleri gibi teni bronz altındı. Siyah gömlekle örtülmüş kasları spor salonunda deney faresi gibi çalışmıştan çok gerçek deneyimlerle oluştuğunu gösterircesine asil ve sağlam görünüyordu.
"Annie." Dediği anda boğazımdaki yumruyu yutmaya çalışırken neredeyse boğuluyordum. İsmimi söyleyişine bayılıyordum. Sırtımdan kayıp giden suyu kapattım.
"Jett."
Gözlerini yakıcı bir ışıltıyla vücudumda dolaştırdı. "Hala kızardığına inanamıyorum." Bakışlarının değdiği yerler alev alırken gözlerimi kapatıp tekrar beyazlaşmak için ufak bir yalvarışta bulundum.
25 yaşındaydım. Artık bir erkeğin karşısında güvenle durabilmeliydi ama o fazla... Fazla şeydi ve ben...
Ben çıplaktım!
Tenimdeki damlalar ısıyla buharlaşırken başını sallayarak cevap vermeyeceğimi anladığını gösterdi.
"Annie bana söylemek istediğin bir şey var mı?" Bir anda gelen soruyla bir adım geriledim ve sonra bunu bilerek yaptığını fark ettim. Beni çıplak bir şekilde banyoda kıstırmıştı çünkü asla kaçamazdım.
Tıpkı birine balonun içinde evlenme teklif etmek gibiydi.
Bir adım gerileyince sırtım soğuk fayansa dayandı. Tenim ürperirken bakışları gözlerimi kapatsam bile gözkapaklarımı delip geçecek kadar kararlıydı.
Tavana baktım. Neden bu kadar zordu?
Ne söylememi istediğini biliyordum ama neden bu kadar zor olduğunu bilmiyordum. Bir şey beni durduruyordu, ancak o şey neydi?
Midemde bir şeyler düğümlenirken eş zamanlı olarak dilim ağzımda içinde tüm işlevini yitirmiş gibi hareketsizdi.
Tam o sırada tüm bunlar yetmezmiş gibi o sesi duydum. "Jett!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaçak
AventureKaçtığımı sanırken, aslında her adımım beni ona daha çok yaklaştırmıştı... Ve her bir adımı, yasak bir zevkle atmıştım...
